Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Gazete Kültür Ses peyzajı: Hakikatin anayurdu
 

Ses peyzajı: Hakikatin anayurdu
Yusuf Kaplan'dan metafizik gerilimi yüksek harika bir yazı...
Ekleme Tarihi : 20120925170817 -

 Ses peyzajı: Hakikatin anayurdu

YUSUF KAPLAN

ykaplan@yenisafak.com.tr

 

Ses”i, görünür-görünmez bütün boyutlarıyla idrak edebildiğimiz, hissedebildiğimiz ve yaşayıp yaşatabildiğimiz zaman, daha anlamlı, daha sade ama daha derûnî nitelikler arzeden, yaşanabilir, bize, yapıp ettiğimiz her şeye ruh üfleyebilir bir hayata “kavuşabiliriz”. Ancak o zaman kendimize gelebilir, kendimizden geçerek kendimizi aşabilir, kendimizden taşarak “başka dünyalar”a ulaşabiliriz.

İşte ancak o zaman, hayatımızda bütün boyutlarıyla, bütün çağrışımlarıyla, bütün yansımalarıyla Nebevî nefes’in arı duru misâli “Yunus”u varedebilir ve “Yunus”u vareden hakikati hayat/ımız hâline getirebiliriz.

Tam burada sorulması ve izi sürülmesi gereken yakıcı soru şu: Ses “sanat”ı, müzik midir, şiir mi?

Siz bu soru üzerinde düşünedurun, ben, bu esaslı soruyu başka bir yazıda ele alacağımı söyleyerek, “ses”in mâhiyetine dâir bir tartışmayla meseleye giriş yapmaya çalışayım.

***

“Ses”in kaynağı, arz değil, arş-ı a’lâ’dır“Ses”, “yer”de/n bitmez, Rahman’ın rahmet nefesi gereği Semâ’dan yere iner, yeryüzüne ve her şeye hayat verir.

“Ses”, “her şey”in kaynağıdır: Varoluşun kaynağı ses’tir meselâ: “Kün” / “ol’” “ses”i, emr-i ilâhîsi, varoluşu mümkün kılar.

Zaman’ın dercedildiği “mekân”la ilişkisi en yoğun meleke, asıl dölyatağı, anayurdu melekûtî âlem olan ses’tir ama zamanın ve mekânın sınırlarını aşabilenler, dolayısıyla mümkünler dünyasının ötesine taşabilenler, türlü mekânlarda tecellî ve tezahür eden ses peyzajını görebilir, seyre dalabilir ve “ses”in türlü mertebelerine, görünümlerine, ruh üfleyişine, hayat bahşedişine şâhit olabilirler.

***

 “Ses”i idrak ve hissedebilmenin en aziz ve leziz yolu: Hakikatin gizlendiği, şifrelendiği ve tecellî ettiği ses peyzajına açılabilmek, ses peyzajında yaşabilmek, ses peyzajıyla yaşayabilmektir.

Peyzaj, resim sanatına ait bir terim. Ressamın önümüze sunduğu “manzara”, resmin, dolayısıyla ressamın peyzajıdır. Ressam’ın veya resim sanatının peyzajı, bizim varettiğimiz bir inşa’dır. Oysa ses peyzajı, bizim için varedilen ve bizim de içinde varolduğumuz ama ses perdelerini açamadığımız ve aşamadığımız sürece varlığından bile haberdar olamadığımız bir hakikat haritasıdır; bir inşa değil, bir menşe’dir: Mead / “son” değil, bizi mead’e (sonsuzluk yolculuğu’na) götürecek mebde’dir / başlangıç. Yani ana kaynak. “Anayurt”. Hakikatin ve hayatın kaynağı, anayurdu.

Ressam’ın peyzajı, donmuştur; hakikati de, esas itibariyle, temsil, dolayısıyla “taklit” (mimesis) üzerinde/n dondurmuştur.

Resmetmek,  Arapça’da tanımlamak demektir. Tanımlamaksa, bitirmek. Oysa hakikat, tanımlanacak, bitirilecek  ya da “tüketilecek” bir “şey” değildir. Hakikati tanımlamak, hayatı da bitirmekle sonuçlanabilir. Aslolan hakikati tanımlamaya kalkışmak değil, yaşamaya, tecrübe etmeye, duyumsamaya çalışmaktır iliklerimize kadar.

***

Ses peyzajı’na, üç tür “insan”da yer verilir Rahman’ın rahmeti gereği: Çocuk; çocuksu ruh ve bu ruhu taşıyan ayrıksı, bize ve bizim yaşadığımız dünya’ya “yabancı”, “yabancı kalabilen”, çağın ve ağlarının ötesine taşabilen müstesna sanatçılar, düşünürler, bilge insanlar ve münhasıran da peygamberler.

