Zengin, Fakir Ayrımı Yapılmazdı
Akademisyen Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'e HaberKültür.Net okurları için Ramazan'a dair duygu, düşünce ve hatıralarını sorduk.
20120807143726

Ramazan’a dair duygu, düşünce ve hatıralarınızı HaberKültür.Net okurları için alabilir miyiz?

Öncelikle Yeni Dünya Dergisi okurlarımızın Ramazan’ını tebrik ediyorum. Ramazan ayı hakkında duygu ve düşünceleri deyince benim çocukluğumdan gelen duygu ve düşüncelerim var, bir de günümüzdeki duygu ve düşüncelerim var. Ramazan ayı çocukluk zamanlarımızda, eski zamanlarımızda özellikle bolluk bereket ayı olarak böyle çocukluktan üzerimizde kaldı. Ramazan’ın maddî ve manevî bütün yönleriyle hayatımıza damga vurduğunu görüyoruz. Bu özellikle halkımız arasındaki birlikteliği, muhabbeti artıran bir husus olarak ortaya çıkıyor. Ben tarihçi olduğum için Osmanlı’da tarihte hemen hemen Ramazan ayında bütün büyük köşkler, konaklar hepsi açılır ve zengin fakir herkes o konaklara, köşklere gelir iftarlarını yaparlar, burada zengin, fakir ayrımı yoktur. Bu halkımızın, milletimizin birlikteliğini sağlayan en büyük hususlardan bir tanesidir. Son yıllarda özellikle önce kış aylarında çadırlar bugün de sokak iftarları şeklinde bu dayanışmanın en güzel numunelerini görüyoruz. Dolayısıyla Ramazan ayı geldiği zaman bir bereketi, bir bolluğu, bir muhabbeti, bir birlikteliği maddî ve manevî olarak her yönüyle yaşadığına şahit olmaktayız. Dolayısıyla Ramazan ayını gerçekten milletimizin her yönüyle en iyi bir şekilde dolu dolu olarak yaşadığını, hem dinî hayatımıza hem kültürel hayatımıza hem sosyal hayatımıza çok büyük etkileri olduğunu ve olacağını ve her yönüyle de yaşatılması gerektiğini düşünüyorum. Bütün bu yönleriyle bu duygu ve düşünceyle milletimizin Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyorum. Yine tarihçi olarak Osmanlı zamanında halkımız özellikle çalışanlar, memurlar tatillerini Ramazan ayında alırlardı, okullar Ramazan ayında tatil olurdu, çalışmalar Ramazan ayına göre düzenlenirdi, öğleyle ikindi arasında çalışırlardı, nöbetleşe işe giderlerdi vs. Yani Ramazan’ın gerçekten dolu dolu yaşandığını biz görürdük, bilirdik. Bu Osmanlı zamanında en güzel bir şekilde görülüyor. Milletimizin de bugün bu paylaşmayı üst düzeyde yaptığına şahit olmaktayız. Bunlar gerçekten belki daha arzulanan seviyede olmasa bile bizleri sevindiren hususlardır. İnşallah Ramazan bütün o güzellikleriyle geliyor, çünkü on bir ayın sultanıdır, sultan nasıl gelince insanlar onu, bir sultanı, bir padişahı, bir hükümdarı nasıl karşılarlar, Ramazan ayının da bir sultan olarak karşılanması, onun memnun edilmesi gerekir. İnşallah biz de Ramazan ayını kendimizden memnun ederek, memnun bırakarak o misafiri yeniden uğurlamış ve nice Ramazanlara bir kez daha inşallah kavuşmuş oluruz.

Ve bir hatıra

Bizim küçüklüğümüzde az önce söylediğim gibi mutlaka bizim insanımız ya iftardadır veya iftar vermededir. Bizim köyümüzde de, bizim evimizde de iftara çağrılır onar, on beşer kişi sonra ailemiz başka yerlere giderdi ve o zamanlar şimdiki gibi ayrı ayrı böyle tabaklarda yemekler verilmez, bütün olarak konulurdu misafirin önüne veya kadayıf tepsisi bütün olarak konulur ve gittiği zamanda tabii Ramazan’ın bir de insanlar eskiden çok herhalde yemeleri kuvvetliydi, tepside de tek bir börek dilimi kalmadan geri gelirdi, misafirlerin önüne konulur ve hiç artmazdı. Ben tabii çocukluk, bir gün yine artık çok bekliyorduk belki de onu “İşte bu gecede mi börek kalmayacak, kadayıf kalmayacak?” diye bağırmıştım dışarıda. Tabii rahmetli pederimiz ben oradan bağırınca onu durdurmuşlar ve o gün bize de börek ve kadayıf bırakmış olarak göndermişlerdi. Bunlar tabi gerçekten hoş duygulardı. 

Hasan HAFİF

HaberKültür.Net