Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
“korkuyorum / beynimin gergefine umut işlemekten” diyor Mehmet Özger MGV Yayınları arasında çıkan “Muhtasar Cinnet Risalesi” adlı kitabının ilk şiirinde. Bu şiir aynı zamanda kitaba ismini veren şiir.
10-04-2018

On dokuz şiir var kitapta. İnce bir işçilikle dokunmuş, mesajı imgelerle donatılmış on dokuz şiir. Geleneğin izini süren bir şair diyebileceğimiz söyleyişler var Mehmet Özger’in şiirinde. Bir Sezai Karakoç nefesine yakışan bir iz bu. Karakoç’a bir şiir ithafını da görünce şairin aldığı yolun isabetli bir tercih olduğu hemen anlaşılıyor.

“Bir Seyyah Bir İkindiye Baktığında Sonbahar” şiiri Sezai Karakoç’a ithaf edilmiş bir şiir. “Seyyah kendi çölünü gezmeli ikindileri / yoksa bir kül kalır ikindilerden / yoksul evlerin bacalarını yalayan çaresizlikten / bir arsız sırıtış yapışır / komşuların imansız tabaklarına / iki çirkin takma diş, obur ve kibirli”

Dize bütünlüğünden daha çok şiirsel bütünlüğüne önem veren bir şair Mehmet Özger. Dizeler arasındaki bütünlük şiirin bölümlerini de daha keskin çizgilerle belirliyor.

“bıçaktan keskin / tüy kadar yumuşak / sözün boyası”

Şiirde hikmet aramak ne kadar doğrudur belki tartışılır ama şiirin bir hakikati olması gerekir. Şiiri söz kalabalığından kurtaran da bu bakış açısıdır. Dünyaya kainat gözüyle baktığında şair şiirinde hikmetli bir duruş ister istemez gelip konar dizelerin arasına. Mehmet Özger’in şiirinde de mümin bir duruş var ki bunu bu bakış açısıyla sağlıyor.  

“en çok kadındır ev, ceketine uzandığında / geniş bir tebessüm değilse tabuttur / içinde yavaş yavaş, hissedilmeden ölünür / namazsız evlerde melekler kederli / aranır bir çocuk uykusu eskimeyen kanepelerde”

Dünyaya sorgulayıcı bir gözle bakıyor Mehmet Özger. Duyarsızlığı ve sıradanlığı dizeleriyle hissettirmek isteyen şairlerden. Betonlara karşı direnen şehirler, denizsiz şehirlerin hüznü ve terk edilmiş yüreklerin üşüyen kalbi var Özger’in şiirinde. Bütün bunlar da onun şiirini okunur kılan etkiler arasında.

“metalik uğultular / kentin sayrılığı kapanıyor üstüme”

“dinle / herkesin herkese duvar olduğu bu günlerde / yoruldum bu gece hüzünle kaldım / tırnaklarını geçirip gövdeme yontabilir mi hüzün beni / hüzün bir alacalı attır koşup durur yüreğimde”

Muhtasar Cinnet Risalesi Mehmet Özger şiirinde her vakit önemli bir yer edecek kitap. Sıkı bir kitapla edebiyat dünyasına adım atmak da şairanelik kadar nasip işidir de. Umut var olduğu müddetçe şiir de varlığını sürdürür.

Son söz yine Muhtasar Cinnet Risalesi şiirinden; “ey gövdemin yanardağında dönenen lav ırmakları / çağla ve yak anılarımı / handiyse patlayacağım”