Bu korsan büyük bela
Fatih Bayhan Bülent Akyürek’in öncülük ettiği mücadeleye destek veriyor…
20110823033903

Bu yazı henüz bazı okuyucuları ilgilendirmiyor olabilir. Hatta bazı okuyucular da “korsan daha ucuz, niye mücadele ediyorsunuz” diye eleştirilebilir. Ancak biliyorum ki bu yazının öyle muhatapları var ki, “korsandan alınan her eser müellifini yok edecek bir ateştir” hassasiyetindedir.

Bu yazının muhatapları da doğal olarak kendiliğinden oluşuyor.

Peki, “korsanla mücadele çetesini” kim kurdu?

Maalesef Kültür Bakanlığı veya Telif hakları genel müdürlüğü değil!

İLESAM, TYB değil, AYB ya da bir grup gönüllü avukat yahut hukukçular birliği bilmem nesi de değil.

Sadece bir yazar…

Kolluk kuvveti, örgütü olmayan, teşkilatları bulunmayan bir yazar…

Her zaman söylerim, “yazar haklarını” savunmak üzere kurulan yapılanmalar bir süre sonra “ilgili yasaların hamisi” gibi bir yapıya dönüşerek “düşünsel anlamda legalleşiyor”. Bu tavır yazarın muhalefetini, farklı düşünmesini ve eylem kabiliyetini yok ediyor.

İşte en son örnek karşımızda…

Bir yazar kitapları korsana düştüğü için resmen günlerdir haykırıyor. Peki nerde yazar, telif örgütleri? Nerde Kültür Bakanlığı; nerde Telif Hakları genel müdürlüğü?

Ses yok, açıklama yok, destek yok, tavır yok…

Peki, ne yaparsınız siz?

 

***

Bülent Akyürek’ten bahsediyorum…

İçinizdeki Öküze Oha deyin” adlı eseriyle “şoklanarak” tanıdı okuyucu onu… Kitap 47. baskısını yaptı. Ve ardından süper eserler geldi… Yılgın Türkler, Öğlen Namazına nasıl kalkılır, Mavi Marmara Risalesi, Zamanın efendisi, Seviyordum Söyleyemedim, itin Biri, Cinnetim cennetimdir, Yağmur Getiren Fırtına, ve tanrı ağladı… Okur  “afacan ve matrak kalemi” sevdi, okudu, yeni kitaplarda böylelikle ilgi gördü, çok baskı yaptı. Konuşmalar, konferanslar vs. cabası…

Hayatını kazandığı tek iş “yazarlık” olan Akyürek, kitaplarından aldığı telif eserleriyle geçiniyor. Başka geliri yok. Ama bir şey oldu, kitapları çok satan her yazarın başına gelen onunda başına geldi. Korsan tezgâhlarına düştü. Böylece asıl baskıyı yapan yayınevinin baskı sayısı azaldı ve yazarın telif geliri de düştü.

Akyürek, diğer yazarlar gibi yapmadı, Kültür Bakanına ithafen bir yazı kaleme aldı ve “korsanla mücadele etme çağrısı” yaptı”… Sonrada “daha çok eser yazarak korsan baskı yapanları zengin etmeyeceğim, bu yüzden yazarlığı bırakıyorum” dedi. Yazarlığı bıraktı…

Tam bir Bülent Akyürek tavrı…

Akyürek yazarlığı bıraktı, bir haftadır; yazılı, görsel basını izliyorum hiçbir yerde haber olmadı. İşin garibi internet basınında Teoman’ın müziği bırakması kadar bile ilgi görmedi. Dikkatle izliyorum, benimde üyesi olduğum İlesam, TYB ve AYB’den de ses yok.

Eserleri bu kadar ilgi gören bir yazarın varlığı veya yokluğu başta yazar örgütlerini alakadar etmiyorsa kimi edecek? İlgili bakanlığı, ilgili genel müdürlüğü “ilgisiz” tutuyorsa ne diyeceğiz?

işçisin sen işçi kal”… “Yazarsan korsana düşmeyi göze alacaksın”…

Bu sessizliğin başka bir anlamı yok…

Bülent Akyürek yazarlığı bırakmamalı, yazmalı tabiî ki. Daha çok eserini okumak istiyoruz. Onun; yazıdan, kalemden ayrı durmasına gönlümüz razı değil.

O da herhalde böyle düşündü yine bir Bülent Akyürek tavrı geliştirmiş ve tüm okuyucularına, sevenlerine çağrıda bulunarak, “Korsanla mücadele çetesi” kuruyorum demiş. Ve duyurmuş; “Her il ve ilçede "KORSAN KİTAP AJANLARI" çalışması yapıyorum. Her ilde 10 insan; kitapçıları, marketleri gezecek ve ellerindeki bandrol numaralarıyla, raflardaki benim kitapların bandrollerini karşılaştırıp bilgi verecekler, ben de hangi ilde kitapçı veya dağıtımcının sahte bandrollü kitap sattığını öğrenerek o ildeki 5- 10 gönüllü avukat ile yakalatacağım.”

***

Öncelikle kitapları korsana düşmüş, Emniyet genel müdürlüğünden Savcısına, Bakanlığından yazar örgütlerine kadar her alanda etkin mücadele vermiş ama hiçbir sonuç alamayarak “korsanla mücadeleyi farklı alanda sürdürme kararı” alan birisi olarak bende bu çetenin “gönüllü üyesi” olacağımı buradan ilan ediyorum.

Ayrıca bu konuda yaşadığım tecrübelerimi de paylaşmaya hazırım.

Zira öyle an geldi ki kendi çabamızla kitabımızın korsan basıldığı matbaaya kadar tespit ettik ama savcılık dilekçe vermemize rağmen emniyete arama emri çıkartmadı.

Adamlar gözümüzün içine baka baka kitabımızın korsanını basıyor ve savcı izin vermediği için biz hiçbir şey yapamıyorduk.

En son kitabımız olan “Teyzem Latife” adlı eser listelerde fırlayınca ertesi gün korsan tezgâhlarına düştü. Ne kadar mücadele ettiğimi beni tanıyanlar biliyor. Orada gördüm ki, bu hukuksuzluğu ancak kitlesel bir çaba önleyebilir, okuyucunun hassasiyeti yok edebilir, devletin güvenlik kuvvetini, yasasını etkin bir biçimde kullanması bitirebilir.

***

Sonuç: Kitaplar, yazarını yok ediyorsa o yazarı bir daha okuma şansınız kalmayacaktır. Avrupa’da bir yazar birkaç kitabının ardından kazandığı telifle tüm hayatını geçirecek telif kazanırken ülkemizde “kul hakkı” hassasiyeti olmasına rağmen yaşından çok kitabı bulunan yazarlar dahi ek iş yapmak zorunda kalıyor.

O halde ilk iş okuyucuya düşüyor. Korsanı almayarak tavır geliştirmek! Tezgâhlara düşen, sokağa düşen kitapların çoğu korsan baskıdır. Bandrolde bile oyun yapıyorlar artık. İkinci görev, devlete, kültür bakanlığına, yayınevine, savcıya, emniyete – tabiî ki ilgilenirlerse- yazar örgütlerine düşüyor.

Sizi çete üyesi olmaya davet ediyorum!

Evet, resmen “çete üyesi” olmaya davet ediyorum sizi. Aslında çeteler; hukuksuz işler yapar, hukuk tanımaz, hak tanımazdır. Aslında çeteler isyancıdır, başkaldırır, itaat etmez. Aslında çeteler; yerleşik kuralları tanımaz, sınır bilmez gruplardır.

Ama devir değişti, çark döndü, çeteler “hukuku hatırlatır, hakkı tanır, hukuksuzluğa isyan eder hale geldi.

Yani devir o kadar bozuldu ki çeteler “hak isteruk” deme noktasına geldi…

Buyurun, çete reisinin Bülent Akyürek olduğu bir çeteye sizi resmen davet ediyorum. Nerde yaşadığınız, nerde okuduğunuz önemli değil. Sadece kitap okuyucusu iseniz  çeteye üye olabilirsiniz. Lütfen irtibata geçiniz:

http://www.bulentakyurek.org/makaleleri/597-bulent-akyurek-korsan-kitap-ajanlari-cetesi-kuruyoruz

Çarpıcı Not: Ülkemizdeki Korsan kitap bütçesi 300 milyon doları aşmış durumda. Korsan baskı konusunda en etkili görev yasal olarak Kültür Bakanlığınındır. Vergi verilmeyen, yazarı mahveden, bilgi ve emek hırsızlığı olan bu sahtekarlığa karşı devletin maliye bakanlığının da etkin bir biçimde rol alması kaçınılmazdır. 

 

Fatih Bayhan – Haber7