Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Anasayfa Yazarlar  
 
30/10/2012 - 00:24 - Gösterim : 2106
Mahmut BIYIKLI
"Kudüs Sizi Bekliyor!"

 

FaceBook ta paylaş
 

 

 

Kudüs davasının, Mescid-i Aksa’nın muhafızı Şeyh Raid Salah’ı öncelikle tanımak istiyoruz. Biz Şeyh Raid Salah’ı Mescid-i Aksa muhafızı olarak tanıyoruz ama daha detaylı tanımak gerekirse doğumuyla birlikte, eğitimiyle birlikte neler söylemek ister Şeyh Raid Salah?

Ben Raid Salah, Müslüman olmaktan gurur duyuyorum, onur duyuyorum. Ümmü’l Sahil diye bir şehirde doğdum. Ümmü’l sahil şehri Kudüs’ten 120 km. uzaklıkta. Evliyim ve sekiz çocuğum var. Hayatım boyunca Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı savunmak için kendimi vakfettim ve Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı kurtarmak için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.

 

Özellikle eğitiminin ilk yıllarında ve gençlik yıllarında Kudüs davasıyla böyle nasıl şuurlandı, nasıl bilinçlendi, kendisini Kudüs muhafızı yapacak dereceye nasıl yükseldi?

İlk önce İsrail 1948’de Filistin’i işgal edince 1200 camiyi sadece o yıl yıktı, ve sonra yıkım devam etti. Sadece onlarca cami kaldı ayakta. Biz hayatımıza bu camilerin imarıyla, bakımıyla başladık, bu camilerin ihtiyaçlarını, restorasyonlarını yaptık. Ondan sonra bu camilerin restorasyonu devam ederken Mescid-i Aksa’ya yöneldik. Mescid-i Aksa’nın bakımını, imarını, ihtiyaçlarını sağlamak için çalışmalar yaptık. Mescid-i Aksa’da olan vakıflar dairesiyle anlaşarak Mescid-i Aksa’nın restorasyon ve imarına başladık ve devam ettik. Mescid-i Aksa’nın içinde bulunan Mervani Namazgâhı var, Mervani Mescidi var Mescid-i Aksa’nın müştemilatının içerisinde. O mescidin imarını, restorasyonunu yaptık Yahudilerin eline geçmesin diye. Çünkü Yahudiler o camiyi sinagoga çevirmek istiyorlardı. Aynı zamanda Mescid-i Aksa’nın altında eski Aksa Mescidi vardı. O mescidi de İsrailliler sinagoga çevirmek istiyordu. Biz o mescidin imarını, restorasyonunu da yaptık, Yahudilerin eline geçmesin diye ve böylece engellemiş olduk. Ve ondan sonra Mescid-i Aksa’yla ilgili tuvaletlerini, abdest alma yerlerini, şadırvanlarını inşa ettik ve koruduk, temizliğini yaptık. Mescid-i Aksa’nın içinde iftar projesini de yaptık Ramazan’da. Müslümanlara iftar yemeği verdik, aynı zamanda Mescid-i Aksa’nın içerisinde çeşitli ilim halkaları düzenliyoruz, düzenledik ve bu proje şu an devam ediyor. Aynı zamanda Mescid-i Aksa’yla ilgili çeşitli belgeseller çıkarttık, Mescid-i Aksa’yı anlatan, Kudüs’ü anlatan, davamızı anlatan ve en sonunda Mescid-i Aksa’yı yıkmak için İsrail’in planlarını deşifre ettik, basın toplantıları düzenledik ve bu planları medyaya ulaştırdık. Planları yere düşürmek için, suya düşürmek için çaba gösterdik, faaliyetler yaptık ve faaliyetlere, projelere devam ediyoruz.

 

O zaman, siz belirttiniz “İsrail’in planları.” Asıl Şeyh Raid Salah’ın Türkiye’de bulunmasının sebebi de bu planları bir anlamda deşifre ederek halkın daha çok bilinçlenmesini sağlamak. Ümmetin bilinçlenmesini sağlamak. Nedir İsrail’in planları yıllardan beri devam eden ve duyduklarımız ve geçmişten bugüne epey bir zulüm etiğini biliyoruz ve sinsi planları olduğunu biliyoruz. Okurlarımızın da bu anlamda aydınlanması adına neler oluyor Kudüs’te, neler oluyor Mescid-i Aksa’da, İsrail hangi sinsi oyunların peşinde?

Mescid-i Aksa’ya yapılan en büyük saldırı, en büyük ihanet, en büyük tehlike işgalin devam etmesi. İşgalin devam etmesi demek Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün tehlike altında olması demek. İsrail şu an 1967’den bugüne kadar Mescid-i Aksa’nın altında kazı çalışmaları devam ettiriyor. Kazı çalışmaları adeta Mescid-i Aksa’nın altında ve Kudüs şehrinin altında bir ağ haline gelmiş. Bu da dolayısıyla sadece Mescid-i Aksa için değil Mescid-i Aksa çevresindeki İslamî eserleri tehdit etmekte. Çünkü Mescid-i Aksa’nın etrafındaki binalarda her zaman şunu görüyoruz; binalarda çatlaklar oluşuyor, Mescid-i Aksa’nın duvarında da bu çatlaklar oluşuyor, meydana geliyor. Mescid-i Aksa’nın içinde Mescid-i Aksa’nın yanındaki binalarda çöküntüler meydana geliyor zaman zaman. Bunu çok yakın bir tarihte geçen sene Mescid-i Aksa’ya yakın bir ilköğretim okulunda okul sınıfı tamamen çöktü, Allah korudu eğer çocuklar sınıfın içerisinde eğitim esnasında olsaydı bu çöküntüde çocuklar tamamen tehlike altında olacaklardı ama Allah korudu eğitim esnasında değildi. İsrail bu kazıları yaparken şunu amaçlıyor ve şunu yaptı zaten, Mescid-i Aksa’nın altında şu an iki sinagog var Yahudilerin sinagogları. İbadetlerini bu sinagoglarda yapıyorlar ve Mescid-i Aksa’nın altında şu an faaliyette olan bir müze var Yahudilerin inşa ettiği bir müze. Ziyaret ediyorlar her zaman. İsrail Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırılardan bahsedince İsrail şu an Mescid-i Aksa’nın etrafındaki Müslümanlara ait, İslâm’a ait bütün tarihî eserleri yok etmek için çalışmalar yapıyor, o eserleri yıkıyor, o eserleri kendi zimmetine geçiriyor. Hatta yıkamadığı eserler örnek olarak Kanunî Sultan Süleyman’ın yaptırmış olduğu Kudüs surları. Bu surları yıkamadı, şu an bu surları Yahudileştirmek için çalışmalar yapılıyor. Surların üzerine yazılan Osmanlı kitabeleri, yazıtlarını siliyorlar, yerine İbranice yazılar yazıyorlar, kazıyorlar. Yahudi simgelerini de kazıyorlar, Yahudi şamdanını kazıyorlar surlara, tapınağın maketini kazıyorlar, Yahudi yıldızını da kazıyorlar ve böylece bu suru kendi zimmetine geçirecekler ve bu duvarı biz yaptık, üzerine Yahudilere ait simgeleri kazınmış diyecek insanlara. Ve saldırılardan, tehlikelerden bahsedince şu saldırı da çok tehlikeli. Mescid-i Aksa’ya günde onlarca, bazı günlerde yüzlerce Yahudi Mescid-i Aksa’nın içine girebiliyor, Mescid-i Aksa’nın içerisine İsrail’in istihbarat adamları kolayca girebiliyorlar, Mescid-i Aksa’nın içerisinde ibadetlerini de kolayca yapabiliyorlar maalesef. İsrail bütün bunları yaparken bugün çok açık ve net bir şekilde bütün dünyaya sesleniyor ve diyor ki; ben Mescid-i Aksa’yı yıkacağım ve yerine Süleyman tapınağını inşa edeceğim. Bunu çok açık ve net bir şekilde söylüyor ama maalesef buna Müslümanlardan tepki görülmüyor.

 

Nasıl bir tepki bekleniyor ki Şeyh Raid Salah bunu cevaplarsa çok memnun oluruz. Özellikle ümmete düşen vazife nedir? Ne derece bir tepki gösterilmeli, hangi faaliyetler yapılmalı, hangi siyasi baskılar oluşturulmalı medya anlamında, siyaset anlamında neler yapılmalı? Özellikle Türkiye’den hem devlet anlamında hem de Müslümanlardan beklentileri neler?

Evet, çok önemli bir soru. Bunun cevabının detaylı bir şekilde verilmesi lazım ama ben çok özetleyeceğim. Şunu iyi bilmemiz lazım Mescid-i Aksa meselesi, Kudüs meselesi Müslümanların akidesinden bir parça olan bir mesele. Ve böylece Kudüs meselesi İslâmî bir mesele, İslâmî dava, Müslümanların davası ve her Müslümanın davası. Böylece buna inanıyorsak Mescid-i Aksa işgal altında olduğu müddetçe Müslüman olan herkes de bu işgal altında. Yani bütün Müslümanlar işgalde ve Mescid-i Aksa işgalde ve biz işgalden kurtarmak istiyorsak istiklale ulaşmak istiyorsak Mescid-i Aksa’yı da bu işgalden kurtarmamız lazım. Bunu yapmak için bütün Müslümanların şunu bilmesi lazım Mescid-i Aksa bizim malımızdan da daha önemli, kanımızdan da daha önemli ve nefsimizden, ruhumuzdan da daha önemli.[B1]  Bu sözleri iyi duymamız lazım, bunlara güzel bir şekilde inanmamız lazım. Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın akidemizden, dinimizden bir parça olduğunu bilmemiz lazım. Ve bundan sonra ben şunu da çok önemsiyorum ve söylüyorum eğer bunu bilebilirsek, bu davayı bu şekilde inanıyorsak halkın ve medyanın ve siyasetin rolünü bu anlayıştan çıkartabiliriz, bu sözlerden çıkartabiliriz. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği sözü çok önemsiyorum. Libya’da yapılan Arap Birliğinde Erdoğan şunu söylemişti; “Kudüs’ün geleceği ve Medine’nin geleceği, Mekke’nin geleceği, İstanbul’un geleceğinden bir parça.” Yani biz Kudüs’ü İstanbul’dan ayrı düşünemeyiz. Ben bu stratejiyi bütün Müslüman ülkelerin liderlerine bu stratejiyi onlara iletmek istiyorum. Ve herkesin bu strateji üzerine düşünmesi lazım ve bu stratejiyi benimsemesi lazım. Eğer bu stratejiyi benimsersek inşallah Kudüs ve Mescid-i Aksa işgalden kurtulacak ve tüm Müslümanlar bu stratejiyi kendi içlerinde yaşayacaklar, bu stratejiyi benimseyecekler Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı işgalden kurtaracaklar.

 

Somut olarak sormak gerekirse Türkiyeli Müslümanlar, Türkiyeli gazeteciler, Türkiye’de ki Kudüs davasına gönül vermiş ve bunun bir imanî mesele olduğunu, bir dava boyutunun olduğunu bilen insanlar somut olarak Kudüs’te ki, Filistin’de ki Kudüs davasını savunan insanlarla nasıl bir irtibat halinde olabilirler. Fiili olarak ne yapabilirler? Sadece gönülden dua etmek ya da desteklemek anlamında değil ama fiilî olarak neler yapılmalı? 

Biz az önce söylediğimiz stratejiyi benimsersek buna inanırsak ikinci adıma gitmemiz lazım. O da somut projeler yapmamız lazım, somut adımlar atılması lazım Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı kurtarmak için. Burada İsrail’in, Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerinde yaptığı planları deşifre etmek lazım. Bunu kamuoyuna ulaştırmak lazım. Müslümanları bu konuda şuurlandırmak lazım. Her Müslümanın Kudüs’te ne olup bittiğini bilmesi lazım, her Müslümanın İsrail’in Kudüs’te ne yaptığının planlarını bilmesi lazım. Bilirse buna tepki verebilir, duyarlı olur ve tepki verebilir. Buna örnek vereceksek şunu verebiliriz: Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı dünyadaki Müslümanların hepsi bildi. Medya harekete geçti, kamuoyunu harekete geçirdi. Medya bunu yaptı ve insanlar Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıyı bildiler, milyonlarca Müslüman sokağa çıktı, gösteri yaptılar, karşı çıktılar, tepki verdiler ve bütün Müslümanlar bu olayın şuurunda oldular. Eğer biz Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’nın şuurunu bütün Müslümanlara ulaştırabilirsek Müslümanlar Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın şuurunda yaşayabilirlerse ve İsrail’in yaptıklarını bilirlerse buna tepki verecekler, sessiz kalamayacaklar. Çünkü İsrail her gün Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya saldırı yapıyor, her gün Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya bir eziyet yapıyor. Müslümanların bunu bilmesi lazım, harekete geçmesi lazım. Müslümanlar akın akın sokaklara çıkacağız, akın akın milyonlarca Müslüman buna tepki verecek. Milyonlarca Müslüman tepki verirse Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı ancak bu şekilde kurtarabiliriz. Ve İsrail şunu bilecek; İsrail sadece Filistin’deki Filistinlilerin karşısına çıkamayacak, bir buçuk milyar Müslümanın karşısına çıkacak. Yani Kudüs’te yaptığı bir savaş Filistin savaşı olmayacak bir buçuk milyar Müslümanın savaşı olacak. Ve bir buçuk milyar Müslüman sokağa çıkınca, tepki verince hükümetleri de harekete geçirecekler, liderleri de harekete geçirecekler, kralları da harekete geçirecekler, herkes harekete geçecek ve Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın savunması için tepkiler verilecek. Hükümetler kendi aralarında bir birlik oluşturacaklar, bir baskı oluşturacaklar İsrail’e ve İsrail’in bu zulmüne karşı çıkacaklar, İsrail’in zulmünü Kudüs’ten, Mescid-i Aksa’dan uzaklaştıracaklar inşallah.

 

Yani meşhur bir marş var sizinde bildiğiniz gibi “Akan bütün kanlar Hak için aksa, Esir mi olur du Mescid-i Aksa?” Mescid-i Aksa’nın özeti bir anlamda ifade ettikleriniz.  Siz uzun yıllardan beri bizim adımıza, bütün ümmet adına orada Mescid-i Aksa’yı savunuyorsunuz. Bu çabalar, gayretler esnasında hangi yıldırma politikasıyla karşı karşıya geldiniz, İsrail’in hangi şiddetine, baskılarına, zorbalığına maruz kaldınız?

İsrail bizim bu sert duruşumuza, mücadelemize karşı çıkmak için bize adeta bir savaş ilan etti. İsrail bize yönelik yapılan bu savaşta bizim derneklerimizi, vakıflarımızı kapattı. Birçok vakfı, derneği kapattı, yardımları ve çalışmalarımızı durdurmak için. Sadece kapatmakla yetinmedi bu kuruluşlarda bulunan paralara el koydu, içindeki çok değerli vesikalara, belgelere de el koydu. Bizim çalışmalarımızı durdurmak için bunları yaptı. 2003 yılında bizden 17 kişiyi tutukladılar. Bir ay boyunca mahkeme süreci olmuştu. Mahkemeler devam etti, bir ay sonra bizden sadece benimle beraber 5 kişiyi tutukladılar geri kalan arkadaşları serbest bıraktılar ve iki yıl boyunca bizi hapiste tutukladılar, iki yıl hapiste kaldık. Bu iki yıldan sonra çıktık ama İsrail bizim peşimizi bırakmadı. Sürekli tutukladı, sürekli hapse attılar. Beni Kudüs’ten Mescid-i Aksa’dan uzaklaştırmak istedi. Bir buçuk yıl boyunca Kudüs’e giriş yasağı çıkarttılar bana. Kudüs’e giremedim, Mescid-i Aksa’ya giremedim. 2007 yılından itibaren bu güne kadar Mescid-i Aksa’ya giremiyorum. Kudüs eski şehre giremiyorum, bana yasakladılar, Kudüs’ten uzaklaştırmak istiyorlar beni, Mescid-i Aksa’dan da beni uzaklaştırmak istiyorlar. Geçen sene beni beş ay hapis cezasına çarptırdı İsrail, beş ay hapiste kaldım, çünkü 2007 yılında Mescid-i Aksa’yı savunmak için Müslümanlarla bir tepki gösterdik, yürüyüşe katıldık beni bu yüzden beş ay hapse cezasına çarptırdı İsrail. Geçen sene Mavi Marmara gemisinde bulunmuştum. Mavi Marmara gemisinden sonra beni tutukladı ve bana onlarca uydurma töhmetler verdi ve her töhmet için en az 10 yıl 15 yıl hapiste yatabilirdim ama elhamdülillah Türkiye hükümetinin sert duruşu, tepkisi Başbakan Erdoğan’ın isteğiyle bizi hapisten çıkardılar. Sadece bir hafta hapiste kaldık ondan sonra çıktık. Ve 2010 yılında yine birçok kez tutuklandım, sorguya çekildim. Türkiye’ye gelmeden önce yine geçen ay 10 gün hapiste kaldım, tutukladılar beni. Hapisten çıktıktan sonra 7 gün ev hapsinde kaldım ve şu an Türkiye’deyim. Türkiye’den tekrar Kudüs’e döndüğümde yine mahkemem var. İki ay sonra bir mahkeme daha var, mahkemeler devam ediyor, suçlamalar devam ediyor. İsrail’in amacı beni ve benim ekibimi Kudüs’ten uzaklaştırmak, Mescid-i Aksa’dan uzaklaştırmak. Bu davadan vazgeçtirmek istiyor İsrail. İsrail eğer bizi iki şeyden birisini seçmek zorunda kalırsak “ya hapiste kalırsınız ya da davadan vazgeçersiniz” diye bize söylerse İsrail bunu “Biz bu davadan vazgeçemeyiz, biz bu davadan vazgeçmek istemiyoruz, biz her zaman bu davanın peşinde koşacağız ve hapse bizi atacaklarsa hapse diyoruz ki “Hoş geldin hapis”. Biz her zaman hapse gireriz ama her zaman İsrail’in zulmü altında kalabiliriz ama Kudüs’ten, Mescid-i Aksa’dan vazgeçemeyiz. Her zaman Kudüs, Mescid-i Aksa’yı savunacağız.”  

 

Size olarak sormak istiyorum bir Mescid-i Aksa aşığı olarak Mescid-i Aksa’dan, Kudüs’ten uzaklaştırıldığı, sürgün edildiği zaman hangi duyguları yaşadınız?

İsrail bana dedi ki; “Sen Mescid-i Aksa’ya giremezsin.” böyle bir hüküm çıkarttı bana. Ama ben diyorum ki bu hüküm batıl, doğru değil ve batıla binaen yapılan böyle bir hüküm İsrail’in işgali zaten Kudüs, Mescid-i Aksa üzerinde İsrail’in işgali doğru değil ve batıl olarak biliniyor, İsrail’in hükümleri de bana göre çok batıl ve doğru değil. Ben İsrail’e diyorum ki; “Sen benim Mescid-i Aksa’ya ve Kudüs’e girmemi yasaklayamazsın, ben istediğim zaman Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya girebilirim.” Ben İsrail’e bunu söylüyorum. Mahkemedeki hakim bu hükmü bana söyleyince ben bunları söyledim ona ve dedim ki ben her zaman Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya benim istediğim zaman gireceğim ve bu hakkı ben istediğim zaman kullanacağım. İsrail beni Kudüs’ten, Mescid-i Aksa’dan uzaklaştırmak için böyle bir kararı uyguladı ama şunu da demek istiyorum ben Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya girmek bütün Müslümanların doğal hakkıdır ve dinimizde söylenen bir haktır, Müslümanların dininde uygulanan bir haktır Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya girmek. Bunun için biz Müslümanlar olarak istediğimiz zaman Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya girmeliyiz ve orada ibadetlerimizi yapmalıyız. İsrail işgali batıldır ve bu batıl inşallah zevale geçecek inşallah.

 

Türkiye’de şöyle bir durum son yıllarda oluşmaya başladı biraz daha kültür gezileri başlığıyla ya da inanç turizmi diye değerlendirilen bir seyahat, bilinçlenmeye oluşmaya başladı. İşte Şam gezileri son yıllarda Suriye’ye ziyaretler hayli hayli arttı, gittikçede artıyor. Buna rağmen sanki Kudüs’e Türkiye’den Müslümanların ziyaretinde bir problem mi var ya da bu bilinç oluşmadı mı? Bu bilinç oluşursa Türkiye’deki Müslümanlar Kudüs’ü ziyaret ederlerse oradaki davaya daha yakından, oradaki zulmü, gelişmeleri daha yakından görüp buraya döndüklerinde işte gerek medyada gerekse bulundukları sosyal ortamda daha verimli olur diye düşünüyorum. Bu anlamda Türkiye’deki Müslümanlar Kudüs’ü ziyaretleri için ne gerekir, hangi süreçleri takip etmeleri gerekir?

Bu ziyaretleri ben önemsiyorum, bu ziyaretlerin hedefini de çok önemsiyorum. Bu ziyaretler eğer Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı bilmek için yapılırsa Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın şuurunda olmak için yapılıyorsa ve İsrail’in planlarını bilmek için bu ziyaretler yapılıyorsa ben bu ziyaretleri çok olumlu ve çok önemli ve çok verimli olarak görüyorum. Bu ziyaretler yapılmalı, Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın durumunu bu şekilde çok daha iyi bilinir diye inanıyorum. Türkiye’deki turizm şirketleri Filistin’deki turizm şirketleriyle bir anlaşma imzalamaları lazım. Aralarında bu ziyaretlerin nasıl verimli yapabileceğiz şeklinde bu soruların cevabı olması lazım. Tabii Kudüs ziyaretlerinde, Kudüs gezilerinde her zaman zorluklar olabilir, her zaman İsrail’in engelleri de olabilir; bu engellere rağmen, bu zorluklara rağmen Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya gitmeliyiz. Ama ben buradan şunu da istiyorum; Bu ziyaretleri yaparken ziyaret esnasında, ziyaret bitene kadar ve ziyaret sonrasında hiçbir İsrailli ile işgalle, Yahudilerle hiçbir diyaloga geçmemeliyiz. Gezi esnasında İsrail’in, Yahudilerin alış-veriş merkezlerinde veya onlarla bir irtibata geçmemeliyiz sadece Müslümanlarla Kudüs halkıyla irtibata geçmeliyiz, onlardan yardım almalıyız, onlara yardım etmeliyiz. Böyle ziyaretlerin çok verimli olacağına inanıyorum ve zaten böyle ziyaretler Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın kurtulmasında çok önemli.

 

Bundan sonrası için Kudüs’e gitmeyi planlayan ve Kudüs’ü düşünen, özlemini çeken değerli dostlarımız Kudüs’e gittiklerinde orada ki daha çok Müslümanlarla haşır neşir olmak ve daha çok Müslüman’la tanışmak için elbette ki merkezi yerleri aramaları, bulmaları gerekecek. Belirli adresler, teşkilatlar, cemiyetler var mı acaba gittiklerinde irtibat kurabilecekleri, dostluk paylaşabilecekleri ve Kudüs davasıyla ilgili gelişmeleri, sıcak bilgileri alabilecekleri?

Filistin’de doğru adresler var Müslümanların turizm firmaları var, Müslümanların rehberleri de var Kudüs ve Mescid-i Aksa’da. Ben inanıyorum Türkiye’de ki turizm şirketleri bu olayın bilincinde ve bu adresleri biliyorlar, Müslümanların adreslerini biliyorlar, Müslümanların turizm şirketlerini de biliyorlar, Müslümanların rehberlerini de biliyorlar. Ben inanıyorum Türkiye’de ki şirketler bu olayın şuurundalar ve bunlarla irtibata geçecekler ve orada bu ilişkiyi kurabilecekler ve bu ilişkiyi güçlendirecekler inşallah. Böylece bir Müslüman Kudüs’e gittiğinde Müslümanların otellerin kalacak, Müslümanların mağazalarından alış veriş yapacak, Müslümanların lokantalarında yiyecek içecek, Müslümanların rehberlerinden yararlanacak ve onlarla gezip dolaşacak. Bunları bu şekilde yaparsak Türkiye’de ki şirketler bunları bu şekilde yaparsa ben inanıyorum bunun kazancı sadece Kudüs için, Mescid-i Aksa için olacak. Oradaki Müslümanlar kazanacak, oradaki Müslüman’ın varlığını bu şekilde koruyabileceğiz.

 

Gerek sizin faaliyetleriniz gerekse ekibinizin

 ve oradaki Müslümanların faaliyetlerini, eylemlerini ve oradaki çekilen zulmü ve sıcak gelişmeleri dünya kamuoyuna duyurmak anlamında hangi yolu sürdürüyorsunuz, hangi yolu deniyorsunuz? Bir anlamda bu soruyu oradaki sıcak gelişmeleri öğrenmek için soruyoruz, faaliyetlerinizi ve Müslümanların durumlarını Mescid-i Aksa’nın üzerindeki İsrail terörizmini sıcak olarak bizler nerelerden alabiliriz? Hangi internet sitesi, hangi basından, hangi kuruluştan taze, sıcak ve doğru bilgiyi alabiliriz?   

Bizim Kudüs’te çok önemli bir web sitemiz var, adı pls48.net web sitesinde Kudüs’te ne oluyor, ne bitiyor, İsrail neler yapıyor, İsrail’in planlarını, Kudüs’ün haberlerini canlı, anında bu sitede yayınlıyoruz, bu sitede Mescid-i Aksa’nın haberlerini canlı olarak verebiliyoruz. Ayrıca Hak ve Özgürlük Sesi adı altında bir gazetemiz var. Bu gazetede Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın haberlerini paylaşabiliyoruz ve Kudüs’teki son gelişmeleri de bu web sitesi ve bu gazetede yayınlıyoruz, haberini veriyoruz. Ayrıca Kudüs’le ilgili, Mescid-i Aksa’yla ilgili bir kuruluşumuz var, adı Aksa Müessesesi ve ikinci kuruluşumuz Kudüs Kalkınma Müessesesi. Bu iki kuruluş Mescid-i Aksa’yla ve Kudüs’le ilgili çalışmalar yapıyorlar, belgeseller hazırlıyorlar, belgeseller yayınlıyorlar. Bu iki kuruluşla irtibata geçilebilir, bu iki kuruluştan Kudüs’ün gelişmelerini, haberlerini, durumlarını da alabilirsiniz, biz her ay veya her iki ayda bir basın toplantısı düzenliyoruz. Basın toplantısında Kudüs’ün haberlerini, Mescid-i Aksa’nın haberlerini ve İsrail’in planlarını bu basın toplantısında deşifre ediyoruz. Benim dileğim, isteğim sizlerin ve Türkiye’deki basın organlarının bu kuruluşlarla, bu siteyle irtibata geçmesi Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın kurtuluşu için ve oradaki gelişmeleri Türkiye’ye aktarmak için çok önemli bir adım olacak. Ve inşallah Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı böylece kurtarmış olacağız.

 

Ben de o zaman şöyle bir ilavede bulunayım, Türkiye’de de Mirasımız Derneği kuruldu. Bu dernek de tam Kudüs Davası için Mescid-i Aksa davası için faaliyete geçmiş bir dernek. Şimdi başkanı da yanımızda. Mirasımız Derneği başkanımıza soralım. Mirasımız Derneği genel başkanı olarak bu soruya siz cevap verirseniz memnun olurum. Mirasımız Derneği oradaki her gelişmeyi tercüme etse, basına hazır hale getirse ve basına duyursa bir şekilde önemli bir hizmeti yerine getirmiş olur. Bununla ilgili bir çalışmanız vardır ama neler söylersiniz bu teklifle ilgili?  

Biz bu konuyla ilgili zaten kuruluş amacımız Kudüs davasını, Mescid-i Aksa davasını Türkiye’de halkımız milletimiz arasında yaygınlaştırmak, şuurlaştırmak, bilinçlendirmek için kuruldu Mirasımız Derneği. Kuruluşumuzdan itibaren 2008 yılında kurulduk o yıldan itibaren bugüne kadar Kudüs davasını, Mescid-i Aksa davasını dinî açıdan önemini ve tarihî açıdan da Müslümanlar için önemini izah eden faaliyetleri, projeleri yapıyoruz. Kudüs’ün sıcak haberlerini, gündemini takip ediyoruz. Oradaki olayları günlük web sitemiz www.mirasımız.org.tr’e ekliyoruz. Web sitemizde Kudüs’ün haberlerini Türkçeye çeviriyoruz, doğru bilgileri almaya çalışıyoruz Kudüs ve Mescid-i Aksa’dan.

 

Şöyle bir biriminiz var mı? Basın birimi olup sadece sitede yayınlanıp ilgilisinin bulabileceği ya da denk düşerse bulunabilecek bir bilgiden, haberden ziyade onu sizin basına servis etmeniz, daha güncel hale getirmeniz, aktif hale getirmeniz, işlenir kılmanız mümkün değil midir?

Tabii biz Mescid-i Aksa’nın haberlerini sadece web sitemizde yayınlamıyoruz. Web sitemizden ziyade Mescid-i Aksa haberlerini bütün medya organlarına, haber sitelerine, halkımıza ulaştırıyoruz. Bizim şu an grubumuzda yaklaşık 12 bin mail var. İçinde halk da var, sivil toplum kuruluşları da var, medya organları da var, gazetelerden, televizyonlardan mail adresleri var. Haberleri, gelişmeleri biz anında servis ediyoruz.

 

Şeyh Raid Salah bir haftadan beri Türkiye’de, her faaliyetini de takip ediyoruz. Şunu açık yüreklilikle söyleyelim ki Türk halkı olarak Şeyh Raid Salah’ı çok seviyoruz. Sanki yıllardan beri beraber yaşamışız ve bu topraklarda onun sohbetini dinlemişiz gibi kaynaşma var. Konferanslarda müthiş bir teveccüh var. Bu teveccüh karşısında neler hissetti, Türkiye’deki bu bir haftalık izlenim, değerlendirme, sohbet ve konferans programlarından sonra izlenimleriniz ne oldu?

Ben şunu söylemek istiyorum; Biz Türk halkını çok seviyoruz ve şunu da söylemek gerekiyor eğer dünyadaki bütün halklar, bütün Müslümanlar Türk halkı gibi kendi görevlerini yerine getirirlerse, Türk halkı gibi Kudüs’ün şuurunda, Mescid-i Aksa’nın şuurunda yaşayabilirlerse Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı kurtarmış oluruz. Ben şunu gördüm Türk halkının tamamı Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı seviyor, Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı emanet olarak görüyor, kendilerinin üzerine büyük bir sorumluluk olarak görüyorlar ve Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı savunmak için elinden gelen her şeyi yapacaklar gibi görünüyorlar. Ben İstanbul’da çeşitli faaliyetlerde, konferanslarda, sohbetlerde bulundum, aynı şekilde Ankara’da, Konya’da, Bolu’da, Kayseri’de programlar düzenlendi. Bu programlarda bulundum. Şu örneği vermek istiyorum; Kayseri’yi ziyaret ettiğimde Şehit Furkan Doğan’ın babasıyla görüştük. Bu baba dünyada örnek olacak bir baba haline gelmiş. Biz Furkan Doğan’ın babasını taziye için gittik ama gördük ki, Furkan Doğan’ın babası bize taziyede bulunuyor. Biz onun maneviyatını yükseltmek için oraya gittik, kendisine destek olmak için oraya gittik ama Furkan Doğan’ın babası bize destek oluyor ve bizim maneviyatımızı yükseltiyor. Furkan Doğan’ın babası çok sabırlı ve her zaman gülümser hali var. Bütün babalar için bu örnek olmalı. Mavi Marmara gemisindeki şehitlerimiz bizim onurumuzdur, Mescid-i Aksa’nın onurudur. Ben Kayseri’deki bir Müslüman hanımın söylediğini tekrar burada söylemek istiyorum. Kayseri’de bulunduğumuzda bir hanım bana şöyle söyledi; Kayseri, Kudüs için, Mescid-i Aksa için Furkan’ı şehit olarak takdim etti ama bizde sadece bir şehit yok, bizde bin Furkan var Kayseri’de. Bin kurban her zaman Mescid-i Aksa için faaliyetler gösterecekler, çaba gösterecekler ve şehit düşecekler inşallah, Kudüs, Mescid-i Aksa’yı savunmak için inşallah.

 

Son olarak okurlarımıza vermek istediğiniz mesajla sizi uğurlayalım. Şunu da açıkça belirtelim ki biz Şeyh Raid Salah’ı daha çok ülkemize bekliyoruz, kendisini özleyeceğiz.

Evet, biz İstanbul’u özleyeceğiz, İstanbul’a her zaman geleceğiz. Ama İstanbul’da yaşayan Türk halkı, Türkiye’de yaşayan Türkler Kudüs’ü de özleyecekler, Kudüs de onları özlüyor ve Kudüs onları Kudüs’e bekliyor. Kudüs her zaman Türk halkını bekliyor, işgal gittikten sonra hep beraber Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da namaz kılacağız, çünkü Kudüs Müslümanlara çağrıda bulunuyor, Türk halkına çağrıda bulunuyor. Kudüs diyor ki Müslümanlara; Ey Müslümanlar, Ey İslâm gelin beni savunun, gelin beni işgalden kurtarın. Ben de buradan, İstanbul’dan bütün İslâm dünyasına çağrıda bulunuyorum. Diyorum ki onlara; Kudüs sizi bekliyor, Kudüs sizin savunmanızı bekliyor, Kudüs’ü kurtarın, Kudüs’ü işgalden kurtarın ve Kudüs’e gelin hep birlikte özgür Mescid-i Aksa’da namaz kılalım inşaallah.

 
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz