Ciddi yanış destansıdır daima!
Nuri Pakdil okumak bir ayrıcalıktır; hele geceleri...
20110120100902

Ne zaman ‘sevdiğimi demez isem sevmek derdi beni boğar fazına geçse insanın yüreği, insana ve söze yeniden inanabilmek için  sığındığı damarlarında sağlam cümleler saklı kitaplar arar ya insan; Nuri Pakdil vurguları işte o kurtacı sözler hazinesidir benim için. Bu gece de öyle oldu. Yine büsbütün güzel insanlara rastladım Pakdil harikalar diyarında. ‘Ya Rab! Bana bir ses yaratan kudreti ver’ diyen duaların yanından yeni gelmiştim ki henüz; ‘Sesi ararken çalmadığım kapı kalmamış; olsun! Sanat bunun üstünde yükselir.’ dedi Pakdil ustam. Dirildim birden. Yüklendim kalemin ağırlığını ve zekatını vermem lazım bu ağır nimetin diyerek kara kalemden tuşlarımı söze buladım:
 
İnsan ancak gizemli cümlelerle özgür olur.
Buyrun o zaman:
 
İnsanın vazgeçilmez önceliği: inanmak ateşini yakmak.
Yazmanın vatanı sağlıklı sessizliktir.
Ama!
Bir insan kalmış burada hâlâ…
 
Sözcükler içimin uzantısıdır insanlara: Beyliğim.
İçi öyle derin bir müzik ki insanın yazarken.
 
Arşa en yakın duran: duadan sonra: boyuneğmeyen edebiyattır İblis’e.
Çünkü insanın vicdanına bağlıdır damarları.
 
Hele şu cümleler beni mest ü hayran eyliyor beni
her zaman; her nedense:
 
Ciddi yanış daima destansıdır.
 
Kolay kolay kendi ruhunu inceleyemez insan ya, dene mütemadiyen bunu: dünyayı değiştirme azminin kılcal damarlarını orada bulabilrsin: eylemlerin bütün gizil güçleri, mutlaka tekilin yetkinleşmesinde: elbette: tam bir bilinçlilikle.
 
Her fiil için yeni bir hayal bulmalıyız: hiç kullanılmamış. Kaçış yok bundan.
 
Küllerin arasından kıvılcım aramaktır; yazı eğer insana aitse.
 
Anlamak fiilinden meş’aleler yapılmalı: yeryüzünde birbirimizi görebilmek için.
 
‘Bir çentik at tarihe haydi uzat
Ellerini varır bulur ellerim’
 
diyerek paylaşmış oldum. Aydınlık bir gün dileğiyle; Dua niyetine…
 
 
 
Yavuz Gencer