Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Kitap HİKAYELERLE KARAKTER EĞİTİMİ MÜMKÜN MÜ?
 

HİKAYELERLE KARAKTER EĞİTİMİ MÜMKÜN MÜ?
Ekleme Tarihi : 24-11-2013 - 14:15

 

 

 

HİKAYELERLE MİZAÇ VE KARAKTER EĞİTİMİ

A.RAHŞAN GÜREL/PERİHAN GÜREL

HAYAT YAYINLARI, 2013

Hikayelerle mizaç ve karakter eğitimi sağlanabilir mi?
Hikayelerdeki olaylar ve ana kahramanlar ile özdeşleşen kişi, sorular üzerinde düşünerek iç çatışmalarına dair net resimler elde edebilir mi?
Hikayeler, ana dokusunu oluşturan mecazlar sebebiyle doğrudan bilinçaltımız ile irtibata geçmemizi sağlar mı?
Duygu-düşünce eğitiminin hikayelerle bağlantı noktaları nelerdir?

gibi soruları ve daha pek çoğunun cevaplarını içinde barındıran 'Hikayelerle Mizaç ve Karakter Eğitimi' adlı Hayat Yayınları'ndan çıkan A.Rahşan Gürel ve Perihan Gürel'e ait akademik çalışma yazarlarının da belirttiği gibi '...gerek hikayelerin eğitimdeki etkisine isim koyarak sistemleştirmeye yönelmesi gerekse nitel ölçek denemeleriyle alanında ilk örneklerden biri' olması açısından büyük önem arz etmektedir.

Her insanın bir hikayesi vardır. Hayatımızdaki en değerli şey bizi 'insan' olmanın yollarında yürüten bu şahsi menkıbelerdir. Menkıbeler sayesindedir ki bizler doğru ve yanlışı ayırt etme, tecrübeleri  kullanarak kendimizi ve hayatımızı analiz etme, hatalarımızı bulup iyileştirme, doğrularımızı görüp örnekleme yapma imkanı buluruz.

Günlük hayatta pek çok sorunla karşı karşıya kalan insan bunlara uygun çözüm yolları üretmede kimi zaman başarılı kimi zaman da başarısız olmaktadır. Başarılarında kendini, başarısızlıklarında diğerlerini merkez nokta görmekte, her iki durumda da birtakım gerçekleri göz ardı etmektedir. Dönüşmeye ve yenilenmeye direnme veya katı tutumda ısrar diyebileceğimiz iç çatışmaları problemleri mantık ekseninde çözmesine engel teşkil edeceği için ve problemi yaratan zaten bu mantık örgüsü olduğu için aynı hat üzerinde yürüyerek çözüme ulaşamayacaktır. İşte bu noktada hikayelerin alışılmadık, az anlaşılır etkisi devreye sokularak biraz sezgi ve hayal gücü ile hikayelerle gelen fantastik alternatif çözüm yolları oluşturulabilir.

Hikayeler, kemik yapısını oluşturan mecazlar/semboller yardımıyla bilinçaltımız ile aynı dili konuşur. Dolayısıyla kişi, mecazlarla daha kolay özdeşleşerek ihtiyaçlarını hikayeye yansıtabilir. Dahası hikayeyle gerçek bir bağlantı kurduğunda iç çatışmaları ve arzuları hakkında gönüllü olarak konuşma isteği duyar. Bu yeni tavır hikayenin aracılığı olmadan ortaya çıkması çok zor olan bilgi ve yorumların belirlenmesini sağlar. Hikaye, günlük yaşantıdan uzaklığıyla, kişinin çatışmaları ile arasına bir mesafe koymasına yardımcı olmuştur. Sonunda hikaye kişiye ve kişi hikayeye kendini yansıtır. Bu, kişinin kendinde bulunmayan veya örtük bulunan bir iletişim tarzıyla kendini ifade etmeyi öğrenmesi anlamına gelmektedir.

ZİHİN ÇERÇEVELERİ

İnsan temelde asli tabiat, kalp ve akıl olmak üzere üç ana unsurdan meydana gelmiştir. Bunların her birinin insan tutum ve davranışları üzerinde ciddi etkileri söz konusudur. İnsan tabiatı, aynı zamanda insanın toplum hayatında kazandığı davranışı ile ilgili olan karakterlerin bütünü, insanın biyolojik istidatlarının, toplum ve kültür hayatı içinde gelişip oluşmasını da ifade etmektedir.

İnsanlar olayları daha önceki bilgileri ve tecrübeleri doğrultusunda değerlendirmeye meyilli, özde nazik ve duyarlıdır. Çünkü bütün insanlar, yaratılış itibari ile aynı temele dayanırlar. Fıtrat, insanın içindeki doğru ile yanlışı, gerçek ile sahteyi ayırt etme ve müsteal bir Yaratıcı'nın varlığını algılama kabiliyetidir. Bu yetenek sebebiyle aslında bütün insanlar yaratılış gayelerini gerçekleştirme duyarlılığına sahiptir. 

 
Geleneğe dayalı zihin çerçevelerini Akli Zeka/Düşünce Zekası, Kalbi Zeka/Duygu Zekası, Ruhi Zeka/ Sezgi Zekası olmak üzere üç başlık altında; çağdaş zihin çerçevelerini ise Dilsel Zeka, Mantık/Muhasebe Zeka, Göz/Resim Zekası, Beden/Spor Zeka, Kulak/Müzik Zekası, Kişilik-Benlik Algısı Zekası/Öze Dönük Zeka, Kişiler Arası Zeka ve Doğa Zekası olarak sekiz başlık altında toplamak mümkündür.

Düşünce Eğitimi

Her davranışın altında yatan bir düşünce vardır. Hayat ve davranışlarımız farkında olduğumuz ve olmadığımız düşüncelerimize göre şekillenir. Dolayısıyla kişilerin davranışlarını anlayıp değerlendirebilmek için düşünce yapılarını bilmek gerekir. Çünkü insanın davranışları ve buna bağlı geliştirdiği tasavvur alanı fikirlerinin bir sonucudur.

Düşünce yönlendirilebilir yani eğitilebilir bir kuvvettir. Henüz kökleşmiş düşünceler oluşmadığı için çocukluk ve gençlik çağında verimliliği daha yüksek olan bir süreçtir.

Dünyanın maddi ve manevi akışında düşüncenin etkisi bugün gözlemlenebilir bir açıklık kazanmıştır. Bu konuda araştırma sonuçları ile desteklenmiş pek çok bilgiye sahibiz. Bunlardan bazıları: Anderson Yöntemi, Gates Yöntemi, Loeb Yöntemi, Schfield Yöntemi, Marden Yöntemi'dir.

Davranıştaki değişikliğin ön koşulu düşünmedeki değişikliktir. Neden değişme gereksinimi duyduğumuz üzerinde düşünmez ve bunu kavrayamazsak değişemeyiz. Düşünme teknikleri de bize bu değişim şansını sunan aracılardır. Bunlar; beyin haritacılığı, savaş alanı çözümlemeleri, kümelenme, beyin fırtınası ve düşünmenin altı şapkası'dır.

Duygu Eğitimi
 
Bozdağ'ın da belirttiği üzere duygu, güçlendirilmiş düşüncedir. Duyguları üretirsiniz ve duygular, üretebileceğiniz çok yoğun enerji kütleleri olarak ruhumuzu etkiler. Bu duyguları yeterince yoğunlaştırarak otomatikleştirirseniz, bu defa inanca dönüşürler.

Duygularınız, sizi kontrol ettiğinde, duygu fırtınalarıyla savrulan bir saman çöpü gibi duvarlara çarparsınız. Duygularınızı siz kontrol ettiğinizde, önünüze gelen engelleri savurup geçen fırtınalara dönüşürsünüz. Ateş çeliği nasıl sertleştirirse duygular da insanı öyle güçlendirir.

Duygu ile düşüncenin dansında, duygu/sal yetenek, akılcı zihinle el ele verip düşüncenin kendisini devreye sokarak veya devreden çıkararak kararlarımızı her an yönlendirir. Benzer şekilde düşünen beyin, duyguların kontrolden çıkıp duygusal beynin dolu dizgin gittiği anlar hariç, duyguları idare eder. Bir bakıma akılcı ve duygusal olmak üzere iki beynimiz, iki zihnimiz ve iki farklı türden zekamız var demektir. Hayatı nasıl yaşadığımız her ikisi tarafından belirlenir. Ve insanı muhakeme değil inanç harekete geçirir.  
 
Duyguyu keşfetme teknikleri, insanların alışkanlıklarını olumlu yönde değiştirmelerine ve anlamlı bir hayat sürmelerine yardımcı olmayı amaçlayan bir hayat tarzını geliştirmeye yönelik yaklaşımları içermektedir ki Duygu Haritası ve Benzeşim Haritası bize bu noktada yardımcı tekniklerdir.
 
Zihin Çerçeveleri Arasındaki Denge ve Uyum
 
İnsanlar arası ilişkiler, doğru değerlendirilirse kişinin kendini tanıması ve dengelemesi için bazı fırsatlar içerir. Çünkü herkes kendisini, başkalarıyla kıyasladıkça tanır ve tanımlar. Ama insanın bir kusuru vardır ki bu da kendisi hakkında her zaman pek dürüst olmamasıdır. Çoğumuz kendimizi merkezde ve mükemmel görüp başkalarını aşırı uçlarda ve kusurlu buluruz. Bu sebeple bizimle başkaları arasında hakemlik yapacak tarafsız ve dürüst bir mihenk taşına ihtiyaç vardır. İşte insanları zihin çerçevelerine göre sınıflandıran ve değerlendiren bilinç ölçümleri bu noktada devreye girer.

Her insanın manevi yapısı, farkında olmadığı bilinçaltı ve farkında olarak benimsediği bilinçli kısımlardan oluşmaktadır. Mizaç ve karakter dediğimiz işte bu ikili manevi yapımızdır. Karakter, kişinin olmak istediği, gaye olarak gördüğü insanlık zirvesi; mizaç, kişinin pek de elinde olmayan bilinçaltından yansıyan tarafı; kişilik ise, kişinin kendini nasıl gördüğü ve nasıl hissettiği konusunda karakteri ve mizacı arasındaki dengeyi okumasından edindiği bir bilgi çekirdeğidir.

Zihin çerçeveleri arasındaki denge ve uyumun yükseltilmesinde Frager- Bozdağ Yöntemi olarak adlandırabileceğimiz, ruh zekasının geliştirilmesinde Bozdağ yedi alan belirlemektedir. Bunlar; Güven gücü geliştirme, Gerekçe gücü geliştirme, Duygu gücü geliştirme, Israr gücü geliştirme, Kanaat gücü geliştirme, Ruhi boyutlar arası iletişim gücü geliştirme ve İlahi mesajları çözümleme gücü geliştirmedir.

ÖĞRETİCİ HİKAYELER
 
Öğretici hikaye, mesel, masal ve kavramlar, insanın kendisini tanıyıp çatışmalarını çözmeye yarayacak hayal gücü ve sezgiye daha fazla yer ayırır. Bu açıdan öğrenci için özdeşleşme zemini oluşturur. Çocuk kendini hikaye ile ilişkilendirerek kendi çatışma ve arzularının farkına varır. 
 
Öğretici hikayelerle hoca, öğrencisinin almasını istediği dersin, benliğini incitmeden ruhuna sızmasını sağlar. Dolayısıyla hikayeler zihin esnekliğini artırıcı etkiye sahiptir. 
 
Öğretici hikayeleri konu itibariyle üçe ayırabiliriz:
1-Kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi ve kişilik gelişimini esas alanlar
2-Kişinin diğer insanlar ve yaşadıkları çevreyle kurdukları ilişkileri konu alanlar
3-Kişinin Yaratıcı'sıyla kurduğu ilişkiyi konu alanlar
 
Öğretici hikaye dilinin temelini benzetme ve mecaza dayalı bir anlatım tarzı oluşturur. Benzetme ve mecazlar, kavramayı sağladığı gibi, anlayış gösterme yeteneğinin gelişmesine de yardımcı olur. İfadeyi daha canlı, daha güzel, şiddetli ve heyecanlı hale getirerek bize gerçeğin bir resmini de verdikleri gibi topluluk içindeki kişiler açısından 'gerçeğin yaratılması ve oluşturulması'nın da araçlarıdır.
 
Öğretici hikayeler var olan kuralları pekiştirmesi ve onları göreceli hale getirmesi açısından iki ayrı kalıp yapı oluşturmaktadırlar. Bu bağlamda hikayeler pek çok işlevi yerine getirmektedir.
 
1-Ayna işlevi: Hikayelerdeki mecaz zenginliği hikayelerin muhtevasını alt benliğe yakınlaştırır ve okuyucunun bu mecazlarla daha kolay özdeşleşmesine yardımcı olması.
2-Model işlevi: Çatışma durumlarını yeniden ortaya koyması ve mümkün çözümler sunması
3-Aracı işlevi: Hikayeler, kişiye, normalde kendinde bulunmayan iletişim şekliyle kendini ifade etme imkanı sağlar.Eğitim esnasında öğrenci hoca ile arasındaki yüzleşme, bu iki cephe arasında araç durumunda olan hikayelerin varlığıyla yumuşar. Bu, öğrenciye gösterilen saygının bir işaretidir ve onun ben-merkezli isteklerine hitap eder. 
4-Depo işlevi: Hikayeler öğrencinin günlük yaşayışına çözüm üretme imkanına sahiptir. Hikaye ile kendi masalını farklılaştırmasına yardımcı olan kavramlar oluşturabilir ve asıl anlamı geliştirebilir. Bu anlamda hikaye bir depo gibidir. Kişiyi uzun süre etkiler ve onu hocasından bağımsızlaştırır.
5-Gelenek taşıyıcılığı işlevi: Hikayeler geleneği taşır. Yani kişinin o anki yaşayışının ötesinde düşünce ve çağrışımlar iletir. 
6-Kültürler arası taşıyıcılık işlevi: Hikayeler gelenek taşıyıcılığı sebebiyle kültürün temsilcileridir ve kültürce kabul edilen çözümler önerir.
7-Öze dönüşe yardım işlevi: Hikayelerin anlatıldığı ortam genelde açıklığın, dostluğun ve işbirliğinin olduğu bir ortamdır. Böyle bir ortamı sezgi ve hayal gücü şekillendirir. Kişiye özel isteklere, yakın ve uzak amaçlara köprü oluşturur. Ütopyalara, gerçeğin alternatiflerine var olma imkanı tanır.
8-Karşı düşüncelerle düşündürme işlevi: Hikayeler insan iletişiminin, kavramların değiş tokuş edildiği özel bir şeklidir.Eğitimde karşıt düşünceler reçete gibi sunulur. Öğrenciye karşıt düşünce ile çalışması ödevi verilir.
9- Bakış açısını değiştirme işlevi: Hikayelerde sunulan şekliyle karşıt düşünceler, bakış açısı değişikliğini, olağandışı kavram ve mümkün çözümleri denemeyi destekler.
 
Öğretici hikayeler bazı temel ve yardımcı özellikleri barındırır. Bunlar:
 
Temel Yetenekler
1-Sevgi-Saygı ve Ölçülü Hareket
2-Özgüven- Kendine Yeterlik-Kendini Kabullenme
3-Ümitlilik-İyimserlik-Şükür Bilinci
4-Manevi Konularda Duyarlılık /Manevi Kabullenme
5-Dini Hükümlere Duyarlılık/ Dini Kabullenme
6-Sabır Bilinci- Sosyal Cesaret- Yaratıcılık/ Girişimcilik
7-Kanaat-Alçakgönüllülük/ Gerilim Denetimi
8-Hoşgörü ve Bağışlayıcılık
9-Başkalarını Kendine Tercih Etme /Diğerkamlık- İsar
10-Boş Söz ve İşlerden Kaçınma/Zaman Bilinci/ Tetiktelik
11- Dayanışma ve Cömertlik
12-İffet, Haya ve Takva/ Utanma ve Sakınma Duygusu
 
Yardımcı Yetenekler
1-Söz ve Davranış Uyumu- Denge/ Adalet, Sadakat- Samimiyet
2-Dürüstlük ve Güvenilir Olmak- Adalet/ Gerçeklik Değerlendirmesi
3-Sorumluluk Bilinci
4-Selamlaşma-İnsanlara İyi Davranma- Hayra Davet
5-Temizlik
6-İtaat- Terbiye- Kendini Düzeltme/Kurallara Odaklılık
7-İyiliği Tavsiye ve Kötülükten Sakındırma
8-Kötülüğü İyilikle Önleme
9-Çözüm Bulma Yönelimi- Özgerçekleştirim
10- İfade ve İstifade
 
ARAŞTIRMA YÖNTEMİ
 
Çalışmada 44 adet örnek öğretici hikaye yer almaktadır. Her bir hikayenin tür, amaç ve işlev bakımından özelliği verilmiştir. Hikayenin anlatımının ardından hikayenin çözümü eklenerek araştırmadaki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Bu hikayelerden bazıları soru-cevap yöntemi, sistematik yorum yöntemi, mecazlar yoluyla nitel veri toplama yöntemi/sembol dili çözümleme tekniği, düşünce/beyin haritası tekniği ve benzeşim haritası tekniği kullanılarak öğretici hikayeler yoluyla denge-uyum ölçme-geliştirme deneme ölçekleri oluşturulmuştur.  
 
Araştırmada nitel araştırma desenlerinden Kuram Oluşturma deseni kullanılmıştır. Bu yaklaşımın en önemli özelliklerinden biri  veri toplama ile analizin birlikte yürütülmesidir. Bu süreçte veriler toplandıktan hemen sonra analiz edilir ve ortaya çıkan kavramlar, olgular, süreçler daha sonraki veri toplama aşamasına dahil edilir.
 
Örneklem belirlemesi sürecinde araştırma yapılan alan iyice tanınmaya çalışılmış, öğretici hikayelerin içinde yer aldığı edebi eserler taranmıştır. Bunların içinden günümüz harflerine çevrilmiş yayınlarda yer alan bütün hikayeler araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen 44 hikaye de örneklemi meydana getirmiştir.
 
Amaçlı örnekleme yöntemleri nitel araştırma geleneği içinde ortaya çıkmıştır. Zengin bilgiye sahip olduğu düşünülen durumların derinlemesine çalışılmasına olanak vermektedir. 
 
Hikayeleri seçme işlemi, belirli ölçülere bağlı olarak sistemleştirilen  bir duygu-düşünce şemasına göre temel ve yardımcı yetenekler olarak belirlenen ilke ve özellikler çerçevesine uygunluk esasına göre -ölçüt örnekleme- yapılmıştır. Örneklem, konunun bir yüksek lisans çalışması kapsamında ele alınması ve hacminin değerlendirme işlemlerini olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle her ana başlık için iki hikaye ile sınırlandırılmıştır. 
 
Araştırmada veri toplamak amacıyla gözlem, görüşme ve yapılandırılmış açık uçlu test formları kullanılmıştır. 
 
İlköğretim 8.sınıf öğrencilerine ve yükseköğretim Türkçe öğretmenliği bölümü öğrencilerine  de uygulanmış, sonuçlar benzer olduğunda birlikte değerlendirmeye alınmıştır.
 
Hikayede kullanılan test hakkında Prof. Dr. Esra Aslan ve Yard. Doç.Dr. Latif Beyreli'nin eğitimci uzman görüşleri, Doç. Dr. Kemal Sayar'ın psikiyatrist uzman görüşlerine başvurulmuştur. 
 
Çalışmada, sayısal yerine analitik genellemeler mevcuttur. İçerik analizi kullanılmıştır. Okuyucu araştırma sonuçlarını kendi deneyimleriyle ilişkilendirebilmektedir. 
 
Ölçek denemesinde, hikayelerin aktarma özelliklerinden kaynaklanan tabii işlevleri ile de paralellik gösteren, özdeşleştirme, kendi duygularını tanıma- ifade etme- denetleme- yönlendirme- kendini karşısındakinin yerine koyabilme ve onun duyguları üzerinde  yönlendirici olma gibi duygu ve sezgi açısından  gelişmeye odaklı soru tipleri düzenlenmiş ve neye cevap arandığı belirlenmiştir.  
 
BULGULAR VE SONUÇ
 
Çalışmanın kapsamı bize göstermektedir ki zeka kavramı insanın bütün donanımlarıyla bağlantılı bir bileşen olduğu için zeka tiplerini birbirinden bağımsız olarak ele almak mümkün değildir. Bugünkü zeka tasniflerimiz bütüncü bir bakış açısı sunmamakla birlikte insanı anlamaya yönelik çalışmalar da insan aklının sınırlarını aşmaktadır. İnsana yönelik tasnifler akıl ve sezgi yardımıyla Yaratıcı'nın öngördüğü ilkelerden de yararlanarak mizaç, karakter ve toplamında kişiliğin açıklanmasında Doğum Haritası yöntemi en kapsamlı bakış açısını sunmaktadır. Düşünce ve duygu haritası yöntemi ise insanın kendine dair bilinçli ifadelerinden daha kapsamlı düşünce hatalarına  sebep olan daha derin duyguları yakalamaya müsait verilere ulaşmamızı sağlamaktadır.
Çalışma 'Hikayeler nasıl bir değer eğitiminin, neden ayrılmaz bir parçasıdır?' ana sorusuna bağlı olarak altı alt soruya verdiği yanıtlarla bizlere hikayelerin mizaç ve karakter eğitiminde ne kadar önemli bir yeri ve önemi olduğunu  kanıtlar niteliktedir.  
 
Özgül Çağlayan
www.HaberKültür.Net

Etiketler HİKAYELERLE - KARAKTER - EĞİTİMİ - MÜMKÜN - MÜ? -
FaceBook ta paylaş
24-11-2013 - 14:15
Kitap
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
UMUT POSTASI OKUNMAYA HAZIR
AŞKIN KANATLARI BİR ADEM İLE HAVVA HİKAYESİ
HİKAYELERLE KARAKTER EĞİTİMİ MÜMKÜN MÜ?
MİMOZA SÜRGÜNÜ TESELLİ EDEN KİTAP
BİR ÇİFT YÜREK'İN BİZDE ALASI VAR
KİTABA DAVRANMA ZAMANI
ABDÜLHAMİT'İ GERİCİLER DEVİRDİ
OSMAN AYTEKİN'DEN YENİ ROMAN
CUMHURİYET TARİHİ YENİDEN YAZILIYOR
ENDERUNLU VASIF’I NASIL BİLİRDİNİZ?
HACEGAN SULTANLARI YOLUMUZU AYDINLATIYOR
BİR DÜŞ SONRASI SESSİZLİK
YUSUF ASAL'IN ÇILGIN MUCİTLERİ
FİLİSTİN HAKKINDA YANILGILAR
ARKADAŞIM CAMİ ÇOCUKLARIN ÖZEL DOSTU!
SEDAT SEVER'İN ÇOCUK VE EDEBİYAT'I ÜZERİNE
YENİ BİR YAZAR YENİ BİR KİTAP
YAZARLAR HADİSLERİ YORUMLUYOR
EBABİL BİR BAYRAM SEVİNCİDİR
CENGİZ DAĞCI ONLAR DA İNSANDI ÜZERİNE
ERCAN KÖKSAL’IN İKİNCİ ÖYKÜ KİTABI “TERKEDİLEN ÖLܔ KÜN YAYINLARI ARASINDAN ÇIKTI.
DÜNYA TELAŞINA ŞAİRCE BİR BAKIŞ
ÇIRPINIP İÇİNDE DÖNDÜĞÜM DENİZ
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
AY VAKTİ'NDE ŞEHRİN FEVERANI VAR!
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz