Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Özel Haber İSLÂMIN KÜRESELLİĞİNİ HAYKIRDI!
 

İSLÂMIN KÜRESELLİĞİNİ HAYKIRDI!
İslam'ın küreselliğini haykıran bir teorusyen: Muhammed Kutup...
Ekleme Tarihi : 11-06-2014 - 22:33

 

 

Muhammed Kutup’un en temel vasfı teorisyen olmasıdır. Mütefekkirden öte bir teorisyendir. Tefekkür boyutunu aşan bir nazariyatçı kimliği ve yönü vardır. Teorik anlamda Batı-Doğu ilişkilerini elemiş ve Taha Hüseyin’in tam zıddına bir yol tutturmuştur. 19’uncu yüzyıldan itibaren Batı ile eklektik ve sentez düzeyde ilişki kuran revizyonist isimler olmuştur. Trablusşam diyarından Hüseyin Cisr, Er Risaletü’l Hamidiyye adlı kitabında bunun ilk örneklerini verir. Darwinizm ile ihtimaliyet dairesinde veya alt düzeyde temas kurar.  Evrim ve Tekamül nazariyesinin ispatlanması halinde İslam içinde buna dair bir tevil köprüsü kurulabileceğini ifade etmiştir. Nazariyeyi redde keskin bir duruş sergilememiştir.  Hüseyin Cisr Efendi böyle pozitivist eğilimlerle köprü kurabilmiştir. Gazi Tevbe’nin ifadesiyle, Muhammed Kutup ise kökten Batı düşüncesine karşıdır. En azından ana eksen itibarıyla (1). Batı düşüncesinde, özellikle sosyal bilimlerde bazı doğruların varlığını kabul eder. Bu doğrular detayda ve ayrıntılardadır. Lakin temel ve ilke bazında; ana eksende, Batı düşüncesi istikametini kaybetmiş ve ilahi istikamet yerine beşeri istikameti esas almıştır.

REVİZYONİST ÇİZGİYE UZAK DURDU

Gazi Tevbe’nin de ifade ettiği gibi, Muhammed Kutup pozitivizm ve türevlerine karşı kalemini kılıç keskinliğinde kullanmış ve bilhassa Darwinizm, Marksizm ve Freudculuğu elemiş ve onların İslam mizanında kameti kıymetini ortaya koymuştur. Bu anlamda, Batı düşüncesiyle hesaplaşmış ve eklektik, sentez düzeyde bir ilişki kurmamış ve revizyonist yaklaşımlardan kaçınmış ve uzak durmuştur.  Dolayısıyla Hüseyin Cisr Efendinin ve benzerlerinin revizyonist çizgisine mesafeli kalmıştır.  Sadece biyolojik anlamda değil aynı zamanda marifetullah eksenli olarak Darwinizm ve benzerlerini reddetmiştir.  Buna mukabil, acısıyla tatlısıyla Batı düşüncesinin tamamının alınmasını ve Mısır’ın önündeki tek yolun ve seçeneğin bu olduğunu savunan Taha Hüseyin gibilerinin de tamamen zıt istikametinde yer almıştır. Savrulmamış ve sabitelere sıkı sıkışa tutunmuştur. İslam adına ve Şark adına şahsiyetli bir duruş sergilemiştir.  Batı düşüncesiyle temas noktasında iki ekol vardır. Bunlardan birisini, Taha Hüseyin,  Louis Awad, Selame Musa temsil eder ve bunlar Batı ile ilişkilerde toptancıdır. Her şeşiyle kabul ederler. İkinci ekol ise tevilcidir.  Bu ekolün başında Muhammed Abduh vardır ve Kasım Emin, Ali Abdurrazık, Saad Zağlul bu ekolü temsil eden diğer isimlerdir.  Devlet düzeyinde Batı ile ilişkilerde tevilci yaklaşımı Burgiba benimsemiştir. Burgiba Mustafa Kemal’den tevilci yaklaşımıyla ayrıldığını söyler. Ona göre Mustafa Kemal, tevilci değil toptancı ve retçi kısma girmiş olmalıdır. Çoşkun Kırca Kemalizm ile Burgibacılık ekolleri arasında kendisine göre bir muhasebe veya karşılaştırma yapmış ve tevil veya reform düzeyinde bile İslam’a açık bir kapı bırakmanın önü alınamayacak felaketlere davetiye çıkarmak olacağını ileri sürmüştür. Fikirde olduğu gibi siyasette de Batıcılıkta toptancı ve köktenci ekolle birlikte revizyonist veya reformist bir ekol de bulunuyor.

