“Düşeş” Bir Kitap
Güzide Ertürk, yıllardan beri kallavi dergilerde yayınladığı öykülerini kitaplaştırdı…

20110128190132


TÜRK HİKÂYESİNİN YENİ KALEMİ
Genç bir kalemden etkileyici ve yetkin hikâyeler okumanın güzelliği bir başka oluyor. Gün geçtikçe edebiyatımızda hikâyenin ve hikâyeciliğin geliştiğini, değer kazandığını, edebiyatımızın yeni yazarlarla renklendiğini görmekteyiz. Haberini vermek istediğim kitap da edebiyatımıza değer katan ve katacak olan genç bir yazarın kaleminden, çıktı. Hikâye severlerin beğenerek ve etkilenerek okuyacakları bir kitap olacağından eminim.
Sözünü ettiğim kitabın ismi, Düşeş. Genç yazar Güzide Ertürk’ün farklı hikâyelerden oluşan kitabı, Şule Yayınları’ndan Kasım 2010’da çıktı. Kitabın ne kadar etkileyici olduğunu ilk Orhan Özekinci’den duymuştum. Bu kitap hakkında bu kadar olumlu şeyler konuşması, hatta yazması; Türk hikâyesine müthiş bir değerin katıldığının ilk haberiydi.
Güzide Ertürk, kendisini okumaya tutkun biri olarak tanıtıyor. Okumak hep vardı hayatımda, diyor. Dergilerde araştırma yazılarıyla başlamış edebiyat hayatına. Yazmaktan daha çok okumayı sevdiğini belirtiyor. Dört yıldır hikâye yazan ve Ali Ural’ın Yazarlık Atölyeleri’ne katılmış olan Güzide Ertürk’ün hikâyeleri; Hece, İkindi Yağmuru, Türk Edebiyatı, Mühür, Gri adlı dergilerde yayınlandı.
Düşeş, çok güzel hikâyelerden oluşan bir kitap ve çıktığı günden itibaren büyük ilgi gördü. Benim de genç yazarın kaleminden çıkan hikâye kitabı olduğunu öğrendiğimde, merak edip aldığım bir kitap oldu, Düşeş. İyi ki de almışım.
Kitap, ismini içindeki aynı isimdeki Düşeş adlı hikâyeden alıyor.
Düşeş adlı hikâye; kurgusu, ironisi, hikâyenin geçtiği ortama dair bilgilerle dikkat çekici özellikler taşıyor ve çok iyi kurgulanmış özelliğiyle de sonunda okuru çok etkiliyor.
Kitapta birbirinden güzel hikâyeler var. Her hikâye, kendine has özellikleriyle farklı duyguları, hayatları, dünyaları barındırıyor. Hikâyelerdeki psikolojik tahliller, tasvirdeki güçlü anlatım, kurgudaki sağlamlık ve şaşırtıcılık belirgin özelliklerden. Hayatın içinden kahramanlar hikâyeleri daha değerli kılıyor. Yazardaki hikâye alt yapısını oluşturan bilgi birikimi hikayeleri sağlam kılıyor.
Fransız Danteli’nde duygusallık ve hüzün, Halil’deki efsaneleşen karakter, Elden Ele Ayakkabı’daki çocukluk dünyası ve mahalle kültürü okuyanı kendine bağlıyor.
Kitabın içindeki Püsküllü Bela hikayesi beni en çok içine alan, hatta kahkahalar atmama sebep olan bir hikaye. İroni ve hüzün ancak bu kadar yoğrulabilirdi.

Hikâyelerin dili gayet güzel, cümleler açık ve kelime seçimleri de yerindeydi. Argo kelimelerin hikâyelerdeki dünyayı, gerçeği yansıtması dikkat çekiyor.
Güzide Ertürk, hikâyeleriyle okurlara yepyeni dünyalar açıyor. Hikâyelerinde hayattan yakaladığı an’larla, yerlerle, sözlerle, bakışlarla, hayata ve olaylara karşı kurduğu cümlelerle edebiyatımıza katkılarının devam edeceğine inanıyorum.
Düşeş’i okuduktan sonra Güzide Ertürk’ün yeni hikâye kitabını beklemeden edemeyeceksiniz.


 
Necip Şahin