Cen?b-ı Hakk, N?b?vvet del?lini kıyamete kadar baki eylemi?tir. Resul? Ekrem (s.a.v) Efendimizin devrinden zamanımıza kadar b?t?n Allah dostlarını, velileri, Evliya?yı o del?lin izharına sebep kılmı?tır. Ta ki Hazreti Peygamber (s.a.v) Efendimizin delillerinin do?ru ve ayetlerinin ger?ek oldu?u anla?ılsın diye.
Onlar Hakikat yolunun e?siz rehberleri, zaman ve mekanın incileri, ?l? g?n?llere hayat bah?eden h?zık tabipleridir. Hak Derg?hı?nın kıymetli bek?ileri, sırat-ı m?stakim ?zerine sefer eden, ger?ek tasavvuf kervanına katılıp hidayet ve sa?dete ererek Allah?a (c.c) vuslat eden Hak Erleri?dir.
İ?te bu erlerden birisi de her t?rl? fezail ve kem?l?tı ?zerinde toplayan, Allah ve Peygamber a?kı ile yanıp tutu?an ?mmi, fakat; manev? ilim, irfan, marifet ehli, takva ve vera sahibi, Allah dostlarından, veliler sarayının sultanlarından biri de Ladikl? Hacı Ahmed A?a?dır. Kendisi m?barek bir Allah (c.c) dostu idi. Kendisini yeti?tiren manevi hocasının Hızır Aleyhisselam oldu?unu s?ylerdi.
Konya?nın Saray?n? kazasına ba?lı Ladik kasabasında 1304 tevell?d? ile d?nyaya gelmi?tir. Baba adı Mehmed, annesinin adı Emine?dir. Tertemiz b?y?m?? ve yeti?mi?tir.
Hacı Ahmed A?a bir ziyaretimizde ??yle anlatmı?tı:
"?imdi Yah?dilerin i?gal etti?i Gazze ?ehri civarında İngilizlerle harp ederken birlik pusuya d???r?lm??t?. Birli?in tamamı makinalı t?feklerle taranarak bir kısmı ?ld?r?lm??, bir kısmı da yaralanmı?tı. Kendim de yaralanmı?, ?ehit olanların arasında, sıcaktan kavrulmu? bir ?ekilde yatıyordum. Susuzluktan son derece yanıyor, bir taraftan da yaralarım sızlıyordu. Artık Mevla?ma y?nelmi? ,O?na kavu?ma anını bekliyordum.?
Tam bu sıralarda, nihayetsiz Kerem Sahibinin kudret ve vefa eli yeti?ir. Hacı Ahmed A?a, bu hali ??yle ifade eder:
?Tam ?aresizlik i?erisinde, sıcak kumlar ?zerinde, susuzluktan kavrulan bedenim, al kanlar i?inde mecalsiz bir halde, yaralarım sızlarken, g?ne?in vurdu?u y?nden bir beyaz atlı belirdi. Bize do?ru geliyordu. D??man zannı ile korkumdan kendimi ?l?ler arasında ?lm?? gibi g?stererek yere yatmı?tım. Atlı bize yakla?tı ve bana:
? Essel?m? Aleyk?m...! Ahmed ne oldu, yaralandın mı? Kalk bakalım diyerek, ismimi s?yleyince korkum kalmadı. Ba?ımı kaldırdım baktım.
? Kalkmaya mecalim yok, dedim.
? Attan inip yanıma geldi. Beni sıkı?tıran ?ehid arkada?larımı ?zerimden birer birer ?ekti. Susuzluktan yanıyordum.
? Sana su vereyim mi? deyip su dolu bir matara verdi.
Susuzluktan yanan ba?rıma, o vef? elinin verdi?i, hayat ve a?k bah?eden ?if? suyunu i?tim kana kana. M?barek z?t ellerini sızlayan yaralı yerlerimin ?zerine gezdirirken sızılarım diniyor, taze hayat buluyordum. İ?te o su beni ba?ka bir aleme g?t?rd?.
