Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Medya İNSANLAR BUZDOLAPLARINA RÜKÛ EDİYORLAR
 

İNSANLAR BUZDOLAPLARINA RÜKÛ EDİYORLAR
İsmet Özel, sık değil sıkı konuşmaya devam ediyor…
Ekleme Tarihi : 15-05-2014 - 01:10

 

 

İsmet Özel, zamana ve mekana atıflarıyla ufkumuzu genişleten bir isim. Ne dediğinden öte ne demek istendiğinin anlaşılması için sıkı gayret sarfedilmesi gereken bir düşünür-yazar. Bir güldeste yaptık bu gündemi onikiden vurgulayan cümlelerden. Düşünülesi, gayretlenilesi sözlerden…

 

İNSANLAR BUZDOLAPLARINA RÜKÛ EDİYORLAR, FARKINDA DEĞİLLER.

“Şirk İslâm anlayışı içerisinde en küçük zerresi dahi kabul edilemeyecek bir kötülüktür. Bize dünyada İslâm’ın bir daha kâfirlerin korkulu rüyası olmaması için bir İslâm varlığından bahsediyorlar. Yalnız Türkiye’de değil bütün dünyada İslâm artık küfrü etkisiz bırakan bir beraberliğin adı olmaktan çıkarılıp bir itikad cüzü, şeklinde anlayıp anlatıp dünyada hükümdarlık gösteren kâfir saltanatının sarsılmasına fırsat doğurmayan bir şey haline getirmek. Bunu büyük ölçüde başarmış haldeler. Müslümanlar kendilerini kâfirlere benzeterek savunuyorlar. Bunların bizim ahiret hayatımızı yok edeceğini, berbat edeceğini anlamamız lazım.

İnsanlar buzdolaplarını açtıkları zaman rükû ettiklerinin farkında değiller. Ama ister istemez ediyorlar. Onlar kendilerine iyi olarak öğretilmiş başka şeylerin peşindeler.

İslâm inançlar içinde bir inanç, Türkler de milletler içinde bir millet değildir. İslâm kendi dışında hiçbir iyilik tanımayan, kendi içinde hiçbir kötülük barındırmayan bir kapsama alanıdır. İslâm’ı İslâm yapan şey, Yahudilikten, Hristiyanlıktan farklı olarak, dünya hâkimiyeti meselesinde de şirki tanımamasıdır. Allah uhrevi hayatın hâkimi, ama dünyevi hayatın hâkimleri vardır şeklindeki anlayışın reddiyle başlayan bir çalışma alanıdır İslâm.

İslâm’ın doğuş şartları önce şirkin hiç hoş görülemeyeceği bir sahanın doğmasıdır. Bu da aynı zamanda bir Müslüman estetiğin doğması demektir. Müslüman estetiğin doğması İslâmi bir tahsil hayatının yürürlükte olması demektir. İslâmi bir tahsil hayatı beşikten mezara yürümüyorsa orada İslâmi bir estetik vücut bulmaz.

Müşrik Araplar, Allah’ın kudretinden şüphe etmiyorlardı ama Allah’ın yardımcıları olduğunu da düşünüyorlardı. İslâm böyle bir şirki ne şekilde yok etti? Bizim günübirlik hayatımızda Allah’ın indirdiğinin esas olduğunu göstererek. Yani biz yalapşap, üstünkörü Müslüman olma diye bir şeyi kendimizden uzak tutuyoruz. Sabah gözümüzü açtığımızdan başımızı uyumak üzere yastığa koyduğumuz zamana kadar her an dikkatli olmak mecburiyetindeyiz hala İslâmi hassasiyetimizi muhafaza ediyor muyuz, etmiyor muyuz diye. Giyimimizden yememize, içmemize, vücut temizliğimize kadar. İslâmi hassasiyetten her uzaklaşma, çirkinliği ve dolayısıyla şirki beraberinde getiriyor. İslâmi hassasiyetten her uzaklaşmamız bizim bir tarafımızın aksamasına sebep oluyor. Şirke düştükçe çirkinleşiyor, çirkinliği fark ettikçe şirkin belasını fark ediyoruz.

“’İslâm’ın değirmeni durmadan dönecektir. Siz hep bu değirmenin döndüğü, mücadelenin devam ettiği yerde bulunun. Agâh olun. Kur’an’la Sultan ayrılacaktır. Siz kendinizi Kitap’tan ne ayrı tutun, ne de kitabın ayrı ayrı değerlendirilmesine meydan verin, tefrika etmeyin. Üzerinize, kendi lehlerine hüküm verdikleri gibi size hüküm vermeyen ümera gelecektir. Eğer onlara karşı isyan ederseniz sizi öldürürler. Eğer onlara itaat ederseniz sizi saptırırlar. Dediler ki öyleyse ne yapalım ey Allah’ın Resulü? Dedi ki: Meryemoğlu İsa’nın ashabının yaptığını yapın. Onlar testerelerle biçilip çarmıha bağlandılar, yine de vazgeçmediler. Allah’a itaatte ölmek, Allah’a masiyetteki hayattan hayırlıdır.’ Biz buzdolabına rükû ettiğimizi bilmediğimiz için Allah’a isyan içinde yaşadığımızı bilmeden keyif çattığımız zaman, bu testerelerle biçilip çarmıha çakılmaktan daha iyi değil.”

“Millet fayda ummak kastıyla yüzünü Batı’ya çevirdi ve bir daha güneşin doğuşunu göremedi. Çünkü o taraftan doğmuyor güneş. Bu o kadar korkunç tahribat yaptı ki biz önemli olmanın ne olduğunu bile fark etmiyoruz. Bunu da dünyamızdan çıkardık. İstiklâl Marşı 12 Mart 1921’de TBMM’de millî marş olarak kabul edildiğinde Türk Milleti’nin mevcudiyeti en büyük riski taşıyordu. Henüz Sakarya Meydan Muharebesi cereyan etmemişti ve Ankara’da kurulan meclisi Yunanlıların dağıtma ihtimali çok yüksekti. İstiklâl Marşı eğer vatan toprakları yok olmaktan çıkacak olursa daha sonra yürürlüğe girecek olan gelişmeler hakkında da bize ikazda bulunuyordu. ‘Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Ama 1932 yılında ezanın aslına uygun olarak okunması yasaklandı. Benim görüşüme göre 18 sene bu memlekette ezan okunmadı. Türkiye’de yaşayan insanlar yeni bir hayatı başlatmak için hiçbir çaba göstermedikleri gibi bir şahsiyet sahibi düzeni devam ettirmek için de bir ısrar göstermediler. Elimizde bugün yeni bir başlangıç yapmak için ne var diye soracak olursanız ben bir şey zikredebilecek durumda değilim. Türkiye’de Türk Milleti’nin yeni bir başlangıç için hazır olduklarını söylemeye mütemayil değilim.”

İSTİKLÂL HARBİ’NE KURTULUŞ SAVAŞI DEMEK AHMAKLIKTIR

Türkiye Cumhuriyeti’ne İstiklâl Marşı’nın hiçbir borcu yoktur ama Türkiye Cumhuriyeti her şeyini İstiklâl Marşı’na borçludur. İstiklâl Marşı Türklerin bir kurtuluş mücadelesi vermelerinin yansıması değildir. Onun için İstiklâl Harbi’ne Kurtuluş Savaşı demek ahmakça bir şeydir. Biz hiçbir şeyden kurtulmadık. Gâvurlar padişahtan kurtulduklarını söyleyebilirler. İstiklâl bir şeyi yüklenip taşımak, götürmek demektir. Türk gücünün dünyada tanınmasına sebep olan muharebeler silsilesi içinde bulunduk. Bugün onun için Türkiye’nin haritadan silinmesi planlarının aletleri Sakarya Meydan Muharebesi’nin önemli bir şey olmadığını, İstiklâl Harbi’nin verilmediğini söylüyorlar. Biz bir İstiklâl Harbi verdik ve bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. İstiklâl Marşı’nın güç kazandırdığı İstiklâl Harbi Türkiye diye bir toprak parçasının Türklerin vatanı olduğunu tasdik etti. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü Büyük Ermenistan yok. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü Büyük Yunanistan yok. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü bu sınırlar içinde bir Gürcistan yok. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü bir Kürdistan yok. İstiklâl Marşı’nın güç kazandırdığı İstiklâl Harbi birilerinin kayıpları üzerine bina edilmiştir.”

http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Yazi.aspx?YID=1018&KID=2


Etiketler İNSANLAR - BUZDOLAPLARINA - RÜKÛ - EDİYORLAR -
FaceBook ta paylaş
15-05-2014 - 01:10
Medya
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Basın Dünyasından Yüzler Sesler Programında Recep Yeter Ağırlanacak
MAVİ MARMARA YENİDEN DİRİLİŞİN ADI
İNSANLAR BUZDOLAPLARINA RÜKÛ EDİYORLAR
MEDRESELERİMİZİ İSTİYORUZ
PAŞALIDAN CÜNDİOĞLUNA ÇAĞRI...
VEYL KALBİ SECDE ETMEYENLERE
ABDÜRRAHİM KARAKOÇ'U ÖZLÜYORUZ
MARX VE ENGELS MEKTUPLARINDA İSLAM
MUHSİN BEY'İMİZDEN HÜZÜN VAR BİZDE
DİYARBAKIR'DAN ÂMED'E...
LALENİN KENDİ DİLİNDEN TARİHİ
DOSTU HIZIR OLAN ERLER VARDI ÇANAKKALE'DE
BATI'NIN OĞULLARI KİMDİR?
IŞIK KARANLIKTAN DOĞAR
NE YAKIŞIR İFFET KADINA DA ERKEĞE DE
DÜNYANIN OĞULLARI ÜZERİNE
28 ŞUBAT'IN PARANOYAK ZORBALARI
BEDRİ GENCER'DEN LİBERALİZMİN SOY KÜTÜĞÜ
DARWİN'İ İKNA ETMEK DARWİNCİLERİ İKNADAN ZORDUR
KUTLU YENİ ŞAFAKTA YAZDI ÖZEL YAZDI
ES'AD ERBİLİ HAZRETLERİ İADE-İ İTİBAR BEKLİYOR
CEMİL ÇİFTÇİ'Yİ İBRAHİM TENEKECİ VE İSMAİL KILLIOĞLU YAZDI
CÜNDİOĞLU SANATIN YENİ DİLİNE GİDEN ADIM
DÜCANE CÜNDİOĞLU, KONUŞULUYOR
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz