??iir gibi?, ama ?iir de?il! ?iire atfedilen y?ksek de?er b?yle benzetmeleri, nitelemelere yol a?ıyor; ?iir bir bakıma, g?zelli?in e? anlamlısı oluyor. İ?te, ?iir gibi bir yerde, Sapanca?da ?iiri konu?uyoruz, ?iirden konu?uyoruz. G?zellik her zaman aklımızı a?ıyor, hissimizi harekete ge?iriyor.
20. y?zyılımızın b?y?k ?airi, ?iir tefekk?r? olan ?stadı Yahya Kemal, ?iir yazmaktan de?il s?ylemekten s?z eder. ?iir s?ylemek, terenn?m etmek, in?ad etmek, okumak...?airin yaptı?ı i? budur.
Eski t?rk?ede cır, ır, yır ?iirin kar?ılı?ı olarak g?r?l?r. Cırlamak, ırlamak, yırlamak... ?Yır ko?mak?, Divan ? L?gati?t-T?rk?de ??iir s?ylemek?tir.
?sım terc?mesi Kamus?da, ?air i?in ??iir s?yleyen adama denir? ifadesi var. Yahya Kemal?in zamanı, 20. y?zyıl, ?iirin s?ylendi?i de?il, yazıldı?ı d?nemdir halbuki. Buna ra?men okunan, seslendirilen ve dinlenen s?z?n ?iir oldu?u vurgulanmak istenir. ?iirin ?hengi, m?sık?si dikkatten ka?ırılmamı? olur b?ylece.
?iirin sıradan bir s?z olmadı?ı ?ok tekrarlanan bir g?r??t?r. Eski ?airlerimize, baksı, bah?ı, kam (?aman) denildi?ini burada hatırlamamız gerekiyor. Bunlar cezbe halinde ?iir s?ylerler ve ekseriya bunu sazla da terenn?m ederler. ?telerden gelen bir sestir onlarınki... Aslında Anadolu?da yaygın olarak kullanılan ???ık? da aynı zeminden beslenen bir kelimedir. ??ık, Hak ??ı?ıdır, ?Hakdan gelen ?erbeti i?mi?? sanatk?rdır. Ve onun s?z? ?u olur:
Derildik pınar olduk, irkildik ırma? olduk,?
Aktık denize dolduk, ta?tık elhamd?lillah.
B?t?n k?kl? edebiyatlarda ?air ba?langı?ta k?hin, m?necim, b?y?c? veya ?amandır. ?iir de sihirdir, b?y?d?r; asla sıradan bir s?z de?ildir.
?iir tul? eder, do?ar... Bu ona a?kın, hatta ilah? bir kaynak atfetmeye yol a?ar. Fuzul?, ?airin ilah? bir yardıma mazhar olmadan kusursuz ?iir s?yleyemeyece?i beyan eder. Yine de ?iir ilah? mesajı yayan peygamberlere de?il, insanlara mahsus bir san?attir.
?iir kelimesinin k?k?ne, i?tikakına inersek, buraya kadar s?ylediklerimizi yalanlamı? gibi oluruz. ?iir ?bilmek?, dahası ?sezi?le bilmek? demek; bu durumda ?air de ?bilgili?, ?sezi?li? demek oluyor. ?iirin bu anlamda ?uurla, bilin?le ba?lantısını kolaylıkla kurabiliriz.
Biraz ?nce b?y?k lirik ?airimiz Fuzul??nin g?r??lerini payla?tık. Fuzul? bunu s?ylemekle beraber, ilimsiz ?iirin temelsiz duvara benzeyece?ini belirtir, bu y?zden de?eri yoktur. ?airin ger?ek ?iire ula?ması i?in akıl ve nakil ilimleriyle donanması ?arttır. Bilgiyle, ilimle y?klenen ?air yine de ilah? ilhama muhta?tır. Fuzul??nin de ?o?u b?y?k ?airler gibi ilimle ba?ı ho? de?ildir aslında:
İlm kesbiyle p?ye-i rifat
Arzu-i muhal imi? ancak
A?k imi? her ne var ?lemde
İlm bir kıyl ? kaal imi? ancak
(İlim elde ederek y?ksek dereceye ula?mak imk?nsız bir arzu imi?, a?k imi? her ne var alemde, ilim bir dedikodu imi? ancak!)
Biz ?air de?iliz, tariflerle me?gul?z. Fakat m??kil bir mevkideyiz, tarifi ?ok zor bir ?eyi a?ıklamaya ?alı?ıyoruz.
Bazı ?airler yaptıkları i?i tarif etmek ihtiyacını hissetmi?lerdir. İ?te bunlardan biri, sa?lı?ında ?airli?i ?nde g?r?nen, fakat vefatından sonra edebiyat teorisyenli?i ile, romancılı?ı ile daha fazla tanınan Ahmet Hamdi Tanpınar. Onun tarifi ?u: ?Bu belki ?ni bir cehtle kendini bulan ruhun, insandaki ezel? hakikatle temasından do?an bir konu?madır; belki g?zellik dedi?imiz idealle bir l?hza ba?ba?a kalmanın verdi?i mest?dir. Bu m?nada denilebilir ki, ?iir ve alelumum sanat, ferdin en mutlak ve h?r s?rette kendini idrak etti?i zirvedir.?
Tanpınar?dan s?z a?ıp da onun ?stadından, Yahya Kemal?den bahsetmemek olmaz.
Sapancadayız ya, ?iir gibi bir yerde...?iir gibi yer, bizde estetik hisleri ayaklandırır, bedi? heyecanlar uyandırır. B?yle yerlerde bir an ?air olaca?ımız gelir, ?iir s?yleme hissi, ?rpertisi ku?atır bizi. Peki ?iir sırf b?yle hislerden, heyecanlardan do?an bir ?ey midir? Bu soruya tamamen ?hayır? diyemeyiz, fakat ?iirin kayna?ı sadece b?yle hisler, heyecanlar olmamalıdır.
İ?te Yahya Kemal s?yl?yor: ??air do?mu? olanlar bile nazmetmek kabiliyetini yava? yava? edinirler. ?airin ?air olarak do?du?una dair eski bir itikad vardır ki do?rudur; hi?bir edeb? terbiyeye muhtac olmaksızın yeti?ebilece?ini iddia edenlerin s?zleri ise efsanedir.? ?Her san?atta oldu?u gibi ?iir sanatına da vukuf do?u?ta olmaz. Ya bir a?k veya bir ideal, bir ?airin inki?af etmesine, hissini ifade etmek i?in dilinde bir kudret aramasına vesile olabilir.?
Her tarif kafamızı karı?tırıyor de?il mi? Bu ka?ınılmaz, ??nk? kolay bir i? yapmıyoruz, ?iiri konu?uyoruz!
Her sanat eseri gibi ?iir de bize tesir eder. Hissiyat uyandırır, d???nce do?urur, haz verir. Dil zevki en y?ksek ?iirden alınır. Peki ?iirin tesiri anlamıyla, a?ıklı?ı ile mi olur?
Buna en a?ık ?ekilde itirazı 20. y?zyılımızın en b?y?k ?airlerinden Ahmet Ha?im yapmı?tır. ??iirde m?na ve vuzuh?, onun Piyale isimli ?iir kitabının mukaddemesidir, ?ns?z?d?r.
Bu ?ns?z, ?Bir g?n?n sonunda arzu? ?iirine yapılan itirazlar ?zerine yazılmı?tır. ?air bu ak?am vakti ?iirini, ?G?llerde bu dem bir kamı? olsam? mısraı ile bitirir ki, en ?ok bu mısra tartı?ılmı?tır.
?air bize bir ak?am tasviri yapar, fakat bu bilindik bir tasvir de?ildir. G?llerden, fecirden, g?ne?ten, kamı?tan, altın kulelerden, ?lemlerimizden sefer eyleyen ku?lardan, suya akseden sırma kemerden, tılsımlı (b?y?l?) bir yay olan semadan s?z eder ve ak?am kelimesini bir b?y? olu?turacak ?ekilde tekrarlar:
Ak?am yine ak?am, yine ak?am, yine ak?am, yine ak?am...
??yle s?yler Ha?im:
??airin lisanı nesir gibi anla?ılmak i?in de?il, fakat duyulmak ?zere, v?cut bulmu? m?sıki ile s?z arasında, s?zden ziyade m?sıkiye yakın, mutavassıt bir lisandır.?
?M?na ara?tırmak i?in ?iiri de?mek, terenn?m? yaz gecelerinin yıldızlarını ra??e i?inde bırakan hakir ku?u eti i?in ?ld?rmekten farklı olmasa gerek. Et zerresi, susturulan o sihrengiz sesi tel?fiye k?fimidir??
San?atı kendisiyle a?ıklayan bu g?r??ler ??phesiz kendi ger?ekli?i ?zerinden konu?uyor. Fakat gayesi kendi olan bir sanat nereye kadar bizi kucaklar? Tamamen faydasız san?attan s?z etmek ne kadar do?rudur? ??phesiz sanat da faydasız de?ildir, gayeden yoksun olamaz. Sanatın, g?zelin, insan ruhu, hissiyatı ve aklı ?zerindeki tesirini y?ce gayeler i?in harekete ge?irmek tamamen vazge?ilebilecek bir ?ey de?ildir. Tebli?, daha hafifi telkin, tamamen sadet dı?ında bırakılabilir mi? (Bu arada ?iirin telkini, tebli?i a?acak ?ekilde, propaganda maksatlı kullanıldı?ını da hatırdan ?ıkarmayalım.)
Nitekim, bildi?imiz ?nem verdi?imiz nice ?air var ki, sanatla ?lk?, ideal arasında g??l? bir ba? kurmu?lardır. Mehmed ?kif, Yahya Kemal, Necip F?zıl, Nazım Hikmet...Bu isimler Ha?imle, Tanpınarla aynı devirde ya?amı? ve herbiri d???ncelerini, ideallerini ?iir diliyle ifade etmeyi tercih etmi?lerdir. Bunun d?nemle ilgili bazı zaruretlerle al?kasını kurma konusunda Mehmed ?kif bize yardımcı olabilir. ?iirini imanı, ideali, vatanı, milleti i?in bilmi? olan ?kif, b?y?k ?iir kudretini bu u?urda harekete ge?irmi?tir. G?nl?k olaylardan, tarihe mal olacak m?him vak?alara kadar bir?ok konuyu nazım ?eklinde ifade etmek yolunu se?mi?tir.
İ?inde bulunulan k?t? durumdan kurtulmak, halis ?iir gibi halis bir insanlık onun ?iarı olmu?tur. Fakat bir zaman gelmi?tir ki, ?airin hayatın i?inden konu?ması anlamını yitirmi?tir. İ?te Gece, Hicran, Secde gibi ?iirleri b?yle bir d?nemin mahsul?d?r. Bu durum ?kif?in yakınında bulunanlar tarafından da fark edilmi? ve vadiyi de?i?tirdi?i, tarzının dı?ına ?ıktı?ı ifade edilmi?tir. ?kif, buna kar?ılık, asıl vadisinin bu oldu?unu, milletinin, vatanının i?inde bulundu?u durumdan ?t?r? telkinci, tebli?ci ?iirler yazdı?ını ifade etmi?tir. Hatta onun ?g?l devrinde ya?asaydım, b?lb?l olurdum? dedi?i s?ylenir.*
?iirimizin Tanzimat sonrası ?ok vatan, millet, insaniyet vb. kavramlar ?zerinden konu?ması ?iirin ?z?n?n kaybolmasına yol a?mı?tır. ?iirin asıl yata?ına d?nmesi konusunda Ahmet Ha?im gibi ?airlerimizin ortaya koydukları tavır ?nemlidir. ?iiri i?e, benimize d?nd?rmek, halis ?iirin kaynaklarını hatırlamak da bu raddede bir vazife haline gelmi?tir.
S?nd?r?n l?mbaları uzaklara gideyim
Nurdan bir ?ehir gibi ruhumu seyredeyim!
Ha?im?le en zıt noktada bulunan, ?s?z?m odun gibi olsun do?ru olsun tek? diyen Mehmed ?kif dahi an gelir ruhunun vahyini duymaktan s?z eder. ?anakkale ?ehidleri?ne ?iirinin y?z yıldır eksilmeyen tesirini bu duyu?a ba?lamak yanlı? olmaz.
S?z?n burasında ger?ek ?iirin sırrına n?fuz etmenin hi? de kolay olmadı?ını s?ylemek durumundayız. ?iir s?z? kanatlandırır, hissi derinle?tirir, d???nceyi zenginle?tirir. ?airlerin insan olma keyfiyetimizi y?kselten hikmetler h?linde zihinlerimize yerle?en s?zleri ?mitlerimizi besler. Fakat ?iir artık hayatımızda eskisi kadar yer tutmuyor. Son yıllarda i?inde yuvarlandı?ımız sı?lı?ın, basitli?in, baya?ılı?ın, eski tabirle iptizalin sebeplerinden biri bu. Artık ?iirden konu?muyoruz, ?iiri konu?muyoruz, ?iir okumuyoruz, ?iirin d?nyasının dı?ında kaldı?ımız i?in ufkumuz daralıyor, hissimiz k?reliyor, insanlı?ımız eksiliyor.???
Burada ?iirin de alanını daralttı?ını hatırlamamız gerekiyor. Vezni, kafiyeyi, ?hengi, m?sık?yi bir kenara bıraktı. Bunlar gerekli miydi? Anlam tek ki?inin ?ifresine ?evrilmeli miydi? ?iirin bu kadar ki?ile?mesi icab eder miydi? Bu sorulara cevap vermek mevkiinde de?ilim. Sadece g?zlemlerimi payla?ıyorum. ?airler, artık eskisi kadar topluma mal olamıyorlar; kusur onlarda mı, halkda mı?
Halk zevkinin de ?iirden uzakla?tı?ı g?r?lebiliyor. Hi? bir devirde, halkın payla?tı?ı m?zik, edebiyat, ?iir, sanat zamanımızdaki kadar basitle?medi, sı?la?madı. ?yle bir devirde ya?ıyoruz ki, se?kinler de kitle k?lt?r?ne kapıldı, y?ksek sanatı idrakten, ince zevkleri tefrikten uzakla?tı. Cevherin kadrini bilen sarraf kalmadı. ?Kitle k?lt?r?? dedi?imiz deniz ise, en b?y?k okyanustan bile b?y?k, fakat derinli?i birka? santimden ibaret!
Sapanca?da, bu s?k?n telkin eden ?iir gibi yerde, bu hususlar ?zerinde tefekk?re ihtiyacımız var.
Ne yanar kimse bana ?te?-i dilden ?zge
Ne a?ar kimse kapım b?d-ı sab?dan gayrı
?air i?in yanan g?n?l ate?idir, ba?ka bir ?ey de?il, kapısını a?an sabah r?zg?rıdır gayrisi de?il!
?iirli g?nler dile?i ile...
*D. Mehmet Do?an?ın ?Onur konu?u? olarak 17. Sapanca Uluslararası ?iir Ak?amlarının a?ılı?ında yaptı?ı konu?ma
* Viranelerin yascısı bayku?lara d?nd?m
G?rd?m de hazanında bu cennet gibi yurdu.
G?l devrini bilseydim onun b?lb?l olurdum
Y? Rab, beni evvel getireydin ne olurdu??
A?ustos 1935
Hastalı?ı sırasında Antakya ziyareti vesilesi ile yazılmı?tır.