Şiirlerimi Hüseyni makamında yazıyorum
Hüseyin Karacalar ile şiirler, şarkılar ve kitaplar üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik.
20110124151520

Şiirlerini Hece,Yedi İklim, Aşkar, Sühan gibi edebiyat dergilerinde okuduğumuz Anadolu’nun bağrından, Sivas’tan bize ta yüreğimize seslenen şair Hüseyin Karacalar ile şairliği üzerine seyr-ü sefer ettik. Bakın neler dedik..

 

Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Kimdir Hüseyin Karacalar, ne zaman başladı şiir yazmaya?

1976 Sivas doğumluyum. Mimar Sinan Üniversitesi’nde tarih okudum. Sivas’ta özel bir eğitim kurumda tarih öğretmenliği yapıyorum. Çok hareketli bir hayatım yok. Sivas’tan kaynaklanıyor olsa gerek. Kitaplarla, şarkılarla, sinemayla örülü bir dünyam var. Günlerimi dolu dolu geçirmeye çalışıyorum. İlk şiirlerimi üniversiteye hazırlık sürecinde yazdım. Hala saklarım onları. Görücüye çıkmayacak olsa da severim o şiirlerimi.

Her şiir bir şarkıdır. Ve bir hikâyesi vardır çoğu kez.. Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Size göre de öyle mi, şarkıysa eğer hangi makamda, hikâye ise kimleri anlatır, neyi?

Şiirdeki ses, ahenk ve ritim elbette şarkıları çağrıştırır. Eğer her şiir bir şarkıysa ben şiirlerimi Hüseyni makamda yazıyorum. 

Şiirin kurgusunda içeriğinde şairin muhatap olduğu bir hayat vardır. Yaşadığım hayattan bağımsız hiçbir şey yazamam. Yazdıklarımın, her bir mısramın karşılığı vardır bende. Sahte yaşamlardan, bencil, enaniyet, böbürlenme gibi duygulardan uzağım şükür.  Fani olduğumun bilinciyle hikâyemi yazıyorum. Suni acıları, sanal hüzünleri, artistik mısraları bulamazsınız bende. Fildişi kulelerini yıkmış birisiyim. Sokaktan, halktan besleniyor şiirim.

Şarkı demişken, müzik sizin şairliğinize ne kadar dokunur, kapladığı yer ne kadar?

Şarkılarda hayatımızın bir parçası.  Eskiden bir müzik eşliğinde şiir okumayı, yazmayı severdim. Şimdilerde sakinliği tercih ediyorum. O tınılar elbette geziniyor muhayyilemizde. Şiirime, Cohen, Bob Dylan, Pink Floyd, Sting, Feyruz, Ümmü Gülsüm, Mohsen Namjoo, Üç Hürel, İlhan İrem, Fikret Kızılok, Yasmen Levy ve sayamadığım bir çok isim güç veriyor.

Hangi şairleri okur ve takip edersiniz?

Yani nasıl desem. İsim saymaya kalkışsam en çok yeri şairler kaplar. Şiir hayatımın en güncel olayıdır. Edebiyat dünyasını çok iyi takip eden birisiyim. Bu takip olayı haber ve dedikodu şeklinde değil tabii. Ciddi bir okurum. On yılı aşkın bir zamandır birçok edebiyat dergisini takip ederim hala da takip ederim.  Önce şiirlerini okurum. Notlarımı düşerim. Yeni kuşak şairlerden tutun da eskilere varıncaya kadar birçok isim kütüphanemde dost düşman sırt sırta vermiş bir şekilde dururlar. Şiir sarayımın sütunlarını soruyorsanız:

Sezai Karakoç, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu ve Turgut Uyar’dır.

Şiir kitaplarının haricinde ne tür kitaplar okursunuz, en son hangi kitabı okuduğunuzu sorsak?

Elimden geldiği kadar planlı okumalar yapmaya çalışıyorum. Çalışma masamda üç dört kitap bir arada oluyor. Öykü, roman, fikir ve şiir dörtlüsünü bir arada götürmeye çalışıyorum. Dergileri kitap gibi düşünürüm. Kırk sayfayı aşkın dergiler birer kitap gibi. Onları da unutmamak lazım. Çehov’un toplu öyküleri çıktı Everest yayınlarından. Rus edebiyatında ihmal ettiğim bir isimdi Çehov. İyi ki geciktirmişim. Büyük bir keyifle okudum Çehov’u. Şule yayınları da muhteşem bir iş çıkardı ve İsmet Özel’in gazete yazılarını Şairin Devriye Nöbeti üst başlığında kitaplaştırdı. İkinci kitabı (Bileşenleriyle Basit) bitirmek üzereyim.  İsmet Özel’in siyasi düşünce seyrini anlamak isteyenler için okunması gereken kitaplar. Cuma mektupları da ihmal edilmemeli. Gerçi kimin umurunda bu kalın kitapları bitirip “Kalın Türk’ü” anlamak. Bitirdiğim roman Michael Ende’nin “Bitmeyecek Öykü” başladığım roman ise Faulkner’in Ses ve Öfke’si. Çok mu uzattım : )

 

‘’Hayat’’ diyelim size… Ve siz bir dörtlükle cevap verin desek, neler dökülür kalbinizden?

1. Göçtü kervan kaldık dağlar başında.

2. Ben geldim geleli açmadı gökler..

3. Ben konuşmasını bilmem Lili.

4. Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir!

Kendimden olmasa da beni en iyi anlatan mısralar bunlar…

 

Şiirlerinizi daha önce Sühan, İkindi Yağmuru, Aşkar, Az Edebiyat, Karayazı gibi dergilerde gördük. Şimdilerde ise, Yedi İklim ve Hece gibi merkezi edebiyat dergilerinde görüyoruz. Peki yayınlanan şiirlerinizi bir araya toplama, kitaplaştırma projeniz var mı?

Allah nasip etsin derim. Ben biraz geriden takip ediyorum kendi hayatımı. Belki Rabbimin dileği böyle. Çoğu şeye geç kalmış birisiyim ki şiire de kuşağıma göre de geç kalmış, geç görünmüş birisi oldum. Tabii imtihan dünyası. Yaşayacaklarımız varmış. Geç olsun güç olmasın. Nasibim de kitap varsa o da olur inşallah. Kitap çıkarmak zor değil ki. Herkes rahatlıkla kitap çıkarabiliyor. Sağlam şiirin peşinden koşup sağlam diri bir kitaba imza atmak gerek. Bu isterse 40 yaşında olsun. Benim için önemli olan bu.

 

Zeynep Delav
HaberKültür.Net