ABDÜLHAMİT'İ GERİCİLER DEVİRDİ
Vedat Sağlam'ın kaleminden Son Direnişci, Osmanlı'yı kurtlar sofrasında parçalatmamak için verilen asil mücadeleyi anlatıyor.
01-11-2013

 

 

Abdülhamit’i Devirenler de Gezi Parkı Eylemcileridir.

“Abdülhamit’i anlamak, her şeyi anlamaktır.” diyor Necip Fazıl. Aslında gerçekten de öyle, mübalağa değil üstadın bu ifadeleri. Onu anlamak; Türkiye üzerinde döndürülmek istenen dolapları, ülke olarak başımıza örülmek istenen çorapları, uluslararası arenada ülkelerin Türkiye üzerinde oynadıkları ekonomik ve nüfuz savaşlarını görmek demektir.

19 Yüz yılın hemen başında bir zamanlar tarihin akışına göre yön veren koskoca Osmanlı imparatorluğu, iç destekçilerle Avrupalıların iş birliği neticesinde Sultanın tahttan uzaklaştırılmasından yaklaşık on sene gibi kısa bir sürede ülke çökertilerek parçalandı. Topraklarından, gayrı resmi manada Avrupalılara bağlı onlarca suni, uydu devlet(cik)ler kuruldu, sömürgeler oluşturuldu. Bütün bunları az çok tarih bilgisi olan herkes bilir.

Osmanlı topraklarında gözü olan ve onu parçalamak için fırsat bekleyen Avrupa devletlerini biliyoruz. Peki, bunların yerli destekçileri, iş birlikçileri kim? İşte Necip Fazıl’ın sözü, ifade etmek istedikleri asıl burada anlam kazanıyor.

Biliyorsunuz; Türkiye, artçıları hala bugün de devam eden ve hafızalara “Gezi Parkı” eylemi olarak kazınan, günlerce, haftalarca devam süren, sadece ülkemizde değil dünyada bile umulmadık oranda karşılık bulan bir protesto, hatta kalkışma eylemi ile karşılaştı. Kimi sosyal bilimciler ve uzmanlar bunun bir darbe girişimi olarak da değerlendirilebileceğini ifade ettiler.  Asker, Polis ve MIT elemanlarının ortaklaşa çalışmalarıyla bu işin önceden planlandığı, uluslararası pek çok ağının da olduğu ortaya çıktı. Hala, bilinmedik noktaları aydınlatılmaya devam ediyor. Ekonomik olarak uluslararası güçlerin desteklediği fonlarla beslenen, kökü dışarıda birçok STK da bu kalkışmaya alet edildi, halkın işin içinde olduğu vurgulanmaya çalışıldı. Yaktılar, yıktılar, ülkeyi bir kaos ortamına sokmak için ellerinden geleni yaptılar. Amaçları; mevcut hükümeti yıkarak kendi menfaatleri doğrultusunda uydu bir hükümet kurmak ve son yıllarda kendi yörüngelerinden çıkan Türkiye’yi yeniden şekillendirebilmekti.

Abdülhamit döneminde de defalarca tekrarlanan darbe girişimlerine, kalkışmalara, ayaklanmalara bakılacak olursa, bugünkü ile aralarında hiçbir farkın olmadığını görmek mümkün. İsimler değişik olsa da oynanan oyunlar, ortaya konulmak istenen senaryo hep aynı. O gün kandırılmış İttihatçılar, Jöntürkler vardı, bugün de adı başka birçok STK var ortada. O gün de Avrupalılar işin içindeydi, bugün de. O gün de hasta adam olarak niteledikleri, yıkılacak diye gözüne baktıkları Osmanlı çok hızlı ilerlemiş, Avrupa’dan bağımsız politikalar geliştirmişti, bugün de Türkiye’nin geldiği nokta kalkınmışlıktan başka bir şey değil. O gün de uluslararası pek çok kuruluş Osmanlıyı yıkmak için devredeydi, Gezi Parkı eylemleri gösterdi ki, bu gün de öyle…

Aslında şunu rahatlıkla ifade etmek mümkün; Abdülhamit’i yıkan, onu tahttan uzaklaştırarak Osmanlıyı parçalayan Avrupalılarla iş birliği içindeki iç güçler, bugünkü anlamda Gezi Parkı eylemcilerinden, nam-ı diğer ulusalcılardan başkası değil.

Son Direnişçi Abdülhamit Han’ın mücadelesini okurken Osmanlıyı kurtlar sofrasında parçalatmamak için çırpınmalarını, Avrupalıları Osmanlıya karşı birlikte hareket etmemeleri için onlara nasıl oyunlar oynadığını, içerdeki işbirlikçilerle mücadele ederken, onları kendi öz evlatları, kandırılmış Anadolu çocukları olarak görmesini, diğer yandan hızlı kalkınma hamlelerini, okullaşma alanındaki ufkunu da görecek, takdir edeceksiniz.

Kitap Nar Yayınlarından çıktı, 371 sayfadan ibaret…