Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Medya DARWİN'İ İKNA ETMEK DARWİNCİLERİ İKNADAN ZORDUR
 

DARWİN'İ İKNA ETMEK DARWİNCİLERİ İKNADAN ZORDUR
CÜNDİOĞLU'NDAN ESKİMEYEN YAZILAR...
Ekleme Tarihi : 06-02-2013 - 19:53

 

 
 
 
12 Şubat Darwin Günü.
Yine kenarda köşede bazı yazılar yayımlanacak, ve kimileri Darwin övgüleriyle dolu olacak, kimileri Darwin yergileriyle.
Bilimsel yorumlar, gerçekte, bilimsellik kazanma iddiasındaki önesürümler olmaktan çıkıp birer dogma değeri kazandığında, tartışmanın yerini ister istemez övgüler ve yergiler alır. Alıyor da nitekim.
Bir bilimsel yorum, ne zaman kibirle hâlelenir?
Hiç kuşkusuz ki hesaba çekilemez bir yetkinlik iddiasında bulunduğu zaman.
Ve/veya
Varlık karşısısındaki tevazûunu kaybettiği zaman.
Bu yüzdendir ki Darwin sözkonusu olduğunda, bizler, kendimizi bir bilim adamı ve yorumlarıyla karşı karşıya bulmayız, karşımızda bütün heybetiyle duran Darwinciliktir. Varlık karşısındaki tevazûunu kaybetmiş bir Darwincilik. Hatta bazılarının elinde sırf bir XIX. yüzyıl retoriği.
Oysa bizatihi evrimin açıklama gücü, Darwin'in açtığı evleği daha derinden ve daha ciddi bulgularla derinleştirmekte, insanın yeryüzündeki macerasına ilişkin bilimsel bilginin yorumlayıcı gücü her geçen gün kapsayıcılığını daha da artırmaktadır.
Mübalağa etmeden işaret etmek zorundayım ki Darwinciler Darwincilikte Darwin’i geçmişlerdir. Bilhassa başlangıçtabilimsel olmak iddiasıyla öne sürülmüş yorumları, dinsel hâle getirmek açısından.
Kuram, Darwin'e rağmen, sözde din karşıtlığıyla bir ideolojik araca dönüştüğü/dönüştürüldüğü için, dinsel bir mahiyet almıştır. Çünkü Darwin’in kuramı, Darwincilerin elinde ve tabii ki zaman içerisinde, insanın kökenini Adem-Havva kıssasıyla açıklamak kadar dinsel sayılabilecek bir öğreti hâline dönüşmüştür.
 
Artık insanlığın inanç tarihinde iki yorumun takipçileri tartışmaktadır: İnsanın Adem’le Havva’dan türediğine inanan müminler ile insanın maymundan türediğine inanan müminler.
Bu bakımdan evrim kuramı, popüler kültürde, bir inanç, bir itikad meselesidir. Çünkü müminleri ve kâfirleri vardır.
Karşıtlarının bilimdışına itilmekle tehdit edildiği bir “örgütlenmiş yorumlar kadrosu”yla başa çıkmak, bir bilim adamının yorumlarını hesaba çekmekle mukayese edilemez elbette. İşin içine inanç girdi mi tartışmadan uzak durmalı. Çünkü düşüncenin değil, duyguların alanına girilmiş olmaktadır.
Sadece duyguların mı?
 
Bilimadamı kılığında dolanan inanç bodyguardlarının alanına da.
Taraftarlarının duygularını canlı tutmakla (istismar etmekle) görevli inanç-adamlarının her hâlukârda korumak zorunda oldukları bir piyasanın varlığı kaçınılmazdır.
 
Thomas Kuhn’un tabirini ödünç alarak söylemek istersem, paradigma-içi düşünmekte ısrar eden akidecilerle doludur tarihin sînesi.
Bütün işleri, ideolojileri adına pazarda teneke çalmak olan bu inanç adamları, gürültü çıkarmanın binbir yolunu bilirler. Bu yüzdendir ki düşüncenin ve sağduyunun sesi pazarda ya duyulamaz ya da çok geç duyulur. İnanç pazarında. İdeoloji pazarında. Bilim pazarında.
Bu yüzden Darwincileri iknâ etmek Darwin’i iknâ etmekten daha zordur; tıpkı Marxçıları iknâ etmenin Marx’ı iknâ etmekten daha zor olduğu gibi.
Adem-Havva kıssasından hareketle insanın kökenini açıklama teşebbüslerine gelince, tartışmalara kılavuzluk etmesi gereken ilk ilke şu olmalıdır:
 
Dinî metinler bilimsel yargılar ortaya koymayı amaçlamazlar.
 
Meselâ Kur’an tarihten söz eder, tarihî malzemeler kullanır, ama kendisi bir tarih metni değildir. Güneşten, aydan, yıldızlardan söz eder, insanın dikkatini gökyüzüne çeker ve fakat kendisi bir astronomi metni değildir.
 
O hâlde ikinci ilkeyi de ilân edebiliriz:
 
Bilimsel metinler dinsel yargılar ortaya koymayı amaçlamazlar.
 
Demek oluyor ki bilimsel yorumların dogma hâline gelmesi, inancın konusu yapılması, yanlılarının mümin, karşıtlarınınmünkir ilân edilmesi abestir.
Bilimsel bilginin koşulları ile dinî bilginin koşulları birbirinden farklıdır. İlki isbat gerektirir, ikincisi gerektirmez. Argümanlarının burhanî değil, iknaî olması yeterlidir.
 
İslâm Düşünce Tarihi, din ile bilim arasındaki yorum farklılıklarını uzlaştırmanın tarihidir aslında. Bu nedenle bilimsel (burhanî) olmak iddiasıyla öne sürülen yorumlara sözde dinî temeller bulmaya çalışan bilimadamları nasıl şiddetli eleştirilere maruz kalmışlarsa, kesinliği (hiç değilse kendi döneminde) isbat edilmiş açıklamalara din’in zahiri yorumları adına karşı çıkan dinadamları da benzer eleştirilerin konusu olmuştur.
Gazalî’nin kendi döneminde Aristocu bilimin yanlılarına yönelttiği eleştiriler, dinî düşüncenin koşullarını tayin etmek bakımından değil sadece, aynı zamanda bilimsel düşüncenin koşullarını tayin etmek bakımından da fevkalâde önemlidir. Çünkü o devrin Aristocu düşünürleri doğabilimlerinde ancak inanç sayılabilecek yorumların burhanî (bilimsel) olduklarını iddia ediyorlar ya da din ve Tanrı hakkında bilimsel (kesin ve müsbet) yargılar öne sürebileceklerine inanıyorlardı.
Gazâlî’nin tüm söylediği, kadim yunan’ın inançlarını biz bugün bilim olarak kabul etmek zorunda değiliz. İnsanların kıyamet günü bedenen mi, ruhen mi dirilecekleri (haşr-ı cismanî) meselesi dinin konusudur, bilimin değil, demekten ibaretti.
Mantık ve Matematik bilmeyenler bizi anlayamazlar, bizle tartışacak olanların Mantık ve Matematik bilmesi gerekir, demek suretiyle o devrin müslümanlarını küçümseyenlere Gazalî’nin verdiği cevap susturucudur: "Ben Mantık da, Matematik de biliyorum. Hadi buyurun, şu tartışmayı baştan alalım!"
* * *
İmdi, biz bu konuya başka bir açıdan yaklaşacağız.
 
Önce tesbit:
 
İnsanın kökenini açıklamak bakımından, Adem-Havva kıssası zahirî yorumuyla öne sürülmeye aslâ elverişli değildir. Çünkü bu zahirî yorum, ilksel bir ensest ilişkiyi varsaymadan insanın soyunu türetmeye imkân vermez.
Cenab-ı Hak, ensest aracılığıyla, yani erkek kardeşle kız kardeşi aynı yatağa sokmak suretiyle insan soyunu türetmekten münezzehtir.
İnanan zekâların, maymundan türetmek ile erkek ve kız kardeşlerin izdivacından türetmek arasında ne denli soylu bir fark olduğunu göstermeleri gerekir. Değilse, susmalıdırlar.
 
Sonra soru:
 
İnsan soyunun türemesi için ensest ilişki zorunluydu, zaruret hâlinde haramlar mübah olur, diyecek olan ilâhiyât ulemasına soruyorum:
Zaruretler kullar içindir. Haramlar da, mübahlar da. Cenab-ı Hak için zaruret mi vardı, ki insanın soyunu sonradan haram edeceği bir yolla türetmeyi dileyip Adem ile Havva’nın çocuklarının, yani erkek-kız kardeşlerin izdivacına izin verdi?
 
Düşünecek olanlar düşünsün, ben kendi yorumumu bildiriyorum:
 
Dinî metinleri bilimselleştirmek ne kadar yanlışsa, bilimsel yorumları dinselleştirmek de o denli yanlıştır.
Lâkin bu yanlışa/yanlışlara insanın ihtiyacı var. Çünkü sorun, insanın insanı aldatma isteğinde değil, bizâtihi insanın aldanma isteğinde.
 
Şimdi söyleyin bakalım, aranızda aldanmak istemeyen bir yalancı var mı?
 
22 ŞUBAT 2009

Etiketler DARWİN'İ - İKNA - ETMEK - DARWİNCİLERİ - İKNADAN - ZORDUR -
FaceBook ta paylaş
06-02-2013 - 19:53
Medya
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Basın Dünyasından Yüzler Sesler Programında Recep Yeter Ağırlanacak
MAVİ MARMARA YENİDEN DİRİLİŞİN ADI
İNSANLAR BUZDOLAPLARINA RÜKÛ EDİYORLAR
MEDRESELERİMİZİ İSTİYORUZ
PAŞALIDAN CÜNDİOĞLUNA ÇAĞRI...
VEYL KALBİ SECDE ETMEYENLERE
ABDÜRRAHİM KARAKOÇ'U ÖZLÜYORUZ
MARX VE ENGELS MEKTUPLARINDA İSLAM
MUHSİN BEY'İMİZDEN HÜZÜN VAR BİZDE
DİYARBAKIR'DAN ÂMED'E...
LALENİN KENDİ DİLİNDEN TARİHİ
DOSTU HIZIR OLAN ERLER VARDI ÇANAKKALE'DE
BATI'NIN OĞULLARI KİMDİR?
IŞIK KARANLIKTAN DOĞAR
NE YAKIŞIR İFFET KADINA DA ERKEĞE DE
DÜNYANIN OĞULLARI ÜZERİNE
28 ŞUBAT'IN PARANOYAK ZORBALARI
BEDRİ GENCER'DEN LİBERALİZMİN SOY KÜTÜĞÜ
DARWİN'İ İKNA ETMEK DARWİNCİLERİ İKNADAN ZORDUR
KUTLU YENİ ŞAFAKTA YAZDI ÖZEL YAZDI
ES'AD ERBİLİ HAZRETLERİ İADE-İ İTİBAR BEKLİYOR
CEMİL ÇİFTÇİ'Yİ İBRAHİM TENEKECİ VE İSMAİL KILLIOĞLU YAZDI
CÜNDİOĞLU SANATIN YENİ DİLİNE GİDEN ADIM
DÜCANE CÜNDİOĞLU, KONUŞULUYOR
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz