Kadın’ın Gündemi Paneli TYB İstanbul’da Gerçekleşti
Kadındergisi ve TYB İstanbul Şubesi’nin birlikte düzenlediği “Kadının Gündemi: Güzellik ve Estetik” paneli TYB İstanbul Şubesi’nde gerçekleşti. Alanında uzman kişilerin konuşmacı olduğu panelde güzellik ve estetik meselesini toplumsal, sosyolojik, tıbbi ve dinî boyutlarıyla masaya yatırıldı.
18-05-2018

Kadına dair konuları düzenli olarak masaya yatıran Kadın dergisi, “Kadın’ın Gündemi: Güzellik ve Estetik” başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Bilimevi Basın Yayın ve TYB İstanbul Şubesi işbirliğiyle Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kübra Sönmezışık yaptı. Araştırmacı ve siyasetçi Halide İncekara, sosyolog Nurhayat Kızılkan, gazeteci-yazar Halime Kökçe, ilahiyatçı Nevin Meriç ve plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı Azize Dedekılıç’ın da konuşmacı olduğu etkinlikte konu her yönüyle ele alındı.

 

BEDEN SOSYOLOJİSİ KAVRAMI 1980’LERDE TÜREDİ

Beden sosyolojisi ve erkeklik üzerine konuşan Nurhayat Kızılkan, “Klasik anlamda sosyoloji bedenle ilgilenmiyor. Fakat 1980’lerden beden sosyolojisi diye alanlar konuşulmaya başlandı. Bizler de sosyolojik ve biyolojik beden diye günümüzde adlandırıyoruz. İlk başlarda bunu kabul etmeyen sosyoloji toplumun beden üzerindeki etkisi üzerine zorunlu olarak ilgilenmeye başladı. Çünkü insanlar tüketimlerini toplumsal eğilimlere göre açıklamaya başladılar. Güzellik algısını oluşturan husus toplumun ortak normu olarak kabul edilirse güzel oluyor. Bu yüzden güzellik algıları toplumlara göre değişiyor. Sosyal bilimci de olaya yaklaşırken mecburen bunlardan etkileniyor” ifadelerini kullandı. Modernleşmenin geçmişten günümüze geldiği sürece de değinen Kızılkan, beden mülkiyeti ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 

İNSANLAR TEKTİPLEŞTİRİLİYOR

Plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi üzerine konuşan Azize Dedekılıç, tüm cinslerde kadının daha çirkin olduğunun altını çizerek “Çirkin kadın güzelleşme ihtiyacı hisseder. Bu sadece günümüz için değil geçmişte de böyledir” dedi. Yaratanın istese herkesi aynı yaratabileceğini ama güzelliğin farklılıkta olduğuna dikkat çeken Dedekılıç, “Hep aynı resmi yapmak mı güzel yoksa sürekli farklı bir eser ortaya koymak mı? Yaratanın güzelliği de farklılıktan geliyor. İnsanları tek tip olmaya itiyorlar. Bu da çok korkunç bir duruma sürüklendiğimizi gösteriyor. Biz plastik cerrahların insanlara ‘durun’ demeye hakkımız yok. Hasta olarak karşımıza gelen insanın ihtiyacına hekim olarak cevap vermemiz gerekiyor. Biz hastaya sadece ‘siz bunu istiyorsunuz ama doğrusu bu’ diyebiliriz. Plastik cerrahlığı estetik kaygılar ile ortaya çıkmadı. Mesela doğuştan damak yarığı olan bir çocuğun tedavisi için ortaya çıktık. Ya da yanan bir insana cilt tedavisi uyguluyoruz. Burnu kırılan bir insanın burnunu yapıyoruz. Bu seferde bunu gören kişi ‘Benim burnum büyük o zaman benim de burnumu küçült’ diyor” şeklinde konuştu.

 

GÜNÜMÜZDE GÜZEL KURGULANAN BİR OLGU

Bedenin dindeki yeri ve önemini ele alan Nevin Meriç de İslam’ın güzeli her zaman övdüğünü söyleyerek başladığı konuşmasını şu şekilde devam ettirdi: “Allah, güzeldir. Güzeli sever. Burada bir sıkıntı yok. Fakat güzel nedir? Günümüzde güzel kurgulanan bir olgu haline geldi. İnsan bedeni mahremdir, özeldir. Dolayısıyla dokunulması da bu bedene dokunmak için bazı kıstaslar gerekiyor. Bunlardan biri zaruret durumlarıdır. Hastanın sağlığıyla ilgili bir durum ise müdahale edilebilir. Daha güzel olayım diye yapılan müdahaleler doğru değil. Botoks gibi tüketimin devamlı olduğu operasyonlar israftır.”

 

EN BÜYÜK GÜNAH MEDYANIN

Medyanın güzel kadın anlayışını değerlendiren Halime Kökçe ise konuşmasında medyanın güzellik algımızı biçimlendirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Konuşulan konulardan hareketle en büyük günaha medya sahip gibi gözüküyor. Medyanın bir müşteri olarak kadına sayfalarında yer vermesi oldukça önemli. Medyanın en büyük gelir kaynağı reklam. Haliyle reklam unsuru eğer kozmetik, estetikse ona yer veriliyor. Haliyle medya, özgürlüğü ortadan kaldıran ve insanları bir beğeniye yönlendiren bir sektör rolüne sahip. Medya estetik beğeninin oluşmasında hem belirleyici hem de sıradanlaştıran ve vasatlaştıran bir algı oluşturuyor.”

 

SİYASETTE DİL ESTETİĞİ OLMALI

Estetiğin ilişkimize ve kişiliğimize etkilerini de Halide İncekara anlattı. İncekara: “Hayatım boyunca güzelliğin sınavını verdim. Lisede türkü dinliyorum diye köylü olarak adlandırdım. Bunu atlatabilmek için hocam giyimime dikkat etmek gerektiğini böylece giyimini konuşmaktan kimse sana karışmaz demişti. Bizi toplum şekillendiriyor. Din şekillendirmiyor. Ben uzun yıllar bir kozmetik firmasının üst düzey yöneticiliğini yaptım ama hiçbir zaman makyaj yapmadım. Hayatımda sadece bir kez makyaj yaptım o da düğünümde. Kozmetik firması yönetip makyaj yapmadığım için insanlar bana tuhaf tuhaf bakardı. Meclise ilk girdiğim yıllarda bol ve uzun giyinmemden dolayı bir gazete tarafında ‘Meclisin rüküşü’ olarak anıldım. Yani güzellik algısı her zaman hayatımda karşıma çıktı. Siyasetin güzellikle ilişkisinde dilimizin de bir estetiği olduğunu düşünüyorum. Kılık kıyafetimize özen gösteriliyor evet ama dil estetiğimiz bozulunca onca özenin hiçbir anlamı kalmıyor” dedi.

Bilimevi Kadın dergisinin Nisan-Mayıs-Haziran 2018 tarihli 5. sayısı, “Güzellik ve Estetik” dosyasıyla çıktı. Güzellik ve estetik algısının tartışıldığı dergide bedene müdahale konusu sosyolojik, psikolojik, felsefi ve din disiplinleri çerçevesinde sorgulanıyor. Dergi, estetik ameliyatlarının tarihinden geçmişten günümüze güzelleşme ritüellerine, edebiyattaki güzellik kavramına, tasavvuftaki güzelliğe kadar pek çok konuya yer veriyor.