“YAŞANAN HATIRALAR” DA MEHMET ŞEVKET EYGİ
Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde düzenlenen “ Yaşayan Hatıralar” adlı aylık söyleşi programı 19 Nisan tarihinde gerçekleştirildi. Programın bu haftaki konuğu Gazeteci Yazar Mehmet Şevket Eygi oldu.
22-04-2013

 

 

 

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde düzenlenen “ Yaşayan Hatıralar” adlı aylık söyleşi programı 19 Nisan tarihinde gerçekleştirildi. Programın bu haftaki konuğu Gazeteci Yazar Mehmet Şevket Eygi oldu.

Moderatörlüğünü Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Sayın Mahmut Bıyıklı’nın üstlendiğiprograma konuk olarak katılan Sayın Mehmet Şevket Eygi gelen konuklarla hayatı, mesleki yaşamı ve fikirlerine dair birçok hatırasını paylaştı. Eygi konuşmasında İslam dininin bu günkü durumundan siyasi, içtimai durumuna ve İslam’ın toplumdaki yansımalarına kadar birçok konuya değindi. Mesleki hayatında yaşadığı tecrübe ve hatıralarını da katılımcılarla paylaştı.

ÜLKEMİZDE DİNİ BAKIMDAN DEHŞETLİ BİR GERİDE KALMIŞLIK VARDIR

Eygi, Son yıllarda halk tabakası içinde Türkiye’nin İslami bakımdan iyiye gittiğine ve her şeyin daha güzel ve eskisine nispetle daha iyi olduğuna dair kanaatlerin hasıl olduğunu kendisinin ise buna katılmadığını beyan etti. Eygi sözlerine şöyle devam etti: “bir ülkenin bir toplumun ve dünyanın iyiye gidip gitmediğine dair İslam dininin kendi ölçüleri vardır. Marksizm’in, Kapitalizm’in, Materyalizm’in, Liberalizm’in ölçüleri başka olduğu gibi İslam’ın ölçüleri başkadır. İslam’ın ölçüleri Kur-an, Sünnet ve Şerait ilkeleridir. Bu gün Türkiye’nin en az yüzde sekseni ehl-i sünnet Müslüman’ıdır. Bu Müslümanlara baktığımızda İslam’da imandan sonra ikinci temeli esası olan namaz konusunda beş vakit namazı sadece yüzde onu kılıyor. Demek dini bakımdan dehşetli bir geride kalmışlık vardır. Türkiye zulüm altında iken bile bu nispet bu kadar düşük olmamıştır.” dedi.

BU ÜLKEDE HAKİKİ MANADA İSLAM ALİMİ YETİŞMİYOR

Mehmet Şevket Eygi, ülkemizde geçmişten günümüze yönetim sistemiyle alakalı olarak fikirlerini ise şu şekilde ifade etti: “ bu ülkede İslam dinini hakiki manada insanlara anlatacak İslam alimi yetişmiyor. Çünkü ülkemizde bu alimleri yetiştirecek eğitim merkezleri yoktur. Cumhuriyetin ilk yıllarında tasavvuf tekkeleri kapatıldı. Ardından Kemalist rejim mason localarını da kapattı. 1947 de İsmet Paşa Mason localarını açtı ve onlar kendi ayinlerini yapmaya başladılar. Fakat İslami Tasavvuf Tekkeleri hala açılmadı. Diyelim ki tekkeler açıldı. Fakat bu tekkelerin başında hakiki anlamda bir şeyh nereden bulacaksınız? Her konuda olduğu gibi bu konuda da müthiş bir bozulma ve dejenerasyon görüyorum. Müslümanların bu konuları konuşması gerekiyor. Türkiye’de maddi kalkınmalar olsa da bunun dinle ilgisi yoktur. Bu işin en kötü yanı da bu gerilemeyi fark etmememizdir. Günümüz sisteminde din siyaset iktisat ve finans iç içe girmiş durumdadır. Bunu İslam ahlakı kabul etmez. Müslümanlar her hareketlerinde İslami ölçüleri esas almak zorundadır.”

MÜSLÜMANLARIN TATİL GÜNÜ CUMA GÜNÜDÜR

İslam toplumlarındaki gelenekler konusuna değinen Eygi; her toplumun kendi yapısına göre bir işleyiş şekli olduğuna değindi. Toplumumuz İslam toplumudur ve toplum olarak İslami usul ve adetlere göre hareket etmek elbette bu ülkede yaşayan tüm vatandaşların hakkı olduğunu ifade etti. Eygi, “örneğin bu gün Cuma günüydü. Bir İslam toplumunda Cuma ezanı okunduğunda ticaret durur işyerleri kapanır. Bütün Müslümanlar Cuma namazı kılmaya giderler. Sorsak bu Cuma gününde bu büyük şehirde kaç esnaf dükkanlarını kapatarak Cuma namazı kılmaya gitmiştir. Başka ölçülerimizde var. Örneğin, bu gün Türkiye de hafta da iki gün tatil yapıyoruz. Cumartesi Yahudilerin Pazar günü ise Hıristiyanların tatilidir. Ben bu vatandaşlarımız tatillerini yapmasın demiyorum fakat Müslümanların da Cuma günü tatil yapma hakkı vardır.”

MÜŞTEREK KİMLİĞİMİZ KAYBOLMUŞTUR

Mehmet Şevket Eygi, son dönem Müslümanlığında müşterek alt kimliğin kaybolduğuna değinen: “günümüzde Müslümanlar arasında alt kimlikler önemli hale getirilmiş ve esas nokta olan İslam’ın temel unsurları göz ardı edilmektedir. İnsanlarımız kendilerini sınıflandırmayı bir kenara bırakarak İslam dininin temel yapısında buluşmak zorundadırlar. Mesela namaz İslam dininde bizi ortak noktada buluşturan bir emirdir. Geçmişte henüz Türkiye’de bizim camianın günlük bir gazetesi olmadığı dönemlerde çıkardığımız ilk gazetemizde üst kimliği esas alarak insanları sabah namazına davet etmiştik. Bırakın İstanbul’u ülkenin dört bir tarafından gazetedeki ilanımızı okuyan Müslüman kardeşlerimiz gelmişti. Artık basın yayın camiasında bu tür faaliyetlerin yapıldığını da göremiyoruz. Umarım bir gün İslam dininin asıl yapı taşları tüm Müslümanlar tarafından gerçekten anlaşılır ve hayata geçirilir.  

İSLAM TOPLUMUNDA EN İNCELMİŞ KÜLTÜR İSTANBUL KÜLTÜRÜDÜR

Konuşmasında eski İstanbul kültüründeki incelikleri anlatan Eygi; her toplumun davranışlarını kendi inanç sistemine göre düzenlemesi gerektiğinden bahsetti. İstanbul kültürü İslam ahlakının ve görgüsünün en incelmiş şeklidir diyen Mehmet Şevket eygi konuşmasına şöyle devam etti“davranış edep ve adabı noktasında artık toplumumuz inceliğini kaybetmek üzeredir. Toplumumuzun kendine özgü kimlik yapısını kaybetmemesi açısından İstanbul kültürünü inceleyip günümüze de yansıtmak gerekiyor.”

Söyleşi programı, Yazarın katılımcıların sorularına cevaplamasıyla son bulmuştur.

 

Ebru Olur