Dolayısıyla, ses peyzajı, ümmîleşme mahalli / vasat’ı, “ses” vasıtasıyla ümmîleşme hâlidir. “Ses” ile ümmîleşme, dolayısıyla arınma ilişkisini ayrı bir yazıda irdeleyeceğim.

***

Tenzih (aşkınlık, fizikötesi “dünya”) ile teşbih’in (içkinlik, bizim içinde yaşadığımız dünya’nın) buluştuğu tek yerdir, ses peyzajı.

Tenzih, ilâhî olan’a bakar; Teşbih ise ilâhî olan’dan (bize “şahdamarımızdan daha yakın olan”dan) beşerî olan’a akar. Tenzih ile Teşbih arasındaki bu bakış ve akış medceziri, bizi Tevhid’e ulaştırır.

İşte çocuk, bizim fark edemediğimiz ama hissettiğimiz bozulmamış fıtratının yansıması, bilincin/in karışmadığı ve karıştırmadığı “ilgi”si ile; çocuksu ruhun taşıyıcısı büyük sanatçı ve düşünürler, ilim, irfan ve hikmet menzillerinde yaşadıkları ve bize de tattırmak ve yaşatmak için devşirdikleri “biliş”leri ile; peygamberler ve veliler ise, bizim ulaşamadığımız ama bize en enfes, en doğrudan, doğrudan olduğu için de en doğurgan şekillerde ulaştırdıkları bilgelikleri ile bizi Tevhid’le buluştururlar.

Tenzih ve teşbih hâllerini idrak edemediğimiz, yaşayamadığımız sürece, Tevhid hâl’ine ulaşamayız. Tevhid’e ulaşabilmenin yolu, tenzih’e nazar ederek / bakarak / yönelerek, ilâhî söz’ü tatmak ve ardından da İlâhî Söz’ün -Rahman’ın rahmeti Nebevî Nefes’te tecellî eden- “ses”i olan teşbih’e akmak, İlâhî Söz’den devşirdiğimiz “tohumlar”ı teşbih menzilinde meyveye durdurmaktır.

Ses peyzajı’nda iki varoluşsal nitelik giz’lenmiştir: Hakikatin Söz’ü olan masumiyet ile hakikatin ses’i olan mahzuniyet. İnsan, masumiyetini de, mahzuniyetini de yitirdiği andan itibaren ses peyzajında dercedilen, şifrelenen hakikate ulaştıracak “ses”i/ni yitirir.

O hâlde, Ses’imizi nerede yitirdiğimizi, nasıl diriltebileceğimizi, bizi her dâim diri tutacak ses’imize nasıl erişebileceğimizi düşünelim artık, derim…

Yarınki yazıda, “ses”in “iz”ini sürmeye devam ediyoruz…

SON

 


Etiketler - Ses - peyzajı: - Hakikatin - anayurdu -
FaceBook ta paylaş
20120925170817 -
Gazete Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
ERCİYESİN ZİRVESİNDE EDEBİYAT ESİNTİSİ
MEHMET DOĞAN'DAN GÖKÇEK'E ELEŞTİRİ
HAŞMET BABAOĞLU: SEZAİ KARAKOÇ'UN DÜŞÜNCESİNİ TANIMASAYDIM YAZIK OLURDU!
KİMSESİZLER YURDUNDA AÇAN ÇİÇEK!
MURAT MENTEŞ'İN YENİ ROMANINI TOPLUM İÇİNDE OKUMAYIN!
İBRAHİM TENEKECİ, İBRAHİM PAŞALI'YI YAZDI
İBRAHİM TENEKECİ AHMET MURAT'I YAZDI: İSMİNİ ANARSAM SERİNLİYORUM
İBRAHİM TENEKECİ'DEN SONRA NE OLACAK?
MURAT MENTEŞ: ALEVİLER DÜNYA AHİRET KARDEŞLERİM
SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ
Hamidoloji kulağa hoş geliyor!
Çağrı'yı tekrar çekmek yürek ister!
İki yazı iki duruş!
“120 yaşına kadar yaşayacaksak…”
Ses peyzajı: Hakikatin anayurdu
Arayüzlerimizle yüzleşebiliyor muyuz?
Eller ruhun aynasıdır!
Bütün kavşakları tutmuş ...klar
Abdurrahim Karakoç bir Türkiye sevdalısı!
Sizin bir bahçeniz var öyle mi?
Amacımız Kur’ân’a ve Sünnet’e gitmek!
Kalbin Direnişi ne asil direniş!
Kocaya secde en güzel bişey
Dizilerdeki Üç Tehlike: Masa, Kasa, Nisa
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz