Ama ben tek nüshayım ustam!
Herşeyin ‘yenisini alırız’ diyenler; Buyrun Oyuncak Tamirhanesi'ne…
20110323091241

Modern zamanlar, bir takım modern dayatmaları da beraberinde getirdi. Bu dayatmalar öyle bir hâl aldık ki; ufak bir ruhsal problemimizde kendimizi psikoloğun veyahut psikiyatristin kapısında bulduk. Toplumumuzu anlayabilmek için sosyologların analizlerine muhtaç hâle geldik. Siyaset mühendislerin, niyet okuyucularının, iktisatçıların fikriyle sosyal hayatımıza yön verdik. Çocuklarımızın yetişmesinde pedagogların eteğine yapışıp medet umduk. Örneklerini çoğaltabileceğimiz bir çok problemin çözüm kapısı olarak ‘uzman’lar aklımıza geldi.
Vahyin sesine, iç sesine kulak tıkayan insanoğlu; geçmişi henüz birkaç asır önce belirlenmiş ’küresel’ dayatmaların tahakkümü altında ezilip duruyor. Oysa Allah’ın eşsiz kanunları, hem yerel bazdaki dayatmalardan hem de küresel bazdaki dayatmalardan bizleri çekip, varoluşumuzun temel gayesine davet ediyor.
İşte bu hengâmede bocalayan insanoğluna dua bâbında bir kitap yetişti. Usta kalem Metin Karabaşoğlu’nun son kitabı ‘Oyuncak Tamirhanesi’; modern yaşamı kıskıvrak eden psikilojizmin dayatmalarına, seküler yaşamın olmazsa olmazlarına bir itiraz, bir yakarış kitabı.
Kitapta; insanın iç sesine, vahyin sesine kulak kesildiği, fıtratın sırrına varıldığı vakit bir çok problemin aşılabileceğine, insanın temel problemin insan-vahiy ilişkisinde kurduğu iletişimsizlikten kaynaklandığına değiniyor. İşte bu kitapta; problemler üreten dünyamızda problemli bireylerin oluşmaması adına, hakikatlerin ince nüanslarla kaleme alındığına tanık olacaksınız.
Psikolojik çözümlemeleri, vahyin sesiyle ve iç sesimizle ele alan yazar; modern psikolojinin dayattığı geçmişe dönük suçlayıcı, yıkıcı tahakkümlere meydan okuyor.
İnsan aklının, çözümleyeceğini sandığı tüm psikolojik ve sosyolojik problemlerin çözümünün, zaten Rabbimizin yaratılışta bize bahşettiği sanat eseri nimetlerde var olduğunu hatırlatan Karabaşoğlu, moder psikolojinin çözüm üreteyim derken sorun üstüne sorun ürettiğini ifade ediyor. Annelik gibi bir doğuştan gelen uzmanlığın, sözde pedagogların altında ezildiğini de eklemeden edemiyor.
Usta kalem kitaba verdiği isimde epey dikkat çekici ‘Oyuncak Tamirhanesi’… Usta kalem kitaptaki bir yazısında,  eğer girişimci olsaydım mutlaka bir oyuncak tamirhanesi kurabileceğini dile getiriyor. Çünkü küçük bir çocuğun, kırılan bir oyuncağının ardından söylenen ‘yenisini alırız’ların altında derin kopuşların yaşanabileceğini dile getiriyor. Yazar, böyle bir söylemin aile yaşamında, arkadaş ve dost ilişkilerinde yapıcı değil yıkıcı bir durumun oluşabileceğine eklemeden edemiyor.
Birbirinden güzel yazıların yer aldığı ‘Oyuncak Tamirhanesi’ okunası ve altı çizilesi cümleleri barındırıyor. Metin Karabaşoğlu’nu keşfedemeyen kitap kurtlarına buradan bir çağrımız var. İşte usta kalemden ustaca cümleler… Buyrun!..
 
Mehmet Beydemir