Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Medya CÜNDİOĞLU SANATIN YENİ DİLİNE GİDEN ADIM
 

CÜNDİOĞLU SANATIN YENİ DİLİNE GİDEN ADIM
Cündioğlu’nun “Sanat ve Felsefe”si üzerine Ömer Lekesiz’den beklenen yazıların ilki…
Ekleme Tarihi : 29-11-2012 - 10:51

 

 

 

 

ÖMER lEKESİZ

YENİ ŞAFAK

 

Yusuf Kaplan, Murat Menteş, Özlem Albayrak’tan sonra Ömer Lekesiz de Dücane Cündioğlu’nun son eserleri üzerinde bir yazı kaleme aldı. Henüz ‘söz başı’ denecek nitelikte bir yazı. Güzel bir duası var bu yazının. Bir katkı payı sayılabilir:

 

‘Sanatla ilgili mevcut felsefi çabalarının bereketlenerek tez zamanda bize dönmesini diliyorum…’

 

Amin diyoruz; nice güzel eserler güzel gönüllerden sadır olsun. Müslüman yazarlar birbirlerinin elinden dilinden emin olsun. Hak kazansın, dostluk kazansın, sanat kazansın daima…

 

Yavuz Gencer

HaberKültür.Net

 

 

Önceki yazımda Contemporary İstanbul 2012 Sanat Fuarı’na ilişkin izlenimlerimi yazacağımı söylemiştim ancak, Yusuf Kaplan’ın gazetemizde yer alan “Cündioğlu, bizi nerede/n ve ne/re/ye ‘çağırıyor’?” başlıklı yazısı tam da Dücane Cündioğlu’nun “Sanat ve Felsefe” adlı kitabını okuyuşuma denk geldiği için, Kaplan’ın yazısını eleştirmek, desteklemek ya da tamamlamak üzere değil, onunla doğan söz sıcaklığını sürdürmek üzere Cİ ile ilgili intibalarımı paylaşmayı sonraya bırakıp, bu yazıyı yazdım.

 

Öncelikle Cündoğlu’na teşekkür etmeliyim.

 

Son yüzelli yıldır müstemlekeci anlayışıyla, muhafazacı tutum arasında sıkışıp kalmış olan sanatın “yeni dili”ne ilişkin arayışlarımız, hem diyalektik bir yaklaşımla hem de “tecdit” arayışıyla onun “da” sayesinde nicedir hız kazanmıştır.

 

Bu hususu önemsiyorum çünkü sanat konusunda konuşacak olanlar, İslami dünya görüşüne mensup olanlardır ki, Sol’un “ideolojik parakendeciliği”, Sağ’ın “ideolojik toptancılığı” ve muhafazakarların “hikmet telkinciliği” üzerinden sanat adına yeni bir “teklif” üretmek artık zor görünüyor.

 

Bunu derken, bloklaşmış bir tutumdan söz etmiyorum, bilakis söz konusu dünya görüşünün içinde yer alanların sanatla ilgili yeni tespit ve teklifleri, tartışmaya açıktır ve hep açık olmalıdır. Kaplan’ın yazısında bunu gördüğüm gibi, şimdi kendi söyleyeceklerim de buna dahildir. Dolayısıyla Cündioğlu’nun ya da bir başkasının sanatla ilgili yeni kitapları için yapılacak abartılı övgülerin ya da yergilerin hem tartışmayı ve onun bereketini sekteye uğratmamasını hem de ortaya konulan çabanın layıkıyla anlaşılmasını geciktirmemesini temenni  ediyorum.

 

Cündioğlu’nun sanatla ilgili yeni üç kitabı çıktı: “Sanat ve Felsefe, Mimarlık ve Felsefe, Sinema ve Felsefe”. Ben “temel kitap” saydığım için önce  “Sanat ve Felsefe”yi okudum, diğer ikisini henüz okumadım. Bu nedenle şimdilik “istitraden” konuşmuş olacağım.

 

Cündioğlu’nun bu kitapları yazmak için köşe yazılarına ara verdiğine dair ön bilgimin  neden olduğu bir şartlanmayla kendi zamanını aşan, felsefe marifetiyle sanatı konuşmaktan çok sanatın da felsefesini içeren bir kitap bekliyordum ondan ama maalesef onun yayınlanmış (ve yeniden gözden geçirilmiş) ilgili yazılarının tematik bir derlemesiyle karşınca üzüldüm.

 

Çünkü köşe yazıları ve makaleler mevkutelerde yeraldıkları için yazarına güncelliği, retorik (belâgat) yapmayı ve yer yer aforizmaya yaslanmayı adeta zorunlu kılan yazılardır.

 

Cündioğlu’nun hem bunu hem de İbn Arabi’nin “…taşıyıcısını zamanın etkisinden kurtarmayan bilgi yararsızdır” sözünü çok iyi bildiğinden hiç kuşkum yok.

O halde bu tercihi, ‘en azından yazılarım kaybolmasın, derli toplu okunabilsin’ mülahazasından kaynaklanmış olabilir mi? Ama bu tercih onun zaten bilinen “köşe yazarı – felsefeci” sanını pekiştirme, onu “felsefeci – köşe yazarı” kılmama tehlikesini içinde barındırır.

 

Belki, ömrünü neredeyse felsefeye adamış olan Cündioğlu’dan yana “büyük beklentilerim” yüzünden yanlış bir değerlendirme yapıyor da olabilirim. Ama aynı büyük beklentimin, konu felsefeyle uğraşan birinden sanatı okumak söz konusu olunca, bana, onun “zamanının etkisinden kurtulmuş” bir bilgiyle yazmasını “isteme hakkını” doğuracağını da düşünüyorum.

 

Söz konusu yazıların bir diğer problemi taşıdıkları yüksek iddia tonudur. Bu öyle bir iddiadır ki, yazana “cesaretli bir dil” kazandırır ama onun ispat şartını yapısı gereği erteletebileceği gibi, onu benzerlerinin de çokça üretilebileceği “geçerken söylenmiş bir sözün” sıradanlığına da düşürebilir.

 

Örneğin, “Kuinji’nin tablolarını görmeden, insan, ışık ve renk üzerine nasıl konuşabilir, bilmiyorum.” diyor Cündioğlu. Bir başkası da buna karşılık “Bir Babür minyatürüyle, bir Osmanlı minyatürünü tek bakışta biribirinden ayıramayan resim üzerine nasıl konuşabilir, bilmiyorum” diyebilir pekala.

 

Belirttiğim gibi bu tür yüksek iddialar söz konusu yazıların yapısından kaynaklandığı kadar, şanından da kaynaklanır ama aynı zamanda bir münevverin bu tür iddialarını başka bir imkanla temellendirmesi de her zaman beklenir. Eğer bu temellendirme yapılmazsa o iddia sorunlu bir iddia olarak kalır. Nitekim, Cündioğlu’nun “Söz Medeniyetinden Göz Medeniyetine” başlıklı yazısında yer alan hususların akibeti de onlar temellendirinceye kadar böyle kalacaktır; en azından, “güzel” kelimesini “göz-el”den devşiren bir kültürün içinde durduğu halde “Kelime ve hayalin soyutluğundan şekil ve suretin somutluğuna…” yaptığı davet kuşku içeren bir davet olarak duracaktır.

 

Sonuç olarak Cündioğlu’ndan yana beklentilerim tam karşılığını bulmamıştır ama bitmemiştir de.

Onun sanatla ilgili mevcut felsefi çabalarının bereketlenerek tez zamanda bize dönmesini diliyorum.

 

(YENİ ŞAFAK, 28.11.2012)


Etiketler CÜNDİOĞLU - SANATIN - YENİ - DİLİNE - GİDEN - ADIM -
FaceBook ta paylaş
29-11-2012 - 10:51
Medya
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Basın Dünyasından Yüzler Sesler Programında Recep Yeter Ağırlanacak
MAVİ MARMARA YENİDEN DİRİLİŞİN ADI
İNSANLAR BUZDOLAPLARINA RÜKÛ EDİYORLAR
MEDRESELERİMİZİ İSTİYORUZ
PAŞALIDAN CÜNDİOĞLUNA ÇAĞRI...
VEYL KALBİ SECDE ETMEYENLERE
ABDÜRRAHİM KARAKOÇ'U ÖZLÜYORUZ
MARX VE ENGELS MEKTUPLARINDA İSLAM
MUHSİN BEY'İMİZDEN HÜZÜN VAR BİZDE
DİYARBAKIR'DAN ÂMED'E...
LALENİN KENDİ DİLİNDEN TARİHİ
DOSTU HIZIR OLAN ERLER VARDI ÇANAKKALE'DE
BATI'NIN OĞULLARI KİMDİR?
IŞIK KARANLIKTAN DOĞAR
NE YAKIŞIR İFFET KADINA DA ERKEĞE DE
DÜNYANIN OĞULLARI ÜZERİNE
28 ŞUBAT'IN PARANOYAK ZORBALARI
BEDRİ GENCER'DEN LİBERALİZMİN SOY KÜTÜĞÜ
DARWİN'İ İKNA ETMEK DARWİNCİLERİ İKNADAN ZORDUR
KUTLU YENİ ŞAFAKTA YAZDI ÖZEL YAZDI
ES'AD ERBİLİ HAZRETLERİ İADE-İ İTİBAR BEKLİYOR
CEMİL ÇİFTÇİ'Yİ İBRAHİM TENEKECİ VE İSMAİL KILLIOĞLU YAZDI
CÜNDİOĞLU SANATIN YENİ DİLİNE GİDEN ADIM
DÜCANE CÜNDİOĞLU, KONUŞULUYOR
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz