| Lût gölü ibret tablosu! |
| Lût Gölü İsrail ile Ürdün sınırında bulunur. Macerası, helak olmuş Lût kavmi ile yakından ilgilidir. |
| 20100226074556 |
|
Lût gölü, su seviyesi deniz seviyesinden -492 m. derinlikte, tabanı deniz seviyesinden -792 m. derinde… 1015 km2’lik alana sahip olan gölün uzunluğu 85 km. Tuzluluk derecesi %30 olan gölde canlı hayatı yoktur.
Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde bu topluluktan söz edilir. Taşkınlıkları, sapıklıkları ve uğradıkları “ibretli son” anlatılır. Bu kavim, Kur’an-ı Kerim’in büyük bir “sosyolojik mucizesini” gözler önüne sermektedir. Günümüzde pekçok ülkede de olduğu gibi, ıslah olmaz bir ahlaki dejenerasyon içerisinde bulunan Lût kavmi, kendilerine dini anlatmak üzere gönderilen Hz. Lût (a.s)’un davetine aldırmamışlardır. Nitekim Kur’an’da “(Lût)... Dedi ki: “Gerçekten ben, sizin bu yapmakta olduğunuza öfke ile karşı olanlardanım. Rabbim beni ve ailemi bunların yapmakta olduklarından kurtar. Bunun üzerine O’nu ve bütün ailesini kurtardık. Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç. Sonra geri kalanları yerle bir ettik. Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılıp, korkutulanların yağmuru ne kadar da kötü. Hiç şüphe yok bunda bir ayet vardır. Ancak onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve hiç şüphe yok senin Rabbin güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.” (Şuara 168-175) Yukarıda anlatılan yağmur, taş yağmuru idi. Kur’an’ın başka yerlerinde verilen ayrıntılara göre, Lût (a.s) ve ehli şehri terkedince, şafak vakti korkunç bir patlama ve deprem olmuş. Şerli kavmin tüm evlerinin altını üstüne getirdikten sonra, volkanik patlama ve rüzgarın etkisiyle pişmiş çamurdan (lav akıntısı) oluşan taşlar yağmur gibi lanetli şehrin üstüne inmeye başlamıştır. 1950’li yılların başlarında Lût Gölü çevresinde geniş çaplı bir araştırma yapmaya başlayan jeologlar ve sosyalbilimciler, Kur’an-ı Kerim’in Hicr Suresinin 73. ve 74. ayetleriyle belirtildiği gibi, “Derken tanyerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o dayanılmaz ve korkunç) çığlık yakalayıverdi... Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık..” hükmü gereği Rift vadisinde tektonik kökenli olan ve bilhassa yeraltındaki volkanların yeryüzüne korkunç bir şiddetle çıkmasına sebebiyet veren son derece büyük bir depremin olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Nitekim depremin olmasına zemin hazırlayan ve Şeria nehri ile Lut gölü üzerinden geçen bu tektonik çukurluğa Gor Çukurluğu denir ve Doğu Afrika’daki göllerden başlar ve Kızıldeniz üzerinden kuzeye doğru ülkemizdeki K. Maraş ve Elbistan’a kadar gelir ve dünyanın en uzun ve en büyük Rift hattını oluşturur. Ölü deniz (Lût Gölü)’in doğusunda ve güneyinde uzanan çöllük alanlarda bulunan yüzlerce harabe, burasının geçmişteki bir zamanlar müreffeh ve sık nüfuslu bir bölge olduğunu göstermektedir. Arkeologlar bu bölgenin yaşadığı refah döneminin İ.Ö. 2300-1900 yılları arasında geçtiğin tahmin ediyorlar. Tarihçilere göre Hz. İbrahim (a.s), İ.Ö. 2000 yıllarında yaşamıştı. O halde arkeolojik deliller bu bölgenin Hz. İbrahim (a.s) yeğeni Hz. Lut (a.s) zamanında helaka uğradığını tayin etmektedir. Ayetlerde geçen “altını üstüne çevirmek” fiili ancak şiddetli bir deprem ile olur. Alman arkeolog Werner Keller bu konu hakkında şöyle diyor: “Bu bölgede bir gün kendini göstermiş olan çok büyük bir çökmeden patlamalar, yıldırımlar, yangınlar ve doğalgazlarla birlikte korkunç bir deprem olmuş ve Siddim vadisi ile birlikte Lût kavminin şehirleri yerin derinliklerine gömülmüştü. (Werner Keller, Und Die Bibel Hat Doch Recht) Lût gölü üzerinde bir kayıkla gezilirse çıplak gözle Lût kavminin izleri görülebilir. Kıyıdan biraz ötede suyun içinde ağaçların belirdiği görülür. Bunlar gölün son derece yoğun olan tuzlarının konserve ettiği ağaçlardır. Lût gölünün doğu kısmında bir yarımada görünümü oluşturan çıkıntının sağ kesimi ile sol kesimi arasında çok büyük çapta derinlik farkı vardır. Son yıllarda yapılan ölçümlerde, sağ kesimin 400 m. derinliğe sahip olduğu görülürken sol kesimin derinliği 15-20 m.’yi geçmediği görülmektedir. İşte bu sığ bölge deprem sonucu oluşan kütlevi çöküntünün eseridir. Sanırım bundan sonra Lût gölü denilince sadece Ürdün-İsrail arasında yer alan bir göl anlaşılmaz. Evet Lût (a.s)’un kavmi ahlaksızlıkta o kadar ileri gittiler ki, onlar helalleri olan eşlerini bırakıp, eşcinsellik yolunu seçtiler. Allah-ü Teala da onları elim bir azapla cezalandırdı. Unutulmamalıdır ki hiç kimse, bu toplumların uğradıkları felaketlerin kendi başına gelmeyeceğinden emin olamaz. Kaldı ki, Allah’ın sünnetinde hiçbir değişiklik ve dönüşüm mevzubahis değildir. O zaman bir Lut kavmi var idi, şimde ise oldukça kabarık bir “Lût kavmi” var.
Peygamberimiz (s.a.v) “Fuhuş, zina ve faiz açıktan yapıldığı zaman o memleket halkı belayı yakında beklesinler.” buyuruyorlar. Ondört asır önce dinimizin getirdiği hükümlerin hikmetini bugün anlamaktayız. Mevla kuluna zulmetmez. Cenab-ı Hak “Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler.” “(Hud 101) ve “Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa şüphesiz kendisine zulmetmiş olur.” (Talak 1) buyurmaktadır. AHMET KERİM SENCER / HABERKULTUR.NET
|