Hayırhah bir kadirbilirlik te?ebb?s?nde yer alma fırsatı i?in sevgili Fahri Tuna karde?ime minnet hissiyatımı belirterek s?ze ba?lamak istiyorum.
50 yıla varan bir dostlu?a tarih d??me gayreti ile hafıza zembere?imi alelacele kurdum. Hafızamın kuytularına ne kadar ula?abilirim bilmiyorum. Belki sistematik bir yazı olmayacak. Mezk?r zemberek ?n ?uura ne g?nderirse bahtıma deyip yarım asra varan bir yolu kat etmeye ?alı?aca?ım.
D. Mehmet Do?an adını ilk defa Hareket Dergisinin muhtemelen 70?li yılarındaki sayılarından birine g?nderdi?i bir ?iirinde g?rm??t?m. ?Olumsuz? adlı bir ?iirdi bu. Sonrasında g?nderdi?i her ?iir dergide yer aldı?ına g?re ?airlik vasfı kayda de?er bir seviyeyi i?aret ediyordu diye d???n?yorum.
?iirle ba?layan tecr?be yazı alanlarında karar kıldı.
Mehmet?in ilk nesri bir dizi inceleme idi. "T?rkiye'de Toprak Meselesi I", " Toprak Reformu ve Aydının Yabancıla?ması?" Bu dizi ?Cumhuriyet'ten Sonra Toprak Meselesi - I Devrim D?nemi - 1923 ? 1934? ile devam etti.
Arada Halil Kaleli m?stearı da yazıları ile dergiye omuz veriyordu.
Bu yılların Hareket sayılarında Ankara?dan; Niyazi Adalı ve Ali Birinci isimleri de yer alıyordu.
Mehmet, Siyasal Bilgiler Fak?ltesi b?nyesinde kurulan Basın Yayın Y?ksek Okulunda, Ali Birinci ve Niyazi Adalı ise SBF'de okuyorlardı. Niyazi Adalı, Osman Y?ksel Serdenge?ti sigasında, modern Ankara?yı ele?tiren lirik yazılar yazıyordu.
Bir g?n Ali Birinci[1]?Dergi ?evresi ve hususen Nurettin Top?u hoca ile tanı?mak i?in İstanbul?a Divan Yolu Ersoy Han'da mukim dergi idarehanesine geldi. Hoca ile konu?urken dergi yazarı arkada?ları Mehmet Do?an ve Niyazi Adalı da sohbet konusu oldu. Hoca, Mehmet?in adının ?n?ndeki ?D?[2]?harfine ?yle bir vurgu yaptı ki hepimizi g?ld?rd?.
***
İ?indeki ?airlik cevheriyle yazılarının hemen hepsi deneme t?r?ne m?semma yazılar olarak v?cut buldu. Tahlil, tasvir, tenkit, kronik ve fikir ihtiva eden, bir ?slup m?kemmeliyeti ile edebilik vasfında temay?z eden yazarlık tecr?besi. ?abuk, kolay, muhtevalı yazma melekesine daha yazarlı?ının ilk yıllarında ula?tı.
Her kelam ve vaka onda bir fikir zembere?ine d?n???r,? ruhunu tutu?turur ve bir yeni esere ink?lab eder.
Mehmet, adeta m?n?i do?mu?. Derin vukufiyet kesbetti?i T?rk?enin mantı?ı, d???nme tarzı ile nesrini, erken vazge?ti?i ?iirle de tahkim ederek, ?zentisiz ve zorlamasız, tabii ve estetik bir ?slupla ta?landırmı?.
Yazarlı?ı, g?nl?k hayatının bir r?kn? olarak s?reklilik ve disiplin ile bir tabiat halinde ya?adı. Yazarlı?ın en zor tarafı olan, samim?yet,[3]?onun yazarlı?ının en belirgin ?iarı oldu. Yazılarında ?asla kelime fikrin ?n?ne? ge?medi.
İhtirasının mesnedi, istikameti onda yaratıcılık, cehd ve vicdan me?guliyeti halinde tebar?z etti. Entelekt?el h?viyet, vicdan hassasiyeti ve ruhi derinlik, ?ahsiyetini temellendirdi.
T?rk?enin altın kitabına, o kitabı zenginle?tiren sayfalar kattı? Dilimizin meselelerini ?limane bir n?fuz ile ele aldı. Bu c?mleden olarak ideolojik, tasfiyeci anlayı?ı mahk?m eden?Y?zyılın Soykırımı??gibieserler yazdı. Buna m?masil di?er eserleri:??Dil K?lt?r Yabancıla?ma, Bir L?gat Bulamadım,?Kelimelerin Seyir Defteri ilh?
Hazırladı?ı B?y?k T?rk?e S?zl?k zannedersem en ?ok baskı yapan ve en kullanılı?lı s?zl?klerden biri olma ?zelli?i yanında fevkalade ihatalı, "tarifli ve ?rnekli"[4]?bir eser. Bu eseri ?zerinde ilk baskısından itibaren; hemen her g?n, aralıksız[5]? bir ?alı?ma maratonu ile bu faaliyetini s?rd?rmektedir.
S?zl?k ?alı?masının ?ncesinde Derg?h Yayınları T?rk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin, daha sonra da Aile Ansiklopedisinin proje m?ellifi ve yayın y?netmeni oldu.
***
Hecc?v?ne bir miza?? Hiciv ve mizah en sevdi?i zek? oyunudur. Ama bu hali, b?t?n di?er heccavlar gibi onun da ?evresinin, haklı-haksız kesif bir d??manlık bulutları ile sarılmasına sebep oldu. Yine de diyebilirim ki hicvinin ve mizahının mesnedi ve mazmunu; tamamına yakın bir oranda hamakat, sadakatsizlik, kopukluk ve hainlik gibi menfilikleri ??mildir?
M?stahkem fikir kalemizin usta mimarlarından biri oldu? Bu granitten kalenin yi?it muhafızı olarak kalemini kılı? gibi kullandı. Zaman-zaman da hicvin ate?ten kırbacına sarıldı. Bu heccavın vicdan fırtınaları onu tehlikeli sularda dola?tırdı. Fenalı?ı ve menfi her t?rl? hali tezyif ile iyiye, do?ruya istikametlendirme maslahatının risklerini, delikanlı bir eda ile g???sledi??
Mizahında ise fikir ve d???nce derinli?i ile mesuliyet hissinin muzip, ama engin bir dalgalanı?ı vardır. Tarih ve dil ?uuru onun sarsılmaz imanının m?temmim r?k?nleri gibidir. Bu mizah ise onun kaleminde kendi i? d?nyasından ba?layarak ?evresini aydınlatan, gelece?e ı?ık tutan bir me??aledir.? Halil Kaleli de bu me?ale tutucunun sembol ismidir.
B?t?n bunlara ilaveten, mizahı diyebilirim ki ?aka iptilası gibidir. Ikınıp-sıkınmadan tabii bir seyir halinde, iddiasız zuhur eden bir haldir.
***
Hemen ?lkemizin her yerinden aldı?ı davetlerle sohbet toplantıları, seminerler ve verdi?i konferanslarla k?lt?r misyonunu s?rd?rd?.
?lkemizde ilk defa TYB b?nyesinde olu?turdu?u yazar okulu marifetiyle yazarlık vasfının ne oldu?unu geni? kitlelerin anlamasını sa?ladı.
K?lt?r projelerindeki yaratıcılı?ı, projelerine s?reklilik kazandırma gayreti, i?lerindeki takip?ili?i vb.
Radyo-Televizyon programcılı?ı[6]( metin yazarlı?ı, senaristlik, danı?manlık)
Dokuz yıl s?ren RT?K ?yeli?i[7]
Gazete yazıları (Fıkra)
B?t?n bu a?kın cehd ve gayretler ona hak edilmi? m?r?fiyetin altın kapılarını a?tı.
***
Kalecik? Bir k???k ?ehir...
? ? E?in dedikleri bir k???k ?ehir? o canım E?in t?rk?lerinden biri b?yle ba?lıyor.
Anadolu?da bu kabil ?ehir kavramına bihakkın sahip olan k???k ?ehirler[8]?arasında Kalecik adı pek ge?mez. Ancak Ankara?nın; b?t?n il?eleri arasında, tarihilik ve ?ehirlik vasfını haiz tek ?rnek Kalecik'tir diye d???n?yorum?
İtalo Calvino?nun ?G?r?nmez Kentler? adlı kitabını okurken, artık g?r?nmez olan bu ?ehirleri d???nm??t?m.
?imdilerde bu yerlerin sakinleri ya?adıkları ya da do?up b?y?d?kleri bu zeminleri ?il?e? ya da ?kasaba olarak tavsif ediyorlar. Kimse bu yerlere ?ehir vasfını yakı?tıramıyor. Eksik bir asabiyet hali ve garip bir kompleks ile sosyolojik ve co?rafi olarak ?ehir kavramını anlayamıyorlar.
Kalecik?in yakınındaki Kırıkkale, birdenbire suni olarak b?y?d?, kalabalıkla?tı il oldu ama hakiki man?sıyla ?ehir olamadı.?
Kırıkkale yanı ba?ında b?y?y?p kalabalıkla?ırken,? Kalecik g?r?nmez oldu.
?yle ya ?G?r?nmez kentler sonsuzlukta, ?o?ullukta ve tarihsiz bir zamanda ya?anan, bir kimlik krizidir.?[9]
Mehmet Do?an Ankara?nın Erzurum Mahallesinde[10]?mi do?du yoksa Kalecik?te mi do?up b?y?d?, bunu hi? merak edip kendisine sormadım? Ama bu iki ?ehri birlikte temess?l ve idrak edip ruhunu ve maddesini b?ylece in?a etti diye d???n?yorum.
Ankaralılık asabiyeti; Do?an?ın toprak ve medeniyet tasavvurları ?zerinden ruh ve vicdan imbi?inde ?ekillenmi?, aidiyet tezah?r?d?r.
??mr?m Ankara?; Mehmet?in insan ?mr?n?, tarihilik ve ebedilik ekseninde m?nev? bir zaman kalıbına d?ken bir temess?l kabiliyetinin destanıdır. Biz muhafazak?r nesiller Mehmet Do?an?ı tanımasaydık, modernitenin bi?imledi?i Ankara?ya bakarak, yanlı? bir Ankara imajı ile kala kalırdık.
O, Og?st Mabedi ile Kocatepe Camii arasındaki bo?lu?u ruhu ile doldurdu[11]. Biz yakın dostları ile ba?lattı?ı Ankara tetebbuatı giderek umumun ?zerinde bir mektep al?kasına d?n??t?.
Ankara?nın h?l? en canlı ?ar?ılarından olan Saman Pazarı?nda aileye ait d?kk?nda babası terzilik ediyormu?. Bir g?n baba mesle?i terzilikle ilgisini sordum: "Rahatlıkla pantolon dikebilirim" dedi. Bu da babasından tevar?s etti?i zenaat h?neri.
Hususiyetle Yazarlar Birli?i ?evresindeki hemen herkes Mehmet Do?an?ın sofrasında ikram g?rm??t?r. Bu ikram; Ankara?daki evinden ba?layarak, Kalecik davetlerine, Cuma sofralarına, seyahatlerde, yol g?zerg?hlarındaki mola duraklarına kadar ?ok b?y?k bir sofrayı ?amildir.
Muhakkak ki ailesinden ta?ıdı?ı bu m?krim vasfı[12], c?mertli?i, umumen fedak?rlı?ı ve digergamlı?ı onun ?ahsiyetinin aynası olmu?tur. Mehmet?in?kerim?vasfı da ?ahsiyetinin ı?ı?ı halinde tebar?z eden bu vasıflarını, hazmedilmi? bir hayat tarzı olarak ya?amasından kaynaklanmaktadır.
***?
Neredeyse b?t?n bir T?rkl?k co?rafyasını[13]?birlikte gezdik, tanıdık ve temess?l ettik.
Bu yol tecr?beleri bizim dostlu?umuzu derinle?tirdi. Sarsılmaz bir yolda?lık hukuku ile ruhlarımızı te?hiz etti.
1992?de ilk T?rk?enin Uluslararası ?iir ??leni Bursa ve Konya?da yapıldı.
??lenin ardından; ??len Daimi Komitesi olarak T?rk?enin Uluslararası ?iir ??leni i?in g?r??meler yapmak protokoller imzalamak niyetiyle Azerbaycan ve Orta Asya ?lkelerini ziyaret amacıyla bir ay s?recek seyahat i?in yollara d??t?k.
?Hangi niyet ve istikamette yapılırsa yapılsın her seyahat, insanın kendi alı?ılmı? vasatının dı?ına ta?ma ve farklı olanı algılama cehdi ile ?deta ?teleri yoklama idmanıdır.
Orta Asya?ya yapılan bir seyahat, Anadolu Co?rafyasını vatanla?tıran T?rkler i?in bir bakıma kendi i? derinliklerinin ke?fi m?n?sını ta?ır. Muhakkak ki seyahatimizin feyzi de bu m?n?dadır.
G?ne?in ilk ı?ıklarının belirdi?i o kadim istikamette, hep o istikamette, yani insanlık m?cer?sının, k?lt?r ve medeniyetlerin tul?? etti?i o kutlu istikamette giderek, ( Mehmet Do?an?ın hususen bu ilk seyahatimiz i?in sloganla?tırdı?ı ) ?sınırlarımızın dı?ına ama ?z?m?z?n i?ine do?ru??y?neldik?
Orta Anadolu bozkırının baharla vedala?tı?ı o sarı?ın g?nlerde, baharını yaz aylarında idrak eden Do?u Anadolu?nun y?ksek platolarına do?ru, heyecandan kanatlarla u?uverdik.
Heyecanlı idik, evvela bazılarımız ilk defa yurt dı?ına ?ıkıyordu. Saniyen hayal evimize taht kurmu? Orta Asya efsanelerinin i?ine do?ru seyrediyorduk.
Elbette ki heyecandan daha ger?ek bir g??; anadilimizin zamana, co?rafyaya, aymazlık ve ihanetlere meydan okuyan kuvvetli kartal kanatları ile bizi u?uran sevk-i tabiimiz, tecess?s?m?z bu seyahatimize y?n veriyordu.
Nahcivan?da ba?layıp, Azerbaycan, ?zbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan?ı kapsayan bu
İlk Orta Asya seyahatimizde, zamanımız yetmedi?i i?in T?rkmenistan?ı bir ba?ka
sefere bırakmı?tık.?[14]
1993?de ikincisini Kazakistan?ın o zamankibas kalası?Almatı?da idrak etti?imiz, T?rk?enin Uluslararası ?iir ??leni?nin ???nc?s?n?, ?zbekistan?da (Ta?kent?te) yapmayı planlamı?tık. Ancak ?zbek tarafı bazı i? sebepler dolayısıyla ??leni?ba?ka bir zamana?diyerek erteledi. Ve 1994?te ??len yapılamadı.
Kazakistan?da icra etti?imiz T?rk?enin Uluslararası 2. ?iir ??leni; Kazakistan Yazıcılar Oda?ı T?re A?ası merhum Kalderbek Naymanbayev?in dirayeti, sahiplenmesi, ev sahipli?i haysiyeti ve ciddiyeti ile bu sene, on ikincisini idrak edece?imiz di?er on ??len i?inde en mutantan olanıydı[15].
Kazakistan ??leni ?ncesi ?zbekistan Yazucular Uyu?ması Ba?kanı Cemal Kemal tarafından TYB y?netimi olarak Ta?kent?e davet edildik.
Ta?kent?e vardı?ımızda apar-topar; Semerkand ?niversitesi rekt?r?n?n bekledi?i ?eklinde bir gerek?e ile bizi bu ?ehirden uzakla?tırma tela?ı g?sterildi. Uygunsuz bir ara? ile yollara d??t?k, ?ehir-?ehir dola?tırıldık. Man?sız ve m?bala?alı bir misafirperverlikle fevkal?de yorulduk.
Bu c?mleden olarak Nevai namında m?reffeh bir ?ehire g?t?r?ld?k. Nevai, karma bir n?fusa sahipti: ?zbekler, Kazaklar ve Ruslar a?ırlık olarak ve di?er eski Sovyet hinterlandından halklar ile karı?ık bir demografi olu?turuyordu. ?ehrin kurulu?unun 40. Yılı kutlanıyormu?? Burada Mehmet Do?an?a ?eref konu?u muamelesi ile ?ehrin ileri gelenleri yanında sahnede yer verildi. Bu itibarla ona da konu?ma fırsatı tanındı. O, bilinen zek? cevvaliyeti ile: ??imdiye kadar gitti?im b?t?n ?ehirler benden ya?lı idi. İlk defa benden gen? bir ?ehirde bulunuyorum? diyerek konu?masına ba?ladı. ?ehir ?zerine ?a?ılacak bir malumat ve vukufiyetle tesirli bir konu?ma yaptı. Salonda bulunanlar tarafından uzun-uzun alkı?landı.
Bulundu?umuz ?lke ve co?rafyalar hakkındaki geni? tetebbuu ve i?selle?tirdi?i malumatı,
o vasatları temess?l kabiliyeti, k?lt?r co?rafyamızı kucaklama iradesinin yansımasıydı elbette ki.
İki ara?la seyahat ediyorduk. ?ileli d?n?? yolunda birbirimizi kaybettik. Me?er ?of?r bizi T?rkiye?ye u?u? saatimize kadar oyalama talimatı almı?. Bunu bir ?ekilde ??renip bizi acilen Ta?kent?e g?t?rmesi i?in baskı yaptık. Saat ?? sularında, gecenin ıssızlı?ı i?inde Yazıcılar uyu?ması ?n?ne bırakıldık. Sabah, Cemal Kemal geldi alı?ılmı? dost?a edası de?i?mi?, so?uk ve sevimsiz bir tavır edinmi?ti[16]. Bir saat kadar sonra ikinci ara?la Mehmet de geldi. Cemal Kemal'in de?i?en, menfi tavrını anlattım. Mehmet kararlı bir ?ekilde, toplanın gidiyoruz dedi. Cemal Kemal?in odasına girdi ve misafirlik ?? g?nd?r, biz kendi yolumuza gidiyoruz dedi ve y?r?d?. Cemal Kemal beklemedi?i bu kati tavır kar?ısında ?a?kın bir halde arkasından giderek onu yatı?tırma gayreti g?sterdi[17]. Ayrıldık.?
***
?ehriyar Kongresi i?in Mehmet Do?an ve L?tfi ?ehsuvaro?lu ile İran?a gidiyoruz. Kongre Tahran?da ba?ta devrin Cumhurba?kanı Hatemi ve ?st d?zey devlet ricalinin katılımı ile ba?ladı ve ?airin memleketi ve mezarının oldu?u Tebriz?de devam etti.
Kongrede Azerbaycan K?lt?r Bakanı Polat B?lb?lov?un ?bizim dilimiz T?rk?e de?il Azericedir? ?eklindeki cahilane iddiasına kar?ı zehir zemberek bir cevapla salondaki dinleyicilerin tamamının takdirini kazandı. Azerbaycan heyetindeki kırka yakın yazar ve akademisyenin teker-teker gelip konu?masından ?t?r? Mehmet?i tebrik gayretleri ho? bir ?eydi.
Mezk?r konu?masında dedi ki: ?Ben lisede gen? bir talebe iken ?ehriyar?ın Haydar Baba?ya Selam ?iirini okumak bahtına eri?tim. Okudum tesirinde kaldım ama ben T?rk?eden ba?ka dil bilmiyordum o zaman. Okudum anladım, hatta yer-yer ezberledim[18]. ?imdi de T?rk?eden ba?ka dil bilmiyorum ancak sayın bakanı da eksiksiz anladım. Bu salonda beni anlamayan var mı?? Bu soru, salonda koro halinde kar?ılı?ını buldu. Mehmet?le salon arasında m?thi? bir muhavere k?pr?s? kuruldu. Mehmet soruyor, salon cevaplıyor. Muhavere emsaline az rastlanabilecek, salonu sahneye d?hil eden irticali bir tiyatroya d?n???verdi. Ayakta alkı?layanlar oldu.
Programın sonunda Mehmet?in etrafı, tebrik?t i?in takdir ve sevgi kozası gibi ?r?ld?.
İstanbul a?zı ile konu?an bir grup gen? ise fevkal?de al?ka ve heyecan ile onu kucaklıyorlardı. Her halde T?rkiye?den ??renciler diye d???n?rken Mehmet?le mektupla?an, kitap ve s?zl?k talepleri bu alaka ?zerinden kar?ılanan İranlı ?niversite ??rencileri oldu?unu ??reniyoruz.??
T?rk?e s?zl??? etrafında; sınırlarımız dı?ında ?ekillenen, farklı iklim ve co?rafyaya muhteva katan bir soluk. T?rk?e kitap deste?i ?zerinden bir k?lt?r k?pr?s??
Gen?ler ak?am bizi evlerine davet ediyorlar. M?tevazı ?artlarında yemek pi?iriyorlar sevgi ile a?ırlamaya ?alı?ıyorlar. Sohbet hep T?rk?e ekseninde seyrediyor. T?rk Edebiyatı ?zerine sorular soruluyor. L?tfi ?ahsuvaro?lu kula?ıma ?ya bu bizden daha bir T?rk?? imi?? diye fısıldıyor.
Ertesi g?n hari?ten gelen bizim gibi misafirler i?in verilen, Cumhurba?kanı Hatemi?nin resepsiyonuna katılıyoruz. Resepsiyonun sonuna do?ru 1994?deki İran ziyaretimizde tanı?tı?ımız Tebriz Eyalet Valisinin delaletiyle; hazırladı?ım altın, ?ehriyar r?lyefini Hatemi?ye hediye ediyoruz.[19]
Tebriz?e ge?iyoruz. Kongrenin Tebriz aya?ında klasik tarzda ?iir sunumları kar?ısında gen?lerin tezah?ratı: aruz vukufiyeti intibaına delil idi. Nesiller arasında bir dil ve k?lt?r kopuklu?u olmadı?ının deliliydi de aynı zamanda. Bu bizim ?lkemizde kaybolmu? bir k?lt?r m?ktesebatı idi.
Yo?un bir anma programı uygulandı. ?ehriyar'ın g?m?? r?lyeflerini ?ehriyar M?zesine ve Tebriz Eyalet Valisi?ne hediye ediyoruz. Vali sunum esnasında, salondaki hazir?na bu "r?lyefin kızılını (altın olanını) da Cenap Reis-i Cumhura hediye ettiler" diyerek heyetimizi takdim ediyor.
Mehmet buradaki konu?masında da veciz bir ?ehriyar portresi ?iziyor.
28 ?ubat ma?duru, İran'ın eski İstanbul Ba?konsolosu Ra?it Bey bizi Erdebil?e g?t?r?yor. Burada Timur tarafından yaptırılmı?, her cephesi Allah lafızları ile tezyin edilmi? ?eyh Safiy?ddin Hazretlerinin t?rbesini ziyaret ediyoruz. T?rbede ?ah İsmail ile Safev? Ailesi mensuplarının mezarları da var. T?rbe aynı zamanda bir m?ze?
M?ze m?diresi hanım bizi gezdiriyor. Duvarda ?ah İsmail?in portresini g?r?nce Mehmet?in kula?ına ?bak Yavuz Sultan Selim?in portresine ne kadar benziyor? diye fısıldıyorum.
O da M?ze m?diresine muzip bir eda ile d?n?p, ?Yavuz Sultan Selim?in portresini asmı?sınız? deyince, kadın ?kim Selim mi! O ?irkin, ?i?man, topal bir adam idi. İsmail ise devrinin b?t?n kadınlarından daha g?zeldi? diye tepki g?steriyor.
Erdebil seyahatimiz boyunca Ra?it Bey bize İran hamaseti ?zerinden diskur ge?iyor.
Tebriz?de Ra?it?in ofisine varıyoruz. Mehmet bir ara adamın masasına? ?T?rkiye-T?rkistan Gergefinde İran? kitabını adeta fırlatırcasına atıyor ve ?al Ra?it okursun? diyor.
?arpıcı bir asabiyet vurgusu ile adamın İran diskurlarına eseri ?zerinden cevap veriyor.
*
Yol ahvali bir mizacın en m?sait tahlil vasatıdır. İnsan en kesif ?ekilde bu vasatta kendini ele verir.
Mehmet Do?an'ı, menfaat ve payla?ma ili?kilerinde, c?mertlik imtihanında, dostuna sadakatte ve uzun yıllara dayanan, ?e?itli zaman ve zeminlere yayılan seyahat hallerinde derinli?ine tanıma imk?nı buldum.
?eyrek asrı mukaddem seyahat beraberli?inden, karakterine ayna tutacak bir-iki hatıraya bu yazımda yer vererek, onun duru? ve karakter hususiyetinin altını ??yle-b?yle ?izmeye gayret ettim.
***
Liyakatinin bayra?ı her daim y?kseklerde dalgalandı.
Sınırlarımız ?tesinde; kendi muhitini a?an bir vukufla ibda etti?i projeler ve yaptı?ı konu?malarla, kendi ?lkesinin vicdanı olma haysiyetine, b?t?n bir k?lt?r co?rafyamızın vicdan duru?unu ekleyerek, yeni bir gelecek ?midi yayıyordu. Bu itibarla her konu?ması ve yazısı bir manifesto niteli?i ta?ıdı. Asla hamaseti de?il, fikri muhtevayı tercih etti.
Bu karaktere hangi zaman ve zemin ?zerinden bakarsanız onda, m?heykel bir ?ahsiyetin sa?lam duru?unu g?r?rs?n?z. Bu duru?, esas itibariyle m?tevazı bir karakterin fıtratındaki liderlik vasfının ve mesuliyet anlayı?ının delilleri olarak da tebar?z eder.
?
?
?
[1]?Ali Birinci dostumun ilk Ankara yıllarımda b?y?k destek ve yardımlarını g?rd?m. Bu yazı ona olan minnet ve ??kran hissiyatımı bir defa daha belirtme fırsatı oldu.
[2]?Dergide iki Mehmet Do?an vardı. Di?er Mehmet Do?an, Hareket Dergisinin yazı i?leri m?d?r? idi. Yazılarıyla birlikte derginin ne?rinin maddi y?k?n? ta?ıyan iki ki?iden biri idi. İstanbul ?niversitesi, İktisat Fak?ltesi ile o fak?ltenin Gazetecilik Enstit?s?nde okuyordu. Allah uzun ?m?rler versin, bu Mehmet Do?an dostumuzla da yarım asırlık dostlu?umuz berdevam.
[4]Eski s?zl?k??ler daha ziyade kelimelere kar?ılık esası ?zere l?gat yaparlardı.
[5]Kendi ifadesine g?re g?nde en az iki saat
[6]TRT'de? Muhsin Mete'nin yapımcı ve y?netmenli?inde ?ok de?erli belgesel programlara birlikte imza attılar.
[7]?Mehmet Do?an'la birlikte bu kurum medya ?zerinde ciddi bir denetim etkisi kazandı, adeta varlık gayesine uygun bir konuma y?kseldi diye d???n?yorum.
[8]?Eski İpek Yolu g?zerg?hında ?imdi kasaba h?km?nde g?r?len; Beypazarı,? Mudurnu, G?yn?k, Taraklı gibi ?ehirler yanında Safranbolu ve E?in de h?l? gardı, modernitenin ?edit yumru?u kar?ısında d??memi?, medeniyet iddiamıza delil olan ?ehirlerdir.
[9]?? Do?ru yolu bulmak i?in kaybolmak gerekir? Labirent, i?ine giren kaybolsun ve dola?sın diye yapılır. Ama labirent, o aynı ki?iye, yeni bir plan ?izmesi ve labirentin g?c?n? yok etmesi i?in bir ba?kaldırıyı da d???nd?r?r. Bunu ba?ardı?ı takdirde insan labirenti yıkacaktır; onu boydan boya ge?en biri i?in labirent yoktur. ?
[10]?Tarihi Ankara'nın ?ehir kapılarından biri olan Erzurum Kapıdan m?lhem Eski Erzurum Mahallesi.
[11]?Bu iki mabed arasında, tam merkezde elbette ki Hacı Bayram Camii var.
[12]?Zaman-zaman,? ?evresinden ?ok sayıda arkada?ını Kalecik'te karde? ve akrabaları ile co?kun bir misafirperverlikle a?ırlamaları,? m?krim olma vasfını ailenin di?er fertlerinde de g?rme fırsatı vermi?ti.
[13]?Buna İran seyahatleri ve Suriye seyahati de dahildir.
[14]?"T?rkmenistan Ata Vatanım" ser levhalı yazımdan. (Karde? Kalemler Dergisi)
[15]?T?rkiye?de yapılan t?ren, ilk olmasına ra?men m?kemmeliyeti ile bu ikinci ??lene emsal olmu?tu.
[16]?Muhtemelen bizim i?in ?ng?r?len programın aksine, Ta?kent'e (u?u? saatimizden yakla?ık 24 saat?nce gelmi?tik) erken gelmi?, onun zor durumda kalmasına? sebep olmu?tuk.
[17]?Anladı?ımız kadarıyla Sovyet kalıntısı KGB'nin i?g?zarlı?ı anlamsız ve mesnetsiz paranoyası sebebiyle misafirperverlik kisvesi altında bir yol ?ilesine maruz bırakıldık. Yazıcular Uyu?ması y?neticileri ke?ke bu sıkıntılara katlanacaklarına uygun bir mazeretle davetlerini iptal edip yanlı? anlamalara meydan vermeselerdi. Ya da uygun bir dille durumu bize ?ıtlatsalardı. Ba?ımsızlı?ın ilk yıllarıydı. Hen?z eski d?zen h?km?n? y?r?t?yordu. D?n?? yolunda bunları d???n?p o insanlar i?in derinden ?z?ld?k.
[18]?Mezk?r ?iirden a?ız ?zeliklerini de ta?ıyan bir dikkatle mısralar okudu.
[19]??lkemiz adına; kalıcı ve madd? bir iz bırakmak, bu ?ekilde de ?ehriyar'ı tebcil i?in b?ylesi bir tedbirle yola ?ıkmı?tık.
?
*28 D. Mehmet Do?an; Kavgamızın Yorulmayan Sava??ısına 70 Ya? Arma?anı, Edit?r: Fahri Tuna, Meserret Yayınları, İstanbul 2017.