| Uğur Derman’a borçluyuz! |
| Türk kültür ve sanat âleminin sevdalı bir emektarına safa olsun, vefa olsun cümle kelam-ı kibar… |
| 20110317095712 |
|
Beşir Ayvazoğlu, Zaman’da, M. Uğur Derman’ın bir ömrün adandığı sanat aşkından ve Ömrümün Bereketi adıyla kitaplaşan yazılarından bahsetmiş. Bir kısmını paylaştık:
Bir ömrün bereketi
“Uğur Bey'in ismine ilk defa bir zamanlar tiryakisi olduğum Hayat Tarih Mecmuası'nın Ocak 1969 tarihli 12. sayısında "Hattat Sami Efendi'nin Diş Kirası" başlıklı yazısında rastlamıştım.
Yazının üzerindeki imza tam olarak şöyleydi: "Yazan: Ecz. M. Uğur Derman". Bu yazıda "diş kirası" kavramı ve geleneğinden söz ediliyor, ardından hoşsohbet ve nüktedan bir şahsiyet ve büyük bir hattat olan Sami Efendi'nin bir diş kirası hikâyesi anlatılıyordu.
Hattat Sami Efendi'nin diş kirası
Hikâye şu: “Devrin vezirlerinden Tevfik Paşa, bir iftar davetinden sonra, Sami Efendi hariç bütün misafirlerini diş kiralarıyla uğurlar. Sami Efendi şaka yollu "Ben de isterim!" diye tutturunca, tatlı bir çekişmenin ardından, "Eh, yukarıda bir murakka olacak, bari onu da sana vereyim" diyerek Hattat İsmail Zühdî Efendi'nin iki parmak kalınlığında nefis bir sülüs-nesih murakka'ını hediye eder. Heyecandan kalbi duracak gibi olan Sami Efendi hemen birkaç tane gaz lâmbası getirtip incelemeye başladığı murakkaın sayfaları arasında zamanı unutur ve saatler sonra, "Efendi hazretleri, sahur vakti geldi, müsaade buyurunuz, beraber yiyelim!" hitabıyla daldığı rüyadan uyanır.”
Tevfik Paşa'yla Sami Efendi'nin fotoğrafları ve Sami Efendi'nin nefis bir istifiyle bezenen bu güzel yazıda doğrusu sanat aşkının ne demek olduğu çok iyi anlatılıyordu. O tarihten sonra Uğur Bey'in hiçbir yazısını kaçırmamaya çalıştım; zamanla Türk Sanatından Ebru, Türk Hat Sanatının Şaheserleri gibi kitaplarının yanı sıra, 50 San'at Sever Serisi'nde çıkan hattat biyografilerinden bir kısmını da edinmiş, yani kararlı bir Uğur Derman okuyucusu olmuştum.
…
İlk yazısını Hattat Macit Ayral'ın vefatı üzerine 1961 yılında merhum Süheyl Ünver'in teşvik ve ısrarı üzerine yazan ve onun
"Kardeşim, Macid Bey'i öyle bir yazmışsın ki, hani benim için de yazar mı acaba diye, ölesim geldi"
iltifatı üzerine yazı hayatına devam etme cesaretini gösteren Uğur Bey'in çeşitli dergilerde dağınık olarak çıkmış ve çıkmakta olan yazılarını gördükçe, bunların mutlaka bir araya getirilip en güzel şekilde basılması gerektiğini düşünürdüm. Bu arzumu kendisine de birkaç defa söylediğimi hatırlıyorum. Meğerse bu konuda yalnız değilmişim; aziz dostumuz Sinan Uluant da birkaç yıldır ısrar edip dururmuş. Sonunda kolları sıvayıp işe koyulan Uğur Bey, dostlarından da yardım alarak elli yılda yazdıklarının bir kısmını bir araya getirmiş…
Evet, ismindeki I'den devamının geleceği müjdesini aldığımız Ömrümün Bereketi, Kubbealtı tarafından yayımlandı ve geçen hafta sonu bir toplantıyla kültür ve sanat dünyasına takdim edildi…
Başka ne söyleyebilirim? Sevgili Uğur Ağabeyime daha nice makaleler ve kitaplar yazması için uzun bir ömür diliyorum.”
Bu kitap illa ki okunur!
Ayvazoğlu, M. Uğur Derman imzasını taşıyan nice güzelliliği ciğerlerimize çekme imkanına kavuştuğumuz Ömrümün Bereketi adıyla kitaplaşan muhakemat-hatıratından dem vurarak güzel telmihlerde bulunmuş.
Mezkur zevatın ‘ömrüne bereket’ dileyerek, bir solukta okunacak bu kitabı bu ayki ‘alınacak kitaplar’ listenize eklemenizi muhabbetle tavsiye ediyoruz.
A.Kerim Sencer
HaberKültür.Net
|