Bana ne oldu ise Rahman?ın vef? elinden i?ti?im o hayat ve a?k bah?eden sudan sonra oldu.
Daha sonra beni kaldırıp atının terkisine aldı. En yakın, ?? g?nl?k mesafedeki genel karargaha g?t?rd?. Bu yolu ne zaman, nasıl geldi?imizi bilemedim. Karargahın yakınlarında bir de?ne?e kırmızı bir bez ba?layıp askerlere salladı. Ayrılaca?ımız zaman, beni getiren bu z?ta:
? Efendim sizi bir daha g?recek miyim? dedim.
M?b?rek zat bana:
? Ahmed A?a, e?er sen Hak rızası i?in ya?arsan her zaman seninle beraberiz. Yok, ?yle ya?amazsan bu son g?r??memiz, dedi.
? Askerler gelip seni alınca sana inanmazlar. Onlara beni n?bet?i subaya g?t?r?n dersin. Hadiseyi n?bet?i subayına anlat, benim de selamımı s?yle, dedi ve kayboldu.
Askerler geldi, benim buraya gelmeme inanmadılar. Beni n?bet?i subayına g?t?rd?ler. N?bet?i subayı ehl-i h?l ve a?ık bir kimse imi?, durumu anlatırken subay heyecanlanıyor.
? Beni kurtaran kimsenin size selamı var , dedim. Bana altındaki sandalyeyi verdi, h?rmet etmeye ba?ladı ve:
? Nasıl olur? Bir daha anlat dedi. ?? defa tekrar ettirdi. Beni tedaviye alıp yaralarımı sardılar. Yaramı saran doktor i?in farkına varmı?tı. Bana inanmayanlara:
? Sizin burnunuz koku almıyor mu? ?imdiye kadar hi?bir askerde bu kokuyu duydunuz mu? ?u hastanın kokusuna bakın, mis gibi kokuyor, dedi.
Ben hastanede bulundu?um m?ddet i?erisinde, hocam bir-iki defa daha geldi.?
Sıhhatine kavu?an Ahmed A?a Ladik?e gelir. A?k ate?i g?nden g?ne yakmaya, kendisini da?lara, ıssız yerlere s?r?klemeye ba?lar.
Bir kı? g?n? her taraf karlarla kaplı iken a?k galebesi ile da?lara ?ıkan Hacı Ahmed A?a?nın pe?ine on bir tane kurt d??er. Son derece a? olan kurtlar ulumaya ba?larlar. Bu durumda v?cudunun b?t?n kılları ?ıkacak gibi olur. Tam o sırada semadan kurtların ?zerine bembeyaz bir koyun kuyru?u ?eklinde bir ?ey iner. Kurtlar kapı?ıp yerler, sonra bırakıp giderler. Onlar gittikten sonra o ?eyin d??t??? yere gider. Geride kalan beyaz, yumu?ak ufak bir ?eyi alır yer. G?nlerce a?lık hissetmez. G?nl?ndeki a?k ate?i yanar, lisanı g?nl?n?n feryadına uyar, kelimeler dı?arıya d?k?l?r, ebyatlar birbirini takip eder.
Tam on iki sene sonra, nihayet bekledi?i hocası (Hızır a.s) te?rif eder, g?r???rler. D?nyalar onundur. Bundan sonra sık sık g?r???rler. L?zum eden dersleri ve malumatı hocası ona verir. Kendisi ile beraber manevi toplantılara giderler. Haberle?tiklerinde emredilen yere saatinden ?nce varır. ?stadı bu duruma ?ok memnun olurmu?.
Vazifeye gidi?leri ruhen de?il ceseden olurmu?.
Hacı Ahmed A?a, uzuna yakın orta boylu, bu?day tenli, naif bedenli, normal kır sakallı, ?ukurca g?zl? hil?l ka?lı idi. Nur?ni simasında halvet ve mel?hatın g?zelli?i g?r?l?rd?. Gayet c?mert, vekar, temkin ve itidal ehli idi. S?kutu ihtiyar eder. İhtiyar halinde konu?urdu. ?mmi olmasına ra?men, Hocası Hızır Aleyhisselam oldu?u i?in manevi ilimleri almı?, ilm-i hikmette yekt? idi. Kendisine bir ?ey soruldu?unda:
? Durun ?imdi cevabınızı getiririm, der ve gider. Hocası Hızır Aleyhisselam?dan sorar cevabını alır gelirdi. Kimseyi kırmaz, bo? ?evirmezdi.
Hayatta iken sayısız kerametlerine ?ahit olundu?unu ve ya?andı?ını, sevenleri nakletmektedir.
Zıvarıklı (Altınekinli) merhum Hacı Ahmed a?abey anlatmı?tı:
Ladik?te ziyaretine gittiklerinde, Ceylan da?ında otururlarken birazdan postacısı Seyid Ali gelir. Bu arada Hızır Aleyhisselam te?rif eder. H?l hatır sorarlar.
Hızır Aleyhisselam, Hacı Ahmed A?a?ya:
? Bir beyt s?yle Mevl?n? der. Hacı Ahmed a?a haya edip s?ylemez.
Hızır Aleyhisselam:
?Satılır cennetler k?nde bezeller
Bilmezler hak?katı bo?a gezerler
Bir araya cem olsa da g?zeller
Nideyim cem?lin ben g?remeyince?
beytini okudu. Hızır Aleyhisselam Hacı Ahmed A?a?ya
? Mevl?n?! Bir de sen s?yle, dedi. Hacı Ahmed A?a:
?A?ıklar a?kından almı?lar bir tat
Ne cennet isterler ne de saltanat
Onlar arıyorlar n?r-u hakikat
İlle cem?lini ben g?remeyince?
Hızır Aleyhisselam Hacı Ahmed A?a?ya:
? Mevl?n? bu kuyunun suyu kendi kuyunun suyudur, bitmez t?kenmez. Hızır Aleyhisselam Seyid Ali?ye bir de sen s?yle, dedi.
Seyid Ali:
?Fırsat elde iken bul derdine ?areyi
Gafil iken eri?ir mevt a?ar kalbe yareyi,
Haram helal demezdim kazanırdım pareyi
Bir g?n olur terk edersin m?lı m?lk? sarayı
Bul hidayet kapısını sen arayı arayı?
Hacı Ahmed A?a, ?mr?n?n son g?nlerinde, bir ara hastalandı. Konya Numune Hastanesine yattı. Orada dahi ziyaret edenlere ?ifalar da?ıtmı?tır.
O?lu Zekeriya Efendiye vasiyetini yapar. Kendisine verilen boh?ayı a?ar. İ?erisinden beyaz bir g?mlek, bir m?h?r, bir sayı g?sterir. Bunların sahiplerinin gelip alacaklarını s?yler. Hacı Osman Karabulut Efendinin, kendisini gasletmesini, tekvin ve te?hizini yapmasını, namazını kıldırmasını, kabre indirilirken ba?ında bulunmasını vasiyet eder. ?eyh Mahmut Sami Hazretleri?ne (k.s) telefon edilerek cenazesini bekletmelerini ister. 8 Haziran 1969 tarihinde Cen?b-ı Hakk?ın rahmetine kavu?ur. Vefatı bir anda her tarafa duyurulur. Cenazesine binlerce seveni ile beraber d?nyanın d?rt buca?ından arkada?ları, hocası Hızır Aleyhisselam, Hacı Mahmud Sami Hazretleri te?rif ederler.
M?barek kabri ?erifleri Ladik mezarlı?ında olup, gece ve g?nd?z ziyaret edilir. Cen?b-ı Hak d?nyada himmetlerine, ahirette ?efaatlarına mazhar eylesin (Amin). Her sene seneyi devriyesinde sevenler bulu?ur, Kur?an-ı Hatim ve Mevlidler okunur; ruhuna Fatihalar g?nderilir. Hakk a?ı?ı Hacı Ahmed H?d??i Divanı ?uvalları doldurur; bu fakir tarafından derlenip kitap haline getirilmi?, sevenlerin hizmetine sunulmu?tur.
OSMAN KARABULUT
?