AVRUPA İLE BİZİM FARKIMIZ MEDENİYET DEĞİL MAHİYET FARKIDIR

Muhammed Kutup’un düşüncede ve fikirde Batı karşıtlığı İngiliz müstemlekeler şairi Rudyard Kipling’in yansıması veya şarktaki yankısı mıdır? Kipling ünlü bir şiirinde şöyle demekteydi: OH, East is East, and West is West, and never the twain shall meet! Şark şarktır ve Garp garptır asla bir araya gelmezler!  Buluşmaları mümkün değildir. Belki de Kipling’in seslendirdiği anlayış, Huntington’ın ortaya attığı medeniyetler çatışması tezinin ilk ham tasavvurlarından veya ayak seslerinden biri olmalıdır. Lakin Muhammed Kutup buna karşıtlık anlamında yaklaşmamış, bozulmamış değerleri temsil eden din ve İslam adına karşı koymuştur.  İslam Batı’nın veya Doğu’nun dini değil, küreseldir; bütün beşeriyetin ortak dinidir. Hepsini kapsar.  Pozitivizm ilmihalini yazan Auguste Comte kendi sistemi altında iki kanada ayrılmış dünyayı (Şark-Garp) bir araya getirmeyi tasarlamaktadır.  Komünizm de beynelmilelcilik adına bunu yapmak istemiştir. Muhammed Kutup’un nazarında ne Kipling gibi Doğu -Batı ayrımcılığı söz konusudur ne de Marksistlerin savunduğu tarzda bir enternasyonalizmi savunur.  Doğu-Batı ayrımı İslami değil, itibaridir.  İslam beynelmilelci yani enternasyonalisttir. Kendi muhtevasında ümmetçidir.  Bundan dolayı Hasan el Benna, Müslümanların milletlere üstadiyet makamında olduğunu ifade eder. Bu yönüyle Kutup Batı’ya değil ondaki yerleşik düşünceye karşıdır. Muhammed Kutup farkı şöyle izah eder: “Avrupa ile bizim farkımız medeniyet farkı değil, mahiyet farkıdır. Onlar Yaratıcı ile savaşır, bizler teslim oluruz (2).”

İSLAM GÜNEŞİ BATIDAN DOĞMAYACAK!

Muhammed Kutup modern Batı düşüncesine bir bütün olarak karşı olduğu gibi İslam’ın ahirzamanda Batı üzerinden yeşereceği ve İslam güneşinin son kez Batı ikliminden doğacağına dair fikirlere de iltifat etmez. Bunun belli başlı savunucularından birisi Muhammed Said Ramazan el Buti idi.  Günümüzde bu tezle sık karşılaşıyoruz.  Bediüzzaman’ın Şeyh Bahit Efendi’yle konuşmasında dile getirdiği bu ifade zamanla Buti gibilerde şuyu bulmuştur. Bunu sadece Buti ile sınırlandırmak da doğru olmaz.

Aslında İslam güneşi Batı’ya doğdu. Ve doğalı da nice vakit oldu. ‘Rönesans’ dedikleri şey aslında İslam tesirini gölgelemek için uydurulmuş bir kavramdır. Ama satır aralarında Batı’nın İslam sayesinde aydınlandığını kabul ediyorlar. Bu bağlamda, önemli Alman müsteşrik ve oryantalistlerden Sigred Hunke, Batı’nın Üzerine Doğan İslam Güneşi adlı kitabında esasında bunun parametrelerini ortaya koymaktadır. Lakin son sıralarda bir de İslam’ın Batı’da yayılması üzerinden İslam güneşinin Batı’dan doğacağı yorumları yapılmaya başlandı. Bu hususta tabii ki çeşitli beklenti ve temenniler veya değerlendirmeler var. Bu bağlamda, Bediüzzaman, Şeyh Bahit Efendiye :” Osmanlı, Avrupa’ya hamiledir ve hamlini vazedecektir. Avrupa da İslam’a hamiledir bir gün gelecek ve hamlini vazedecektir’ demiştir. Bu sözden yola çıkan kompleksli birileri İslam güneşinin Batı’dan doğacağını varsaymışlardır. Peki işin doğrusu nedir? Bediüzzaman’ın bu sözlerinden etkilenen Muhammed Said Ramazan el Buti bir kitabında ahirzamanda İslam’ın inkişafının Batı üzerinden gerçekleşeceğini savunmuştur.

İSLAM’IN KODLARI ŞARKIN GENETİĞİNDE GİZLİDİR

Benzeri bir tezi de Alman mühtedilerden Murad Hofmann savunmaktadır. Muhammad Asad : Europe’s Gift to Islam başlıklı kitabında İslam dünyasında canlanma ve yenilenmenin ancak Batı üzerinden geleceğini savunmakta veya tasavvur etmektedir. Bu iyi bir temenni olsa bile pek de isabetli sayılmaz. Her ne kadar Şarkın avantajı olan İslam geleneği aşınmış olsa bile İslam’ın kodları Şarkın genetiğinde gizlidir ve bir refleks halinde yeniden tezahür edecek ve ortaya çıkacaktır. Elbette Batılı Müslümanların İslam’ın anlaşılmasında ve yayılmasında katkıları olacaksa da buradan İslam güneşinin Batı’dan doğacağı sonucuna varmak abartılı bir beklenti olur. Zaten Batı’da da bu tarz İslami birikime sahip ve entelektüel vizyonu geniş düşünürler de ya azdır ya da bulunmuyor. İslam'ın kitleselleşmesi de beklenilen seviyeye ulaşmamıştır.  Son sıralarda temayüz eden Tarık Ramazan gibi genç kuşak İslami düşünürler de genellikle genetik olarak Şark kökenlidir. Kaldı ki onun donanımı ve vizyonu ve yeterliliği de tartışmalıdır.

MÜSLÜMANI MİRASÇI DEĞİL MİRASYEDİ GÖRENLER

Murad Hofmann’ın Abdulmecid Şerifi ile ortak yazdığı bir kitap bu fikri analiz ediyor: Batı ile Doğu Arasında İslam’ın Geleceği (‘Mustaqbal al-Islam fi al-Gharb wa-al-Sharq/The Future of Islam in the West and the East) Murad Hofmann, ‘rubbe darrin nafia’ veya ‘hayır bazen şer üzerinden tecelli eder’ sırrıyla 11 Eylül krizinin bir şekilde İslam lehine geliştiğini ve dikkatleri İslam üzerine yoğunlaştırdığını hatırlatıyor. Batılılar kadar Müslümanların da İslam’ı öğrenmeye ve sahip çıkmaya muhtaç olduklarına değinmektedir. Burada Goethe’den bir alıntı yapıyor. Meşhur Alman filozof şunu söylüyor: Mirasçı olman yetmez, mirasına sahip çıkmayı da bilmelisin! Müslüman içinde bulunduğu nimetin ve kültürel mirasın zenginliğinin farkında bile değil. Bunu çarçur ediyor. Mirasa sahip çıkmayan ve onu hovardaca harcayan mirasçı değil, ancak mirasyedi olur. Murad Hofmann Avrupa ve Amerika’daki Müslümanların ya da Batılı Müslümanların İslam’ın değerleriyle modern değerleri mezcetme imkanına sahip olmaları nedeniyle İslam düşüncesinin temsili anlamında yenileyiciler olmaya namzet olduklarını ifade etmektedir. Batı Müslümanlarının Doğu medeniyetinin yenilenmesinde önder ve öncü hale geleceklerini ifade etmektedir. Cemil Meriç’in ifadesiyle veya yeni bir uyarlamasıyla ‘ışık Batı’dan gelir’ diyor. Şarktaki istibdat ve diktatörlüğün her türlü fikri ve medeni gelişmeyi sekteye uğrattığını hatırlatıyor (3).

PEKİ BU HUSUSTA MUHAMMED KUTUP NE DİYOR?

Muhammed Kutup ise Batı’nın İslam’a hala Haçlı Savaşları zaviyesinden ve onun geride bıraktığı tortular üzerinden baktığını ifade etmektedir.  İslam’a tahammül ettiği izlenimi vermektedir. Kutup’a göre, Batı’nın hoşgörülü yaklaşımı içi boş sloganlardan ibarettir.  Batı’da yaşayan Müslümanlar ve özellikle azınlıklar zor bir gelecekle karşı karşıya bulunuyorlar. Müslümanların Batı ile ilişkilerinde daha kötü senaryolara hazır olmaları gerektiğini tembih etmektedir (4).

DİRİLİŞ İSLAM DÜNYASI MERKEZLİ OLACAK

Muhammed Said Ramazan el Buti veya Murad Hofmann’a nazaran Muhammed Kutup, İslami dirilişte Batılı mütefekkirlerin de payı ve katkısı olsa da asıl meydan savaşının ve harman yerinin İslam dünyası olacağını tasavvur etmektedir. Batılıların; onlarca, yüzlerce ve hatta binlercesinin Haçlı engelini aşarak kurtuluşu İslam’da arasa da nihayetinde bu eğimin sınırlı kaldığına temas etmektedir.  Setlerini aşamamaktadır.  Bu gelişmenin nihai sonucu değiştirmeye yetecek kemmi ve keyfi bir nispet veya orantı teşkil etmediğini ifade etmektedir. Fiillerimizle yani temsili düzeyde İslam’ı yaşasak ve perde yerine ayna olsak belki de Batı’dan binlercesi değil milyonlarcası kopup İslam’a koşacak. Buradan da yola çıkan Muhammed Kutup, Müslümanlar gerçek manada İslam’ı yaşamadan Batı’da büyük dalgalanmaların beklenmemesi gerektiğini ifade etmektedir.  Hasan el Benna veya Muhammed Gazali gibilerin ifade ettiği gibi, maalesef günümüzde Müslümanlar arasına bile İslam nefretine veya düşmanlığına rastlanmaktadır. İslam nefreti sadece Batı’ya özgü olmayıp kimi cahil Müslümanların da kapıldığı küresel bir anafordur (5).

DAHİLİ ISLAH HARİCİ DAVETTEN ÖNCE GELİR!

Muhammed Kutup İslam’ın zaferinin yine kendi ehli arasında şekilleneceğini ifade etmektedir. Bu elbette, Batı’daki gelişmelere sırtımızı dönelim veya göz ardı edelim anlamında bir çağrı değil. Bununla birlikte, Batı’daki gelişmelerin çapı genel denge veya denklem içinde küçük bir ağırlık merkezi teşkil etmektedir (6). Müslümanlarla bağlantılı realite değişmeden Batı merkezli külli ve toptan bir değişim beklemek gerçekçi olmaz bilakis yanıltıcı olur.  Bu bizi Birgivi Vasiyetnamesinde bir paragrafa götürüyor: Dahili ıslah harici davetten önce gelir! Birgivi bunu şöyle ifade ediyor: Bir Müslümanı yola getirmek on gayri müslimi imana getirmekten yeğdir.  Bu hüküm ve yargı mübalağalı gibi gözükse de merkeziyeti göstermesi açısından kayda değer.

1-http://www.aljazeera.net/opinions/pages/b04f603d-9d11-4c77-a74a-3b15130b5289

2-http://www.dogruhaber.com.tr/Haber/Agabeyinin-kardesi-Muhammed-Kutub-124433.html

3-http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/mustafa-ozcan/isik-batidan-gelir-3032.html

4-http://islamweb.net/ahajj/index.php?page=article&lang=A&id=17624

5-Müzekkerat ed Da’ve ve’d Daiye, Hasan el Benna, s: 219,  Mektebetü Afak

6-http://elshaab.org/thread.php?ID=105316

 

Mustafa Özcan/ Genç Doku Dergisi, Mayıs 2014.


Etiketler İSLÂMIN - KÜRESELLİĞİNİ - HAYKIRDI! -
FaceBook ta paylaş
11-06-2014 - 22:33
Özel Haber
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
Kültür ve Sanat Dostu Şehirler Toplantısı Yapıldı
TYB'nin Uzun Yürüyüşü
Selçuk Eraydın Zamanı Aşan Bir Zattı
Yozgat’ta Necip Fazıl Bereketi
Mahmut Bıyıklı, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’nde Konuştu
Erkan Tan: İstiklalimiz ve istikbalimiz için ''Evet'' diyoruz.
İstanbul'da Kültürün Buluşma Noktası Kızlarağası Medresesi
SEYYİD KUTUP: AMERİKAN YÜZYILININ TANIĞI
İNSAN HAYATINI KOLAYLAŞTIRAN ŞEHİRLERE ÇAĞRI
TÜRKİYE OKUYOR!
İSLÂMIN KÜRESELLİĞİNİ HAYKIRDI!
YERLİ TWİTTER AHSAR HAYIRLI OLSUN
TYB'DE AŞK İSTERSE KONUŞULUYOR
BESTAMİ YAZGAN YILIN YAZARI SEÇİLDİ
ŞİİR HAZA ŞİFADIR!
TYB’DE İRFAN ŞİİRLERİ OKUNUYOR
DURSUN ŞU HAYASIZ HABER FETİŞİZMİ!
BÖYLE SANAL OKULA CAN KURBAN!
SEBİLÜRREŞAD AKİF VE FERGAN konuşuluyor
EDEBİYAT MEVSİMİ’NDE MUHTEŞEM AÇILIŞ
İSTANBUL EDEBİYAT MEVSİMİNE HAZIR
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
AY VAKTİ'NDE ŞEHRİN FEVERANI VAR!
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz