Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Özel Röportaj BEN YAZMANIN DUA ETMEYE BENZEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM
 

BEN YAZMANIN DUA ETMEYE BENZEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM
FATİH DUMAN İLE YAZARIN YOLCULUĞU ÜZERİNE...
Ekleme Tarihi : 11-06-2014 - 22:39

 

 

 

RÖPORTAJ: FURKAN TANRIVERDİ/GENÇDOKU MART DERGİSİ 2014.

 

YAZMANIN SİZDEKİ YERİ NEDİR? YAZMAK SİZE NE İFADE EDİYOR?

Yazmak benim vazgeçemediğim bir şey. Bazen hakikatleri ya da yazmak istediğiniz bir şeyleri en kolay, yazarak yapıyorsunuz. Konuşursam belki 10-15 kişi dinleyecekti fakat yazdığım zaman binlerce kişi kitabımı okuyabiliyor. Belki de onun için yazmayı daha çok seviyorum, benim için daha fazla şey ifade ediyor.

YAZMAYA NASIL BAŞLADINIZ?

İmam-Hatip lisesinde öğrenciydim. Bir derste hocalarımdan birisi kompozisyon yazmamızı istedi.O zamanlar hem yazmıyorum hem de az okuyorum. Konusu İbrahim Sadri’nin, ‘Yetmiş dokuzun kışıydı /Sertti, soğuktu/    İstanbul’a kar yağıyordu… diye başlayan bir şiiri idi. Şiiri yarısına kadar yazmış ve bize bu şiirin devamını siz tamamlayacaksınız, şiir olarak veya yazı olarak bir şekilde tamamlayın dedi. Bende bir yazı yazdım, açıkçası çok da etkili olacak bir şekilde değildi. Herkes yazımı çok beğendi ben de şaşırdım, anlam veremedim neden beğendiklerine. Sonra kendime demek ki ben yazabiliyorum o kabiliyet bende var dedim.                                                                                                                                                                       

Sonra okumaya başladım bir süre sonra okuduklarımı anlatmaya başladım.18-19 yaşlarında üniversite 1.sınıf öğrencisiyken bir dergi çıkartmak istedim. O da şöyle oldu. Bir şeyler yazıyorum, yazan insanın en büyük düşüncesi bir kitabım çıksın isteğidir, kitap çıksın diye cahil cesaretiyle hiç tanımadığım insanlara yayınevlerinin genel yayın yönetmenlerine mail attım. Onların içinden de şimdiki kitaplarımın basıldığı Nesil Yayınlarının o zaman ki genel yayın yönetmeni dergilerde yazmanız sizin için daha faydalı olur diye mail’ime karşılık verdi. Ben de tamam o zaman kendimiz dergi çıkaralım kendimiz yazalım diye düşündüm. 9 Eylül İlahiyat Fakültesi bünyesinde 5 sayı yayınlanan Ferda isimli bir dergi çıkardık. O dergi bana çok şey öğretti ve bir çok kişiyle tanışmama vesile oldu. Ve sayısını tam olarak bilmediğim 20’ye yakın dergide yazmaya başladım. Ve bunlar benim için büyük bir tecrübe oldu. Sonrada yazdıklarım kitap haline geldi, kitap olarak basıldı ve yazma serüvenim böylelikle başladı.

KİTAP OKUMANIN YAZMAYLA İLGİSİ VAR MIDIR?

Ben kitap okuma alışkanlığını biraz geç edindim. Hayatımdaki en büyük pişmanlıklarımdan birisi bu.“Ne kadar çok okursanız, o kadar çok yazarsınız.” demişti bana bir yazar. Ondan sonra okumam gerektiğinin farkına vardım. Bir şey yazmak için hayal gücün, kabiliyetin olabilir ama okuman, bilmen gerekiyor. Biz hepimiz bir şeyleri dert edinmiş insanlarız. Derdimiz var insanlara anlatmak istediğimiz bir şeyler var, onu anlatmak için de bir şekilde bir yol buluyoruz. Kimisi radyoda program yapıyor, kimisi kitap yazıyor, kimisi bir yerlere gidiyor konuşarak anlatıyor. Ben de yazarak anlatırım diye seçtim ama bir şekilde desteklemem gerektiğini fark ettim bunu da okumakla aştım. Ne kadar okursam o kadar yazacağımı da o zaman anladım. Bir kitap yazmak için en az yüz kitap okuman lazım dediler bana. Belki daha çok belki daha az okudum. Tek cümle için okuduğum kitaplar da oldu ama yazmak için çok önemli olduğunu sonradan anladım. Okuyan her kişi yazamaz ama yazan her kişi okumak zorundadır.

ÖRNEK ALDIĞINIZ OKUMAKTAN KEYİF ALDIĞINIZ YAZARLAR VAR MIDIR?

Çok kişiyi örnek verebilirim. Mesela; kitap yazmaya başladığım sıralarda İskender Pala beni çok etkilemişti. Çünkü anlattığı şey bana çekici geliyordu. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın değişik bir anlatımı var. Hayal gücünü çok seviyorum. Sonra benim yazmamda en etkili isim Cemil Meriç diyebilirim. Cemil Meriç’in fikirleri muazzamdı benim için ve dilini çok sevmiştim. Kendine özel bir tarzının oluşu ve bunu etkili bir şekilde kullanması ben çok etkilemişti. Onun gibi bir cümle kurabilmek için çok uğraştım kurabilirim herhalde diye ama O Cemil Meriç tabii ki. Benim özel ilgim divan şiirlerinedir. Osmanlıca ve Farsçayı İlahiyatta iken kısmen öğrenmiştim. Özellikle eski yazma kitapları okumayı çok seviyorum. Bugün tek kelimeyle anlattığımız şeylerin o kadar değişik kelimeyle anlatılabildiğini gördüğüm için o tarz kitapları okumayı çok seviyorum.

FARKLI BİR ÜSLUBUNUZ VAR, BU ÜSLUBU NEYE BORÇLUSUNUZ?

Ben sadece içimden geleni içimden geldiğince yazıyorum. Tabii ki daha önce okuduğum şeylerin etkisi var üslup meselesinde. İlk dönemlerde ilk bir iki kitabım çıktığında bana İskender Pala ya çok benziyor yazdığın şeyler demişlerdi. Tabii ki etkisi vardır muhtemelen. Ama sonradan siz başka bir şeyi anlatmaya çalışıyorsunuz. Bence her yazar belki de tek bir kişi için bir kitap yazıyor. Benim mesela o tek bir kişi okusun diye yazdığım kitaplar var. Ve kitaplarımda hep kari diye hitap ediyorum. Kari demek benim hoşuma gidiyor. Okuyucu demekten, okur demekten daha da samimi geliyor. O kariyi de kaç kişi bilmiyor. Bir kişi bile olsa benim için yeter diyorum. Biraz samimi olmaya çalıştığım için, içimden geldiği gibi yazdığım için biraz daha değişik bir üslubum var dediğiniz gibi onu da tam bilmiyorum öyle mi değil mi de herhalde ondandır.

İYİ  BİR YAZAR OLABİLMEK İÇİN NELERE DİKKAT ETMEK GEREKİR?

Bu konuda benden daha iyi cevap verecek birçok insan var elbette. İlk olarak çok kitap okumak ve farklı kitap okumak. Genelde bizlerde şöyle bir durum vardır. Hep kendi düşündüğümüz şeyi anlatan kitapları okuruz. Tabii ki belli bir yere kadar öyle olmalı ama belli bir yerden sonra da herkesin yazdığı kitabı okuyabiliriz. Ben Nietzsche de okurum. Anlattığı şeyi kabul edemiyorum ama dilini seviyorum. Kısacası fazla kitap ve farklı kitapta okumalı yazmak isteyen bir insan.

Bir de şöyle bir durum var. Bence yazan insan günceli elbette takip etmeli ama bugünün değil de biraz daha ilerisinin, birkaç sene sonrasının insanı gibi davranmalı. Yahya Kemal’in bir sözü var ya ‘Kökü mazi’de olan atiyiz’ diye, kökümüz evet mazide hepimiz öyle kabul ediyoruz ama biz çok fazla bugüne bakarak yazıyoruz. Yani bugün için yazıyoruz sonrası için ne yazıyoruz diye düşünebilirler. Benzemeye çalıştığımız ama asla benzemememiz gereken bir yerdir Batı. Biz ona benzemeye çalışıyoruz ama ışığın doğudan geldiğini unutuyoruz. İçimizden beslenerek, bizden gelerek, bizim olan şeyi anlatarak yapmalıdır yazacak olan kişi. Bir misyon kazandırmak için olursa o düşünce ile yazarsak herhalde yazarlığın amacına uyacağımızı ve yazarlığın da böyle olması gerektiğini düşünüyorum.

KİTAPLARINIZIN İSİMLERİ ÇOK DİKKAT ÇEKİCİ BUNUN İÇİN ÖZEL BİR GAYRETİNİZ OLUYOR MU?

Kitap yazmaya başladığında derler ki, kitabın kapağı ilgi çekici olacak, ismi ilgi çekici olacak, arka kapak yazısı ilgi çekici olacak, çünkü ilk göze çarpan şeyler bunlardır. Ben kitaplarımın isimlerini genelde en önce seçerim. Kitabı yazarken kitabın sonunu belirlerim. Bir kitabın sonunu bulmuşsam, o kitap bende yazma kısmı daha başlamamış olsa bile bitmiştir. Bir de ismini en başta buluyorum. Bunda da dediğim gibi bir misyon olması gerektiğini düşünüyorum. Mesela “Yandık Elhamdülillah” kitabı. Bence bu kitabın kapağında “Elhamdülillah” yazıyor olması çok önemli bir şey. Bu misyonla alakalı bir şeydir. Yazmak belki de bilgi vermekten çok hissettirmekle alakalı bir şey. Birine bir şey öğretirsiniz unutur ama bir şey hissettirirseniz unutmuyor. O lazım belki de, unutmaması lazım. Unutmaması için de hissetmesi lazım. İsimler biraz da o taraftan etkilemek için yapılan bir şeylerdir.

YAZMAK İÇİN KENDİNİ TOPLUMDAN SOYUTLAYAN YAZARLARDAN MISINIZ SİZ DE? YOKSA TOPLUMLA İÇ İÇE Mİ YAZARSINIZ?

Ben genelde biraz soyut biriyim. Çok fazla şeyle uğraşmama rağmen sosyal biri değilim. Çok fazla arkadaşım yoktur. Hadi gel şuraya gidelim diyecek pek insan yoktur çevremde. Bunu söylemeye çekiniyorum ama ben yazmanın dua etmeye benzediğini düşünüyorum. Yazarken dua etmek istiyorum ve ibadette yalnız yapılır. Duayı insan sadece Allah’la yapar. Biraz da onun gibi bir şey. İnzivaya çekilirler ya, çile çekerler, kırk gün halvete girerler, yazmak biraz da bunun gibi. Hep dağ başlarına gidip yazı yazan insanlara imrenmişimdir. Zor bir şey, hatta bazen eleştirilecek bir şey de olabilir ama bence biraz da o, ibadet gibi düşünüldüğünde yalnız kalmak gerekir. Allah’la daha yakın, sadece onunla, başka hiçbir şeyle uğraşmamak için. İlham diye bir şey var. Ve bu ilhamda, bildiğimiz gibi nefsin mertebelerinden birisidir. Üçüncü mertebeye geliyorsunuz, nefsi mühimme (ilham eden nefis). Demek ki o mertebeye gelmeniz de dini bir durum. Allah size bir şekilde ilham ediyor. Bu ilhamı da yalnız başınıza almanız gerekiyor.

YAZMAK İSTEYEN GENÇLER NASIL BİR YOL İZLEMELİDİR?

En başta şunu söylemek gerekir. Yazan birini kolay kolay kimse keşfetmiyor. İnsanların hep gayret etmesi gerekiyor. Aynen tevekkül gibi. Siz elinizden geleni yapacaksınız. Sonra Allah’a tevekkül edeceksiniz. Yazma işi biraz da nasip işi. Ben hayatımda hep buna inandım. Siz bir şeyi samimiyetle yaptığınız zaman bu isteğiniz muhakkak karşınıza çıkıyor. Vakti vardır, bu ayrı bir konu. Bence genç ya da yazmak isteyen herkese tavsiye edilecek şey şu; sadece çok okuyacaklar ve yazacaklar. Bir yerden sonra Allah onlara yol gösterecektir. Dertlenmeleri de lazım. Peygamber Efendimizin de dediği gibi “Dertsiz Müslüman olmaz.” Derdimiz var, biz bir şeyle dertleniyoruz. Derdimizi anlatıyoruz ve bu derdimizle dertlenen insanlar buluyoruz. Dertlenmek gerek.

KİTABINIZDA GENELDE AŞK ÜZERİNE DURUYORSUNUZ SİZCE AŞK NEDİR?

Şeyh Galib diyor ki “Aşk ki tarifi mümkün olmayandır, hiçtir, yoktur, bakirdır, adı aşktır.” Bence aşk üç harfle yazılıyor evet yada biz adına aşk diyoruz ama belki de doksan dokuz isme ilave edilecek bir isimdir bence aşk. Yani aşk farklı bir şey. Aşk Allaha ulaştıracak bir yol. Hatta şöyle diyorlar, Allaha ulaştıracak pek çok yol vardır ama bazıları onlardan biri olarak aşkı seçti.Aşk böyle bir şey, yani ben aşkı seçtim. Biraz da şöyleydi aşkı seçmemin sebebi, insanlar aşkla ilgili yazılan kitapları okuyorlardı ben de onlar aşkı nasıl anlamışlar aslında aşk ne onu anlatmak istedim. Yani yoksa ben bir aşkı anlatayım da insanlar aşk nasıl yazılırmış görsünler değildi maksadım. Bence aşk da Allaha ulaştıran yollardan bir tanesi ama siz diyeceksiniz ki bu yol biraz zor mu? Zor bir yol herhalde en azından mutasavvıflar öyle söylüyorlar ama Allaha ulaştıran yollardan biridir herhalde, tarifini de ben yapamıyorum.

AŞKI SÖYLEMEK Mİ YOKSA AŞKI YAZMAK MI ZOR? 

Vallahi hepsi zor Rasim Özdenören “Okumak cennet, yazmak cehennem” diyor. Yazmak da zor okumak da aslında ama okumak biraz daha kolay diyebiliriz. Bazı şeyleri yazmak zaten esasında zor bir durum yani okuyunca çok güzel, belki anlaşılıyor, anlıyor herkes seviyor herkes ama yazarken çok sıkıntı çekiyorsunuz yani bir şey anlatacaksınız mesela hele ki ben birkaç zamandır özellikle biyografik roman yazıyorum ve bilinen mübarek büyük insanların isimlerini geçirerek yazıyorum onlarla ilgili bir şey yazmak çok daha zor yani her an yanlış bir kelime yazmaktan insan tereddüt ediyor  Onun için aşkı yazmak da zor söylemek de zor, aşkın kendisi zor galiba. Aşkı çok biliyormuşum gibi ahkam kesiyorum ama sadece ben bildiklerimi, öğrendiklerimi insanlara anlatıyorum yani yaptığım şey budur.

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM VAKTİNİZİ AYIRDIĞINIZ İÇİN.


Etiketler BEN - YAZMANIN - DUA - ETMEYE - BENZEDİĞİNİ - DÜŞÜNÜYORUM -
FaceBook ta paylaş
11-06-2014 - 22:39
Özel Röportaj
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Ahmet Özhan TYB İstanbul'da Muzaffer Ozak'ı Anlattı
Prof. Dr. Cevat Akşit TYB İstanbul'da Konuştu
Yeni Türkiye’nin Mefkûresi TYB İstanbul’da
Mustafa Ruhi Şirin: Modernite, çocukluğu üretir ve dönüştürür
TYB İstanbul Başkanı Bıyıklı: "İslam Dünyası Zor Günlerden Geçiyor"
SOSYOLOJİK DÜŞÜNCE ATLASI UFKUMUZU BULDURACAK
ÖYKÜCÜLER RÜYALARI HAKİKATİ İFADE ETMENİN BİR YOLU OLARAK KULLANIYOR
ŞEDDELİ ZENCİ ÖLÜM VAR HACİ İLE YÜZ YÜZE
İFTAR ÇADIRINA GEREK YOK!
İSLAM’IN PROTESTANLAŞTIRILMASI FİKRİ HAKİM KILINIYOR!
KEMALİST BİR ÜLKÜCÜLÜK TÜRETİLİYOR
BEN YAZMANIN DUA ETMEYE BENZEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM
HAZ ÇAĞINDA ANCAK ORGANİK ÇOCUK YETİŞİR!
GÖNÜL KİMİ SEVER İSE SULTAN ODUR
ZİHİNSEL BİR HİCRETE İHTİYACIMIZ VAR
CENNETE GÖTÜREN MÜZİKLERİ SEVİYORUM
YUVALARDA YANAN CANLAR VAR
SULTAN ABDÜLAZİZ İYİ RESSAMDI
EDEBİYAT MEVSİMİNİ MAHMUT BIYIKLI İLE KONUŞTUK
TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİNİ KİM BELİRLİYOR?
BATI HİKAYESİZ BİZ FİLİMSİZ
İŞTE BENİM ŞAİR VE YAZARIM : ESRA ERKEÇ
FOTOĞRAFI KONUŞTURMAK SANATTIR
DERDİNİ AŞKLA MAYALAMAK
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
AY VAKTİ'NDE ŞEHRİN FEVERANI VAR!
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz