Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık TYB İstanbul'da Anıldı
'Tarihçilerin Kutbu' olarak da anılan 'Hocaların Hocası' Halil İnalcık, vefatının birinci yılında, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi'nde düzenlenen 'Halil İnalcık Özel Programı' ile yad edildi
28-10-2017

TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı'nın oturum başkanlığını yaptığı panele konuşmacı olarak İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, Prof. Dr. Mehmet İpşirli ve Uğur Altuğ katıldı.

Hem tarih alanında hem de şahsiyetiyle öncülerimizden olan, hayatı ve eserleriyle iz bırakan Halil İnalcık’ın tarih birikimimizin en önemli kaynaklarından olduğunu vurgulayan TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, millî hafızamıza paha biçilmez katkılar sağladığını ifade etti.

 

"İNALCIK'IN HALEFİ İPŞİRLİ'DİR"

Panelde ilk konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, İnalcık'ın bu milletin tarihine, kültürüne, birikimine bir pencereden bakmayan çok önemli bir tarihçi olduğunu dile getirdi.

Halil İnalcık'ın Fatih Camisi haziresinde yapılan mezar kitabesinin Kur'an harfleriyle yazılmış olması üzerinden tartışmalar yaşandığını ifade eden Yılmaz, bazı kesimlerin İnalcık'ı Cumhuriyet dönemi âlimi olarak niteleyip hazırlanan kitabeye karşı çıktıklarını söyledi.

Yılmaz, İnalcık'la yaptığı bir görüşmesinde kendisine halefini sorduğunu belirterek, "İnalcık hoca bana 'Benim halefim, beni en iyi anlayan isim Mehmet İpşirli'dir' dedi. Ben buna şahidim." diye konuştu.

 

"İNALCIK HOCANIN ANCAK TALEBESİ OLABİLİRİM"

Prof. Dr. Mehmet İpşirli ise İl Kültür Turizm Müdürü Yılmaz'ın “Halil İnalcık'ın halefi İpşirli'dir” sözlerine ilişkin, "İnsan bu sözleri duymaktan mutluluk duyar ama halef sözünün içini doldurmak kolay değil. Ben, İnalcık Hoca'nın halefi olabilecek durumda değilim, ancak talebesi olabilirim. Çünkü yazdıklarından çok istifade ettik ve hâlâ okuyoruz. Onun geleneğini sürdürebilmek o kadar kolay bir şey değil." dedi.

İnalcık'ın hem Batı'yı, hem oradaki meslektaşlarını iyi tanıyan ve çalışmalarını yakından takip eden bir insan olduğunu belirten İpşirli, Batı'nın da İnalcık'ı çok iyi takip ettiğini ve birinci derecede referans verdiğini kaydetti.

 

"BATILILARIN YÜZÜMÜZE GÜLDÜĞÜNE BAKMA, HEPİMİZİ KÜÇÜMSERLER BUNLAR"

İnalcık'ın Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı İslam Ansiklopedisi'ni çok önemsediğini de aktaran İpşirli, hocası ile arasında geçen bir konuşmayı dinleyenlere şöyle aktardı:

"Bir gün Türk Tarih Kurumu'nda düzenlenen bir toplantıda beni çağırıp, İslam Ansiklopedisi'nin son durumunu sorarak benden bilgi notu istedi. Orada şunu söyledi bana; 'Bu Batılıların yüzümüze güldüğüne bakma. Ben de dahil hepimizi küçümserler bunlar. Şu ansiklopedi bizim yüz akımız olacak. Ben bununla gurur duyuyorum. Ben bu eseri toplantıya gelen yerli-yabancı akademisyenlere anlatacağım' dedi ve teferruatlı şekilde anlattı. Ansiklopedi ile ilgili de hiçbir zaman yardımını esirgemedi."

İpşirli, Halil İnalcık'ın ilk dönemlerinde kitaptan daha çok akademik makaleler üzerinden eserler verdiğini belirterek, özellikle de 1954 yılında yayınladığı Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid'in bir çığır açtığını dile getirdi:

"Bu bizim arşivimizde bulunan en erken defterlerden bir tanesidir. Bu defter yayınlandığı zaman Batı'da büyük yankı uyandırdı. Çünkü bu defterlerde Osmanlı yönetiminin papazlara, rahiplere verdiği tımardan bahsediyor. Tımar, biliyorsunuz devlete büyük emeği geçen bazı askerlere, bürokratlara, ilim adamlarına verilir. Osmanlı'nın gayrimüslimlere vermesi dikkati çekmiştir."

 

"HOCA SİZİ YÜREKLENDİRİR, ÖZEL BİR İNSAN OLDUĞUNUZU HİSSETTİRİRDİ"

Halil İnalcık'ın hayatının son 16 yılında çok yakınında bulunan tarihçi Uğur Altuğ ise İnalcık'ın karşısında lisans öğrencisi dahi bulunsa alçakgönüllülükle ve büyük bir şefkatle yaklaşarak, yüreklendirdiğini anlattı.

İnalcık'ın öğrenme isteğiyle yanına gelen her insana yardımcı olduğunu dile getiren Altuğ, şunları aktardı:

"Hoca çalıştığımız konu ile ilgili olarak size o konunun hakiki anlamda anahtarını verir. Sadece akademisyenlere değil, ziyaretine gelen siyasetçilere, bürokratlara, farklı katmanlardan insanlar, büyük bir alimin karşısında öğrenci olmanın mutluluğunu yaşardı. Hoca cesaretinizi kırmaz, sizi yüreklendirir, özel bir insan olduğunuzu hissettirirdi. Ancak yaptığınız küçük bir yanlışta da büyük üzüntü duyardı. Hoca bir süre sizi gözlemledikten sonra 'Bu öğrencinin seviyesi bu, adım adım gideyim' demez, alabildiğine yüklenir, sizin bütün evreninizi, ömürlük bütün birikimiyle doldurmaya başlardı. Sizin alacağınız kapasitenizle ilgiliydi ve siz de böyle bir alimden ne kadar şey öğrenebilirim diye, gece gündüz çalışmaya başlardınız."

 

Kaynak: AA