Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Sinema Kültür AÇLIK YARALARA DOKUNUYOR
 

AÇLIK YARALARA DOKUNUYOR
7 Aralık'ta vizyona giren "Açlığa Doymak" filmi, "açlık" ile yolları kesişen üç farklı insanın hayatına şâhit kılıyor bizi.
Ekleme Tarihi : 20-12-2012 - 02:29

 

 

7 Aralık'ta vizyona giren "Açlığa Doymak" filmi, "açlık" ile yolları kesişen üç farklı insanın hayatına şâhit kılıyor bizi.

Mevlâ, açlığa doyursun kulunu!

Zübeyr Şaşmaz'ın yönetmenliğini, aynı zamanda senaristliğini ve yapımcılığını üstlendiği film, Türk Sineması'na farklı bir soluk getiriyor. Modern ve kapitalist insanların doyumsuzluğuna vurgu yapan filmin yönetmeni oldukça dertli bu konuda. Filmse bu derdin ürünü sayılabilir.

Filmin konusu ise kısaca şöyle: Eyüp, gazetecidir; gazetedeki işine son verilir ve bu olaydan kısa bir süre sonra ailesini bir bombalı eylemde kaybeder ve dünyayla bütün bağı kopmuş bir adama döner.

Ne yapacağını bilemez hâldeyken elinden tutacak birileri çıkar karşısına. Sena, tıp fakültesi öğrencisidir. Ağabeyi ise sol görüşlü bir örgütün mensubudur. Ağabeyinin ölümüyle sarsılan genç kız, bu örgüte bir şekilde dâhil olur. Örgütün "ölüm orucu" eylemlerini gerçekleştirir hâlde bulur kendini. Burcu, sevgilisinden ayrıldıktan sonra kendini yemeğe ve alkole vuran, görünümünden hiç de memnun olmayan bir makyözdür. Birbirinden farklı 3 hayatı izledikten sonra film, doyumsuz insanları görünce/düşününce "Mevlâ açlığa doyursun inşallah!" duasını dilimize pelesenk edecek gibi.

Açlık denen yol ne yana düşer?

Yönetmen, filmde işlenen "açlık" temasını karakterlerin "amaçları değil, amaca ulaşmak için kullandıkları/tercih ettikleri araç" olarak tarif ediyor. Eyüp (Mete Horozoğlu), yaşadıklarından sonra açlık terbiyesini bir tarikatın eliyle alıyor. Halvete girmekle bambaşka bir dünyanın insanı oluveriyor. Sena (Hazar Ergüçlü), ölüm orucuna girmekle örgütün amacına hizmet ettiğini düşünüyor.

Bu konu Türkiye gündeminde daha tazeyken nasıl  eleştirilir, eleştiriler ne yöne varır bilemiyorum.

Burcu (Didem Balçın) ise fiziksel görünümünün derdiyle gerilen aç kalma yolunda mücadele veren, bunun için doktor doktor dolanan biri hâline geliyor.

3 karakterin yollarının kesiştiğini söylemiştik, bu kesişmelerin çok da abartılı olmadığını söyleyebilirim.

Makyözler iyi iş çıkarmışlar!

Açlık üzerine kurulu bir filmde karakterlerdeki değişimin farkına varmamız ya zaman faktörüyle aşılacak; yani belli bir zaman geçmesiyle oyunculardaki kilo farkı ortaya çıkacaktı, ya da iş makyözlere düşecekti. Nitekim bu filmde, oyunculardaki bu farkı anlamamıza makyözler yardımcı oluyor. İngiliz makyözler aşırı yemenin ve en önemlisi açlıkla ortaya çıkan fiziksel değişimi başarılı bir şekilde karakterler/l/e yansıtmışlar.

Filmin burun kıvırdığım yerlerine değinecek olursam...

Filmin müziklerini Erkan Oğur üstlenmiş. Fakat Erkan Baba'nın müziklerine daha çok yer verilmeliydi dedim; belki de yönetmen bunun bilincindeydi ve bu açığı filmin sonunda "cast" akarken Erkan Oğur'un bestesini yaklaşık 3 dakika boyunca vermesiyle kapattığını düşündü, kim bilir? Bu filmle birlikte ilk kez cast izlemek zorunlu ve zevkli bir hâle dönüştü bende.
Filmin bazı yerlerinde hassasiyeti olan izleyenler için çok da tasvip etmediğimiz görüntüler gözümüze gözümüze sokuldu. Yanan el, yağı alındıktan sonra derisi kesilen göbek vs...

Filmde bir dindar ailenin resmedilişi vardı ki; çokça câhil, sonradan görme, din işleriyle dünya görüşlerindeki zıtlıkları şaşırmayacağımız şekilde sunulmuş. Türk sinemasındaki klişelerden biriydi, şaşırmadık.

Ve filmin finali... Aslında finalsizlik demek taşı gediğine koymak olacak nazarımda. Bu filme daha etkili bir son yakışırdı diye düşünüyorum. Tabiri yerindeyse film yetim kalmış bu yönüyle. 2 saati aşan filmde sıkıldığım gerçeğini söylemeseydim bu dert boğardı beni, evet. Hikâyeye göre uzun bir film olduğu bir gerçek, arkadaşlarımdan da bu tepkiyi aldığımı söylemeliyim.

Zübeyr Şaşmaz, Kurtlar Vadisi Filistin'den sonra güzel bir çalışmaya imza atmış yine de; derdimize dokunmuş "bak böyle de yaralar var diye" dizimiz dibine kurulup anlatmış.

 

Gül Hanım Gürsoy

HaberKültür.Net


Etiketler AÇLIK - YARALARA - DOKUNUYOR -
FaceBook ta paylaş
20-12-2012 - 02:29
Sinema Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
KAZIKLI DRAKULA SEYİRCİ KARŞISINDA
HZ.SÜLEYMAN'IN KRALLIĞI
KELEBEĞİN RÜYASI VEYA ŞİİR BAHANESİDİR HAYATIN
KELEBEĞİN RÜYASI KELEBEK HASSASİYETİNDE FİLM
AÇLIK YARALARA DOKUNUYOR
EDEBİYAT DEĞİL UZUN HİKÂYE
BLACK: SİYAH BİR DÜNYAYA DAVETİYE
11 YILLIK HAYALİMDİ!
UZUN HİKAYE ÇOK BOYUTLU
MÜSLÜMANLAR SİNEMANIN NERESİNDE?
GLORY VE HOLLYWOOD GERÇEĞİ
AJLA'YI HİÇ SEVMEDİK
‘Fetih 1453’ dizi oluyor!
Bir Aparma Hikayesi!
İyi ki gelmişim
Bu Filmi İzlemeden Olmaz!
Büyükler de animasyon sever
Bu filmi heyecanla bekliyoruz!
Genç sinemacılarda ümit var!
Bu da mı gol değil hâkim bey!
Bal'ın tadına doyulmuyor
Güneşin fethi yakın!
İnce ve zekice...
Bu adam benim babam!
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
AY VAKTİ'NDE ŞEHRİN FEVERANI VAR!
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz