Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Kitap ERDAL NOYAN’IN GÖÇ VAKİTLERİ ÜZERİNE
 

ERDAL NOYAN’IN GÖÇ VAKİTLERİ ÜZERİNE
Elimde masmavi bir kitap var. Okyanus gibi sayfalarını açmış bekliyor masanın üzerinde.
Ekleme Tarihi : 23-11-2012 - 02:17

 

 

 

ERDAL NOYAN’IN GÖÇ VAKİTLERİ ÜZERİNE 

Elimde masmavi bir kitap var. Okyanus gibi sayfalarını açmış bekliyor masanın üzerinde. Göç Vakitleri ismi başlı başına bir hüznü bir şiiri barındırıyor zaten. Bir yazarın muhacir yüreğinden süzülen özlemlerden aldığı notların öyküye dökülmüş halini seyrediyorum kitapta. Onun dünyasında göç bir ayrı kalış bir uzaklaşma değil bir varoluş algısı olarak kurgulanıyor. Onda göçebelik bir mekân tasavvurunun ötesinde ruhsal bir algı olarak neşv-ü neva buluyor.

Kitap, Erdal Noyan'ın akıcı üslubuyla hayatı ve hayata dair ayrıntıları tam kalbinden yakalamış, bizi bir güzellik deryasında yüzdürüyor.

İnsanın diğer canlılardan ayıran en önemli farklardan birisi kayıt tutabilmesi ve yaşadıklarını yorumlayabilmesi olsa gerek. Bu noktada Erdal Noyan zamanı ve mekânı satırların müzesinde insanlığın ziyaretine açıp bu kitapla kendi yaşadıklarını bir nevi anıtlaştırıyor.

Onun hayatın akışını not eden öykülerinde bir disiplin, bir ahenk göze çarpmaktadır. O başıbozukluğu ve düzensizliği kalemine yanaştırmamıştır.

Unutulmamalıdır ki hayat; hangi limanlara uğradığı belli olmayan gemi gibi, bir rüzgârın önünde sürüklenişin ve bir başıboşluğun tekelinde değildir.

Kıymetli bir şeydir yaşamak ve günler sayılı nefeslerin etrafında bir kale gibi örülmektedir. Yazar anlatı olarak nitelendirilebilecek bir türün çerçevesinde öyküyle hatıratı bir potada eritip şiirin kanatlandıran ufkunda pervaz etmektedir. Sadece öykü desek veya sadece hatırat desek kitabın ufkunu daraltmış olacağımız için bu eserin tüm bunları barındıran daha farklı bir türle ortaya konulduğunu söyleyebiliriz. Bu kitap sıkıcı monologların, upuzun tasvirlerin ötesinde şiir dolu bir yürekten süzülmüş bir gönül mektubudur.

İlham rüzgârlarına açık ruhlar göklerin kapısını evlerinin kapısı gibi yadırgamadan seyrederler ve oradan esecek bir gönül rüzgârının titrettiği yürekleriyle durmadan ah çekerler.

Aslında dünya bir ah çekme yeridir de diyebiliriz. İnsan sayılı nefesleri sayısız hüzne harcarken aradaki problemler kadeh kadeh yudumlanan bir muamma şarabına döner. Sorgulayan bir beyin ve elinde çözümsüz bir denklem gibi duran hayat. Yazmak aslında bu efkârın ve çözümsüzlüğün kapısını kurcalamanın, zor sorular önünde kolaya kaçmadan mücadele etmenin adıdır. Bu noktada yazar bu muamma şarabını içmekten korkmamış, aksine hayatı kelimelerle didik didik etmiştir.

Varlığın bir tezahürü olarak gördüğümüz hayata dair ritimleri bir bestekâr gibi uygun notalarla bir araya getirip bestelemektir esasında yazarın burada yaptığı.

İnsanın gönlünde dışarıda olduğundan kat ve kat büyük hatta içine kainatı bile sığdıracak kadar geniş bir âlem vardır. Kimi insan bu âlemi unutup derdinin dermanını hep dışarıda ararken kimi insan çözümü kalbinde arar.

Göç Vakitleri bu iç seslenişin bol bol yapıldığı, kişinin yeri geldiğinde kendini sorgulayabildiği anlatılarla doludur. Bu vicdan konuşmaları, onun içinde susmayan bir güzelliğin bir iç sesin varlığına çok güzel şahitlik eder.

Onun öykülerinin arasından bir bakmışsın Yahya Kemal, bir bakmışsın Necip Fazıl, bir bakmışsın Hilmi Yavuz çıkar gelir. O ansızın sonrasının derdinde beli bükülmemiş hayallerin tazeliğinde dinç bir beynin parlaklığıyla yürür göç vakitleriyle açılan caddede.

Hikâyeler ruhunu yitirmiş bir dünyada hâlâ ruhu olan, hâlâ kalbi karşılıksız çarpan birilerinin varlığı üzerine kurgulanmıştır. Anarşinin ortasında üzeri gazete ile örtülmüş bir maktulün acısını duyar onun kalbi, vurulan bir kaçakçı çocuğun ardından içinde düğümlenen acıyı daktilonun duygusuz tuşlarına yoğunlaşarak dağıtmaya çalışır.

“Her an bir pusuya düşebiliriz. Umursamıyorum.“ diyen yazarımız hayatın zor şartlarının karşısında eğilip bükülmeden durmayı başarmış kendi güçlü kişiliğini öykülerinde yansıtarak, okuyucuya kendine güvenmenin ve şartlar karşısında dik durmanın yolunu göstermiştir.

“Kartalların makamına yaklaştıkça sarplaşan arazide, tenimi kavuran güneş ve yüzümü tokatlayan rüzgârla birlikte at üstünde ilerliyorum.” satırlarından da anlaşılacağı üzere, yazarımız doğayı canlı bir şekilde yaşayan ve bunu da okuyucularına yansıtan bir üslup ve muhteva belirlemiştir. Onun kişileştirme yaparak cansız nesneleri canlandırması sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kâh gökleri ağlatır, kâh suyu konuşturur bir üslupla yapar bu kişileştirmeyi. Onda her şeyin bir ruhu bir şahsiyeti vardır. Bu noktada eşya insanın bir uzantısı bir parçası olmuştur. Yaşadığı dünyaya ve olaylara kör bir gözle bakanların anlayamayacağı bir açıdan bakan yazarımız, insanların kendi kendilerine inşa ettikleri bir kısır döngünün de çemberini kırarak yeni ufuklara kanat açmıştır.

Kadere ve hayatın sürprizlerine hazırlıklı olan yazar, yazgının hükümlerine boynunu eğmiştir.

“Ölüm hayatı kovalar ve yakalar mutlaka. Yasa bu. Bilinmeyen, ne zaman ve nerede yakalayacağı...“ diyen Erdal Noyan kaderin hükümleri karşısında isyan etmeyen ve teslim olmanın hazzını yaşayan bir bakış açısıyla öykülerini konumlandırmaktadır.

Eskiye özlemin ağır bastığı modernleşmenin getirdiği birçok şeyin eskiye ait güzellikleri silip süpürdüğünün eleştirisini bir çay bahçesinde bakır bir semaver üzerinden anlatan yazarımız meselelere bir şair duyarlılığıyla bakmaktadır.

Borsa oynayan ve parasını kaybeden bir insanın duygularını resmettiği öyküsünde hüsranla biten bir borsa aşkında, dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olan bir insanı anlatır. Buradan Erdal Noyan'ın öykülerinde ders almaya ve vermeye yönelik bir hikmet arayışını ve her türlü yozlaşmaya karşı çıkışını görebiliriz.

Onun öykülerinde ince bir mizah zevki ve nükteli bir söyleyiş kendini hemen belli etmektedir.

Hastalık, hastane ve hastaların içinde bulunduğu durumlar yazarımızın kaleminde can bulur. Hepimizin her gün karşılaştığı olayları ve yaşadıklarımızı akıcı bir üslupla anlatır. O empati kurmanın, bir nevi başkalarını kendiyle cem etmenin bütünlüğü içinde seslenir.

Halk ekmek büfesi önünde bekleyen yaşlı kadınlar, yoksulluğun sillesini yemiş insanlar, yağmurun altında titreyen bir kedi yavrusu onun duygu dünyasından uzakta değildir.

Erdal Noyan öykülerinde davranışların psikolojik ve sosyolojik sebepleri üzerinde durarak tahlilci bir şekilde olayları tetkik eder. Bu noktada hukukçu kimliğinin bir yansımasından bahsetmemiz mümkündür.

Bir şiir arzusunun rahle-i tedrisinde dersini almış kelimeler hayatın hayalle birleştiği yerde demlenme arzusuyla mola vermişken, bir ses avcısı olan Erdal Noyan var olan hikâyenin bir resmini çekerek bu molanın fotoğrafını bize sunmuştur. Bu kelimeler ülkesinde dolaşan bir seyyahın derlediği kelimeleri kendi öz ülkesine götürüşünün hikâyesidir diyebiliriz.

Göç vakitleri tecessüs dolu bir kalbin rikkatli bir bakışın ve velut bir kalemin nakış nakış dokuduğu bir gönül kanaviçesi misali ruhumuzun göklerinde bir sancak gibi dalgalanmaya adaydır.

Kısaca bu kitap şiirimsi bir üslupla hayata dair olgu ve olayların yazarın yaşantılarını nokta-i istinat yaparak yazmasıyla ortaya çıkmıştır diyebiliriz.

 

Mehmet Baş

www.HaberKültür.Net


Etiketler ERDAL - NOYAN’IN - GÖÇ - VAKİTLERİ - ÜZERİNE - -
FaceBook ta paylaş
23-11-2012 - 02:17
Kitap
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
UMUT POSTASI OKUNMAYA HAZIR
AŞKIN KANATLARI BİR ADEM İLE HAVVA HİKAYESİ
HİKAYELERLE KARAKTER EĞİTİMİ MÜMKÜN MÜ?
MİMOZA SÜRGÜNÜ TESELLİ EDEN KİTAP
BİR ÇİFT YÜREK'İN BİZDE ALASI VAR
KİTABA DAVRANMA ZAMANI
ABDÜLHAMİT'İ GERİCİLER DEVİRDİ
OSMAN AYTEKİN'DEN YENİ ROMAN
CUMHURİYET TARİHİ YENİDEN YAZILIYOR
ENDERUNLU VASIF’I NASIL BİLİRDİNİZ?
HACEGAN SULTANLARI YOLUMUZU AYDINLATIYOR
BİR DÜŞ SONRASI SESSİZLİK
YUSUF ASAL'IN ÇILGIN MUCİTLERİ
FİLİSTİN HAKKINDA YANILGILAR
ARKADAŞIM CAMİ ÇOCUKLARIN ÖZEL DOSTU!
SEDAT SEVER'İN ÇOCUK VE EDEBİYAT'I ÜZERİNE
YENİ BİR YAZAR YENİ BİR KİTAP
YAZARLAR HADİSLERİ YORUMLUYOR
EBABİL BİR BAYRAM SEVİNCİDİR
CENGİZ DAĞCI ONLAR DA İNSANDI ÜZERİNE
ERCAN KÖKSAL’IN İKİNCİ ÖYKÜ KİTABI “TERKEDİLEN ÖLܔ KÜN YAYINLARI ARASINDAN ÇIKTI.
DÜNYA TELAŞINA ŞAİRCE BİR BAKIŞ
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz