Anadolu'nun vicdanı: Muhsin Yazıcıoğlu
Anadolu'nun vicdanı: Muhsin Yazıcıoğlu
20100325131812

Cennet mekan Muhsin Yazıcıoğlu, bir lider ve  bir insan olarak sizin için sahip olduğu değeri nasıl kazandı?
Benim tiyatroyu meslek seçmemde, şu anda faaliyet sürdürdüğüm Yenilmez Sanat Merkezi’nin kurulmasında, yaklaşık 87 yılından bugüne kadar; Anadolu turnesi olsun, Kınalı Kuzular olsun yaptığım bütün sanat çalışmalarında, en kara günümde, en zor günümde maddi-manevi yanımda olan bir siyasi liderdi. Sıkıştığımızda onun kapısına giderdik. Onun parası bitmezdi, onun morali bozulmazdı, onun şevki tükenmezdi… O öyle bir insandı.

Bir sanatçı gözüyle sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun sanata bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Muhsin Bey’i keşke insanlar tanıyabilseydi. Onun nasıl bir sanat dostu olduğunu, nasıl bir edebiyatçı dostu olduğunu, iyi bir şair olduğunu, çok iyi bir tiyatro eleştirmeni olduğunu bilselerdi.
İlk defa, tiyatro yapacağım dediğimde o zamanlar Selçuklu Sosyal Güvenlik Eğitim Vakfı başkanıydı, ceza evinden yeni çıkmıştı, kendisi imzalayıp elime referans vermişti. Gittiğin her yerde şunlarla bağlantı kur, diye…
Yazdan, sezona hazırlayacağım oyunları sorardı “ne düşünüyorsun önümüzdeki sezona” diye. Oyunu kendim yazıyorsam; “bana oyunu bir göndersene bir baksam” derdi veya dizilerle alakalı olarak; Kınalı Kuzular’da en çok yardım edenlerden biriydi.
12 Eylül’ün otuzuncu yılına ait bir sinema filmini beraber hayal ederdik. Allah nasip etmedi, göremeyecek belki, ama şevki vardı.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi bir lider olarak siyasete bakışını nasıl tarif edersiniz?
Muhsin Yazıcıoğlu farklı bakmasını bilen bir insandı. Siyaseti farklı duygularla yapan bir insandı. Siyasette hedefi seçilmek ve iktidar olmak olarak görmüyordu. Siyasette seçilemeden de muktedir olunabileceğini gösterdi. Nerede gösterdi? 28 Şubat’ta gösterdi.
Bakın, bu ülkenin birinci meclisinde çok şeyler konuşulmuştur. Bu ülkenin TBMM’sinde, milletin meclisinde çok hassas konular tartışılmıştır ama TBMM’nin kürsüsünde zannetmiyorum ki hiçbir parti lideri tanklar sokaklarda yürüyeli daha 24 saat bile olmadan çıkıp “Birileri bizi iyi dinlesin. Birileri iyi bilsin ki bu ülke İran olamaz. Birileri iyi bilsin ki bu ülke Suriye de olamaz, olmamalı. Ve kimse bizden namlusunu millete çevirmiş orduya selam durmayı beklemesin” dememiştir. 28 Şubat’ı bitiren bu sözdür.

Sizce halk, Sayın Yazıcıoğlu’nu, kirliliğini farkettiği politikanın cenderesine sokmamak için seçmemiş olabilir mi?
Aslında biraz önce konuşurken aklıma geldi dostum. Dert yanıyoruz, “neden fark edilmiyoruz, niye destek görmüyoruz?” diyoruz. O konuşmayı yapan, o süreçte o gayreti sarf eden Muhsin Yazıcıoğlu diğer seçimlerde meclis dışı kaldı. Bu, kader elbette ama bazan bir açıklamasını bulamıyoruz. Kendi kendime şunu diyorum: “Demek ki biz buna layıkmışız.” Başka çaren kalmıyor. Başka sonuç yok. Bütün sokaklar çıkmaz sokak.

Merhum Yazıcıoğlu 1993’te “Büyük Birlik” diyerek kendi yolunu çizdi. Onun birlik anlayışından biraz bahseder misiniz?
Rahmetli çokluk içinde birliği savunurdu. Az olan topluluklara bile “kapısını kapatıp bana gelsin” dememişti. Herkes farklılıklarını daha güzel şartlarda korusun, her cemaat, her meşrep, her parti mutlaka olsun, ama biz o çokluk içerisinde birliği sağlayalım hayalini güttü.
Özellikle şu hassas dönemlerde, terörün en yoğun olduğu dönemlerde, Şırnak’ta gecenin saat 2’sinde bir internet kafede gençlerle sohbet ediyor, ateri oynuyordu. Hatta hangi artisti seviyorsun deyince, beni sevdiğini söyleyen birisi çıkmış, gecenin saat 2.15’inde beni aradı. İnternet kafedeyiz ateri oynuyoruz gençlerle, dedi. Böyle bir liderdi Muhsin Yazıcıoğlu.
Anadolu’yu bir kilime benzetirdi. Biz aynı kilimin desenleriyiz; nasıl ki bir kilimden bir ilmiği, bir motifi çıkarırsanız o kilimin orijinalliği kalmaz, biz de öyleyiz, derdi. Mekanı cennet olsun.

Geride kalanlar, önden gönderdikleri büyük bir lideri nasıl takip edecekler?
Muhsin Yazıcıoğlu’nun hatıralarını, Muhsin Yazıcıoğlu’nun misyonunu yaşatacak bir vakıf kuruldu. Ağabeylerimiz de lutfettiler, o vakfın yönetim kuruluna beni de layık gördüler.
Bizi okuyanlardan yolu Ankara’ya düşenler, Taceddin Dergahı’nda; hem Taceddin Efendi’ye, hem Mehmet Akif Ersoy’umuza (ki İstiklal Marşı’mızı orada yazmıştır) hem de merhum dava adamı Muhsin Yazıcıoğlu Bey’e dua ettikten sonra hemen iki sokak arkasındaki Muhsin Yazıcıoğlu Bey’in adına kurulan “Gönüllerde Birlik Vakfı” ‘na uğrayabilirler.
Vakfımızın başkanı; onun dava arkadaşı, ülkü ocakları döneminde yönetim kurulu üyeliği, sonrasında ülkü ocakları genel başkanlığı, daha sonra BBP Çorum milletvekilliği yapmış ve bana göre bir ahlak abidesi olan sayın Hasan Çağlayan Bey’dir.
Dava arkadaşlarından Kadir Mahir Damatlar Bey, yönetim kurulu üyesi, yine dava arkadaşlarından Erol Dok Bey, Arif Canlı Bey ve adını şu anda bir çırpıda sayamayacağım dostları orada.

Gönüllerde Birlik Vakfı nasıl bir misyon üstlenecek?
Orası bir okul, bir enstitü görevi üstlenecek. Şimdi orada vakfımızın bünyesinde bir sanat evi açacağız inşallah. Daha görev bölümünü yapmadık ama ben sanırım o sanat evinde görevlendirileceğim. Çeşitli akademik çalışmalara ön ayak olacağız. Bu ülkenin birlik ve beraberliğine, bu ülkenin kültürüne, sanatına, edebiyatına, ekonomisine, siyasetine insan yetiştirilmesi noktasında çalışmalarımız olacak. Partideki arkadaşlarımız partiyle ilgilenirken, ocaktaki arkadaşlarımız ocakla ilgilenirken vakıf çalışmasını da bu şekilde götüreceğiz.

Hem sanatçı hem de gönül ehli bir liderin gönüldaşı olarak boşluk kabul etmeyen hayatta onun yokluğunda siz neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Benim naçizane partide de görevim var vakıfta da görevim var. Ama inşallah sanat alanında onu anlatacağım, onun ideallerini anlatacağım, onun hayallerini çekeceğim. Biliyorum bir ömür yetmez o hayallerimizi çekmeye ve benden sonra da o hayalleri çekecek öğrenciler yetiştireceğim.


Biraz tadımlık da olsa söyler misiniz, ne idi Muhsin Yazıcıoğlu’nun büyük hayalleri?
Mesela bahsetmiş olduğumuz şahsiyetlerin genç nesillere aktarılmasını elzem biliyordu. Akif’in mutlaka anlatılmasını istiyordu. Taceddin Dergahı’na gömülme nedenlerinden biri de Akif’e olan sevgisidir. En hassas zamanlarda gecenin bir vakti Taceddin Dergahı’na giderdi.
İkincisi, sanatta yeni neslin yetişmesine çok önem veriyordu. Hatta kendi kızı Firuze’nin güzel sanatlar okumasını istiyordu fakat Firuze daha sonra başka bir şey okudu.
Bana, sürekli sanat okulu, lise veya bir üniversite kurulması konusunda bazı şeyler söylerdi. Seçimlerden sonra bir şeyler yapacaktı. Güzel sanatlar lisesi kuralım, hayali vardı. Ve 12 Eylül’ün bir filmini istiyordu. “Bizim haklılığımızı anlatma, adam gibi bir film çek” diyordu. Çünkü şöyle tarif etmişti: “11 Eylül’de koskoca Türkiye’yi paylaşamadık, 12 Eylül’de birileri geldi, iki buçuk metre hücreyi bize beş buçuk yıl paylaştırdı.” O, üç tane sol liderle aynı hücreyi paylaştı. 11 Eylül’de tabutlar kalkıyordu, 12 Eylül’de bunlar birden bitti. Bu sorgulamayı yapan bir insandı ve 12 Eylül’ün bir filminin çekilmesini istiyordu. Bu sebeple okula çok önem verirdi.

Sizin bu doğrultuda bir eğitim kurumu projeniz var bildiğim kadarıyla
Evet. Yenilmez Sanat Merkezi bünyesinde “Türk Temâşâ Atölyesi”ni kurduk. Ocak ayı içerisinde sınavlarını gerçekleştirdik ve 4 Şubat 2010 itibariyle yaklaşık 100’e yakın kişi arasından tercih ettiğimiz 25 öğrenciyle yola koyulduk. Sanat yetenek isteyen bir şeydir ve bu konuda bir emek veriyorsak meslek olarak seçebilmeli insanlar kaygısı içerisinde daha seçici davranmak gerektiğini düşündük.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun hedefleriyle Türk Temaşa Atölyesi’deki eğitimin kesişme noktası nedir?
Burada bir stüdyo eğitimi olacak. Bizim aile geleneğimiz gibi… Önce sanat nedir, sanatçı kimdir, sanat bakışı nedir, Anadolu’da sanat nedir, olması gereken sanat, sanatçı, sanat eseri nedir, bir eser sanat eseri olabilmesi için hangi özellikleri taşır, gibi bilgilerle başlayıp orada yazarlık, oyunculuk bölümlerine ayrılan ve gerçekten bu konuda yetkin kişiler tarafından derslerin verileceği bir okul. Böylece onun hayalleri, onun idealleri bünyesinde bir şeyler yapmaya çalışacağız. Muhsin Yazıcıoğlu artık ne yalnızca BBP’nin ne de alperen ocaklarının değeridir, o bu milletin bir değeridir,

Bunu cenazesinde de açık bizzat gördük. Bütün cemaatler, cemiyetler, tarikatlar, herkesimden insan vardı.
Kesinlikle! Bunu Kocatepe’deki o kalabalıkta gördük. O, büyük birliği orada oluşturdu ve orada bizim üstümüze öyle bir mesuliyet bıraktı ki… Büyük birlik, büyük birlik dedi ve en sonunda kucağımıza kaldırıp attı: “Alın işte büyük birlik budur. Delikanlıysanız, adamsanız, adam gibi adamsanız bu büyük birliği taşıyın, daha da büyütün” dedi.
Daha da ileri gidiyorum; ben bir dizi çekiminde Trakya’daydım, aklımın, hayalimin almayacağı kesimler otele ziyarete geldi. Benim sanatçı olduğum halde bir araya gelmediğim insanlar gözyaşlarıyla “Sen bize Muhsin Yazıcıoğlu’nu anlattın. Biz o insanı tanıyamamışız” diyordu. Bu nasıl oldu? Bu oldu abi. Allah ol, dedi, oldu. Ve Muhsin Yazıcıoğlu elimize çok mesuliyet duymamız gereken bir büyük birlik bırakarak gitti. Ve altını çizerek söylüyorum, bu büyük birliği BBP’ye, alperen ocaklarına falan bırakarak gitmedi. Kocatepe’de bulunan, bulunmayıp televizyonlarından takip eden, edemeyip dualarıyla hep orada olan bu millete, bu ümmete, insanlığa bir büyük birlik emanet etti. Ben bizi okuyacaklardan istirham ediyorum, Muhsin Yazıcıoğlu’nun çocuklarına tanıtsınlar, çünkü o delikanlı bir adamdı.

Çocuklarımıza “Yiğit Muhsin” adını mı versek acaba?
Kesinlikle. Geçen de bir kardeşimizin çocuğu olmuş “Ağabey, adını sen koy” dedi, ben dedim ki “Ad belli, bu sene doğan erkek çocuklarımızın ismi Muhsin, kız çocuklarımızın ismi de Muhsine…”

Kendisiyle yaşadığınız özel bir hatıra alabilir miyiz?
Cezaevinden yeni çıkmıştı. Kırılan Güller’i çekerken “yahu yapabilecek miyiz, edebilecek miyiz” diye düşünürken ben ona sıkıntıları pek anlatmamıştım ama bizim ekipte çok fakr u zaruret vardı. Ankara Demetevler’de program oldu. Biraz karışık bir dönemdi. Rahmetli Türkeş Bey de bize biraz kızardı o dönem. onun da mekanı cennet olsun. O da büyük bir dava insanı. Üzerimizde hakkı var. Oyuna çıktım. Oyunda idam sahnesi vardı. O sahnede salon pür sessizken bir ses geldi; bir kırılma sesi. Işık artınca bir baktım ki oturduğu koltuğun yandan tutulan yerlerini kırmıştı. Ve bir göz düşünün, dolu ama tek damla yaş akmıyor. Elleri de iki yanında öylece bana bakıyordu. Hiç unutamam onu. Unutamadığım çok anı var onunla. Kaza mı yaşamadık, ölümü mü tatmadık, güzellikleri

 

 

 

 

 

 


1. Siz bir sanatçısınız ve cennet mekan Muhsin Yazıcıoğlu’nun, hayatınızda hususi yeri olan önemli insanlardan biri olduğunu biliyoruz. Onun sanata bakışı nasıldı?
2. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi bir lider olarak siyasete bakışını nasıl tarif edersiniz?
3. Sizce halk, Sayın Yazıcıoğlu’nu, kirliliğini farkettiği politikanın cenderesine sokmamak için seçmemiş olabilir mi?
4. Geride kalanlar, önden gönderdikleri büyük bir lideri nasıl takip edecekler?
5. Gönüllerde Birlik Vakfı nasıl bir misyon üstlenecek?
6. Merhum Yazıcıoğlu 1993’te “Büyük Birlik” diyerek kendi yolunu çizdi. Onun birlik anlayışından biraz bahseder misiniz?
7. Bir lider, bir insan olarak sizin için sahip olduğu önemi nasıl kazandı?
8. Hem sanatçı, hem gönül ehli bir liderin gönüldaşı olarak boşluk kabul etmeyen hayatta onun yokluğunda neler yapmayı düşünüyorsunuz?
9. Bir sanatçı olarak biraz tadımlık da olsa söyler misiniz, ne idi Muhsin Yazıcıoğlu’nun büyük hayalleri
10. Sizin bu doğrultuda bir eğitim kurumu projeniz var bildiğim kadarıyla
11. Muhsin Yazıcıoğlu’nun hedefleriyle Türk Temaşa Atölyesi’deki eğitimin kesişme noktası nedir?
12. Bunu cenazesinde de açık bizzat gördük. Bütün cemaatler, cemiyetler, tarikatlar, herkesimden insan vardı.
13. Çocuklarımıza “Yiğit Muhsin” adını mı versek acaba?
14. Kendisiyle yaşadığınız özel bir hatıra alabilir miyiz?


• Bir lider, bir insan olarak sizin için sahip olduğu önemi nasıl kazandı?
• Siz bir sanatçısınız ve cennet mekan Muhsin Yazıcıoğlu’nun, hayatınızda hususi yeri olan önemli insanlardan biri olduğunu biliyoruz. Onun sanata bakışı nasıldı?
• Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi bir lider olarak siyasete bakışını nasıl tarif edersiniz?
• Sizce halk, Sayın Yazıcıoğlu’nu, kirliliğini farkettiği politikanın cenderesine sokmamak için seçmemiş olabilir mi?
• Merhum Yazıcıoğlu 1993’te “Büyük Birlik” diyerek kendi yolunu çizdi. Onun birlik anlayışından biraz bahseder misiniz?
• Geride kalanlar, önden gönderdikleri büyük bir lideri nasıl takip edecekler?
• Gönüllerde Birlik Vakfı nasıl bir misyon üstlenecek?
• Hem sanatçı, hem gönül ehli bir liderin gönüldaşı olarak boşluk kabul etmeyen hayatta onun yokluğunda neler yapmayı düşünüyorsunuz?
• Bir sanatçı olarak biraz tadımlık da olsa söyler misiniz, ne idi Muhsin Yazıcıoğlu’nun büyük hayalleri
• Sizin bu doğrultuda bir eğitim kurumu projeniz var bildiğim kadarıyla
• Muhsin Yazıcıoğlu’nun hedefleriyle Türk Temaşa Atölyesi’deki eğitimin kesişme noktası nedir?
• Bunu cenazesinde de açık bizzat gördük. Bütün cemaatler, cemiyetler, tarikatlar, herkesimden insan vardı.
• Çocuklarımıza “Yiğit Muhsin” adını mı versek acaba?
• Kendisiyle yaşadığınız özel bir hatıra alabilir miyiz?