Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Gazete Kültür “120 yaşına kadar yaşayacaksak…”
 

“120 yaşına kadar yaşayacaksak…”
Fatma Barbarosoğlu. akıllılık sağlıktan geçer diyor...
Ekleme Tarihi : 20120926125646 -

“120 yaşına kadar yaşayacaksak…”

Fatma Barbarosoğlu/Yeni Şafak

 

Bu gün sizleri bir söyleşinin satırları arasında düşünmeye davet ediyorum. “En büyük cami” tartışmaları devam ediyor… 1433 Ramazan-ı Şerif'ine ibadetin mekanı önce bedenimiz ve kalbimiz diyerek hazırlanalım istiyorum. Şöyleşinin satır aralarını Pazartesi günü tartışmaya açacağım.

Sizi şimdi 22 yıllık dermatolog olan Dr.Nilgün Ertugay'ın tespitleri ile başbaşa bırakıyorum.

-Bir hekim olarak hastalarınızda sizi en çok şaşırtan istekler neler oluyor?

Yıllardır kendilerine hiç dikkat etmemişler istiyorlar ki bir kremle bir dokunuşla mucizeler gerçekleşsin. Her insanın kafasında kendine ait bir şablon resim var, aynaya her baktığında bu resmi görüyor. Günün birinde bir fotoğrafla sarsılmış olarak geliyor. İnanamıyorum ben böyle mi görünüyorum diyor şaşkın bakışlarla. Evet tam da öyle görünüyor. Başlangıçta aman doğal olsun, kimse anlamasın derken artık 10 günde bir geliyor ki şunu da yapalım bunu da yapalım diye. Bu defa da takıntılı hale geliyorlar. Burada hekime çok iş düşüyor, aşırı düzeltmelerden kaçınmak gerekiyor.

-Estetik ve moda üzerine seminerler veriyor ve dindar kadınların estetik bilinçleri üzerine eleştirilerde bulunuyorsunuz…

Estetikten öncelikle anladığım, hijyene riayet etmek, kötü kokmamak, ağız ve diş sağlığımızı korumaktır. Yüz ve beden ayrı ayrı bakım gerektirmektedir. Botox ve dolgu normal sınırlar içersinde uygulandığında yeni bir yüz oluşturmuyor, sizi 5-10 yıl öncesine götürüyor. Ama yaşlanma deyince bizim insanımız sadece yüzünü anlıyor. Ben hep Ajda Pekkan örneğini veririm. Bizlerden yaklaşık 20 yaş büyüktür, kaçımız 1-2 saat dans edip aynı zamanda şarkı söyleyecek kadar bir performans sergileyebilir ki. Tamam yüzü estetikli ama vücudu da o yüze uygun. Bunu tamamen kişisel disiplini ile başardığına inanıyorum. Sadece yüzüne değil bedenine de iyi bakmış. Sonuç olarak şunun altını çiziyorum: İnsan demek ki şişmanlamadan, eklemlerini ve akciğer kapasitesini koruyarak da o yaşlara erişebilir.

-Bedenimizin emanet olduğu bilincini yitirdik diyorsunuz. Bu bilinç yitirilince ileriki yaşlarda aksayan ibadetlere dikkat çekiyorsunuz…

Bedenimiz bize emanet ve iyi bakıldığında 120 yaşına sorunsuz gelecek şekilde yaratılmış. Oysa biz yanlış beslenme,hareketsizlik ve aşırı yıpratma ile 35'li yaşlarda kilo, 40'lı yaşlarda diabet, 45'lerde tansiyon, 50'lerde eklem problemleri ile karşı karşıya geliyoruz.. Sonuç sürekli ilaç alması gerektiği için oruç tutamıyor, eklemleri ağrıdığı için veya aşırı kilodan oturarak veya sandalyede namaz kılabiliyor. Peki emanete biz mi iyi bakmışız Pop Star mı? Bence Ajda Pekkan fizik performansımızı koruyarak yaşlanabileceğimizi, Ebru Şallı da aşırı irileşmeden bebek dünyaya getirebileceğimizi göstererek ön kabulleri yıktılar. Gerçi gebelikte 6 kilo oldukça az biz diyelim 9-12 kilo ile hamilelik tamamlansa eski bedene dönmek çok daha kolay olur. Hamilelik sonucu nasıl olsa veririm demeyin, bir balonu ne kadar çok şişirir söndürürseniz o kadar çok pörsür. Bire bir olmasa kabaca kilo alıp vermenin etkisi budur.Unutmayalım ki sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Sofradan doymadan kalkmak, güne erken başlamak bizim sünnetimiz değil mi?

-Güneş enerjisi konusunda uçlarda gezinen bir anlayışa sahibiz. Bir tarafta bronzlaşmak için cilt kanseri riskini göze alanlar diğer tarafta tenini güneşten zinhar saklayarak D vitamini eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklarla hayatını sürdürmeye çalışanlar… Orta yolu nasıl bulacağız?

Öncelikle güneş iki ucu keskin bıçak gibidir. Azı karar çoğu zarardır. Önceleri bronzlaşmak in'di şimdi out. Cilt kanserlerinin çoğunluğu güneş hasarına uğramış deri üzerinden gelişiyor. Sizinle aynı yaşlardaki güneş hasarlı bayanların dekoltelerine bakın ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız. Kente göçle doğal ortamda yeterli güneş alamayan örtülü kadın, bedensel olarak da pek çalışmadığı için, özellikle benim kuşağım 30'lu yaşlarından itibaren boyun, sırt, bel ağrısı çekmeye başlamıştır. D vitamini azlığında terleme artar. Aşırı ter üzerimizde kurudukça nemli ortamda şikâyetler daha da artmakta. Kırsalda ise aşırı kullanmak ve zorlanmaktan bel ve eklem sorunları ortaya çıkmakta. Kemik erimesi takibi ve tedavisi oldukça pahalı ve zahmetli bir iş. Önlemek çok kolaydır.

Kemik erimesi ile kilo arasında kurulan bağlantıya gelince…

Öncelikle aşırı zayıf veya kilolu olmayacağız. Kilo eklemlere zarar verirken, aşırı zayıf kişilerin kemiklerine yük binmediği için, spor vs yapmıyorlarsa, menopoz sonu kemik erimesi çok hızlı gelişir. Menopoza kadar kilo vermek istiyorsanız verin ama menopozda kilonuzu korusanız yeterli. Menopoz sonu kilo vermek kemik erimesini de hızlandırıyor. Ayrıca bir yandan kemik eriyor, bir yandan östrojen çekiliyor, bir de kilo verirseniz yüzünüz aşırı çöker. İnsan yaşlandıkça yüzden ve üstten verir, kilo alırken midesi ve göbeğinden alır.

Günlük güneşlik bir ülkenin vatandaşları olarak güneş enerjisinden en sağlıklı, en ekonomik ve kolay şekilde nasıl istifade edebiliriz?

Saat 12'den önce ve 16'dan sonra 15-20 dakika pencereyi açıp tülü çekip camın önüne uzanın. Sırtınız, boynunuz, eklem başlarınız iyice güneş alsın, yüzünüzü ve dekoltenizi aman koruyun. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde aşırı terleme, halsizlik, eklem ağrısı, kas tutulması vs şikayetlerinizin gittikçe azaldığını göreceksiniz. Şaç diplerinizi güneşlendirirseniz başınızın terlemesi de azalır. Küçük önlemlerle kemik erimesi, kırık vs pek çok olumsuzluktan korunmuş oluruz. Denize de bu saatlerde girilmeli en az 50 faktörlü güneş koruyucu kullanmak gerekir ve 4 saatte bir tekrarlanmalıdır. Yüz ve dekolte ayrıca fondötenle mekanik olarak da korunmalıdır.


Etiketler “120 - yaşına - kadar - yaşayacaksak…” -
FaceBook ta paylaş
20120926125646 -
Gazete Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
ERCİYESİN ZİRVESİNDE EDEBİYAT ESİNTİSİ
MEHMET DOĞAN'DAN GÖKÇEK'E ELEŞTİRİ
HAŞMET BABAOĞLU: SEZAİ KARAKOÇ'UN DÜŞÜNCESİNİ TANIMASAYDIM YAZIK OLURDU!
KİMSESİZLER YURDUNDA AÇAN ÇİÇEK!
MURAT MENTEŞ'İN YENİ ROMANINI TOPLUM İÇİNDE OKUMAYIN!
İBRAHİM TENEKECİ, İBRAHİM PAŞALI'YI YAZDI
İBRAHİM TENEKECİ AHMET MURAT'I YAZDI: İSMİNİ ANARSAM SERİNLİYORUM
İBRAHİM TENEKECİ'DEN SONRA NE OLACAK?
MURAT MENTEŞ: ALEVİLER DÜNYA AHİRET KARDEŞLERİM
SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ
Hamidoloji kulağa hoş geliyor!
Çağrı'yı tekrar çekmek yürek ister!
İki yazı iki duruş!
“120 yaşına kadar yaşayacaksak…”
Ses peyzajı: Hakikatin anayurdu
Arayüzlerimizle yüzleşebiliyor muyuz?
Eller ruhun aynasıdır!
Bütün kavşakları tutmuş ...klar
Abdurrahim Karakoç bir Türkiye sevdalısı!
Sizin bir bahçeniz var öyle mi?
Amacımız Kur’ân’a ve Sünnet’e gitmek!
Kalbin Direnişi ne asil direniş!
Kocaya secde en güzel bişey
Dizilerdeki Üç Tehlike: Masa, Kasa, Nisa
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz