Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Sinema Kültür GLORY VE HOLLYWOOD GERÇEĞİ
 

GLORY VE HOLLYWOOD GERÇEĞİ
Dünya, Amerika’da Hollywood mamulü sapık bir yönetmenin filmi ile çalkanıyor.
Ekleme Tarihi : 20120925163500 -

Dünya, Amerika’da Hollywood mamulü sapık bir yönetmenin filmi ile çalkanıyor. Müslümanlar, bu filmde peygamberimize yapılan edepsizliğe sessiz kalmadı. Kalmaları da beklenemezdi. Eğer buna da sessiz kalmış olsalar; Necip Fazıl’ın deyimiyle "Marka Müslümanı" olmanın hakkını tamamıyla vermiş olurlardı. Aslında dünyanın her tarafı yangın yerine dönmüşken, Müslümanlar kendi sorunlarını halledebilmek için Amerika ve kafadarlarının eylemlerine ve planlarına büyük bir saygıyla eyvallah çekiyorken, bu duruma sessiz kalmaları pek şaşırtmazdı. Ama Allah Müslümanları ıslah etsin demekten de kendimizi alamazdık. Mısır’daki kavga, Libya’daki Kaddafi’nin son görüntüleri ve en sonunda yine bir tecelli misali Amerikalı elçinin başına gelenler; Müslüman profilinin özüne ait olmayan şeylerdi. Bu taraftan baktığınızda da mevcut ayaklanmaların enerjisinin ve organizasyonunun kendi öz benliğimizden beslendiği konusunda da şüpheler beynimizi kemirmiyor değil. Bundan önceki fiili eylemlere duyarsız kalmalar hatta sağa bakarak sol eliyle destek olmalar bu reaksiyonu beklendik bir şey olmaktan çıkarıyor. Bu filmi ve sahibini ciddiye almak ve onun istediği reaksiyonu göstermek şeytanın kazdığı çukura düşmek gibidir. Müslüman’ı dünyaya haklı olsun, olmasın yamyam gibi göstermek aslında Hollywood’un çok bize yabancı olmayan özelliklerinden bir tanesidir. Peygamberimiz bize kendinden önce gelen resullere saygıyı öğretmiş, hem de duruşu ile yedi cihan güneşi olduğunu hissettirmiştir. Onu anlamak, onun gibi yaşamaya çalışmak dünyanın tüm hastalıklarına şifa olacak en önemli ilaçtır. Demokrasi, insan hakları, hoşgörü gibi günümüzün içi boşaltılmış kavramları, bu yaşam tarzı ile kendi manasını bulacaktır. Tabii ki Müslüman devletler, küçük çıkarları için Amerika gibi bir şeytanla yatağa girmekten vazgeçerse...

Şimdi size Hollywood’un sonuçları önceden iyi etüt edilmiş bu son hilesinden yola çıkarak başka bir yarasını nasıl usta bir üçkâğıtçı maharetiyle pansuman ettiğini anlatmaya çalışalım. Beraberinde de bu olaydan günümüze kendimize pay çıkarmaya çalışalım. Bu arada sinemadaki ve diğer alanlardaki basiretsizliğimize vurgu yapmaya dahi lüzum görmüyorum.

Glory (Zafer), 1989 yılında Hollywood yapımı bir film… Eğer düz ve sıradan bir izleyici bakışıyla izlediğinizde size zevk verecek iki saate yakın bir süre keyifli bir şekilde zaman geçireceğiniz bir film. Aslında sinematografi açısından Amerikan sinemasının tipik özelliklerini taşıyan mesajlarını beyninize özenle kazıyan bir film... Kilise, Amerikan bayrağı, haç sembolü, illuminati, her şeyi gören göz ve cinsel dürtüler tetikleyen figürler gibi subliminal mesajları öğrenmiştik. Veya öğretmişlerdi mi demeliyiz, bilmiyorum. Çünkü ancak bize tespit ettirdikleri kadarını bilebiliyoruz. Birde gözümüzün içine sokarak verdikleri mesajlar var.Yanlış olduğunu bile bile Amerikan misyonunun başarısı için duacı olabiliyoruz her filmde. Belki de toplumumuzun Amerikan tarzı vandalist ilerlemeyi gelişmişlik kabul etmesi bundandır. Ne büyük bir acıdır ki ülkemin milliyetçisi de sosyalisti de gerekse dindarı da bu tuzağa düşmekten kendini alamaz.

Ne demiştik? Evet, Glory demiştik. Meşhur Amerikan iç savaşının bilinen yüzünü gizlemek için ustaca kurgulanmış bir film... Amerikan beyaz ırk üstünlüğünün altı satır aralarında ince ayrıntılarla ustaca çizilmiştir. İyi yürekli binbaşı (sonradan albay olarak alayın kumandanı olacaktır) Robert Gould Shaw’ın mektuplarından anlatılarak kurgulanmış bir film olan Glory’de kuzeylilerin zencilerin özgürlüğü için cansiperane mücadelesi aktarılmaya çalışılmış. Albay Shaw, zenci alayının komutanı olarak barbar zencileri kendi mücadeleleri için eğitme konusunda tüm hassasiyetini ortaya koyarak sözde mücadele gösteriyor. Bu iyi albay, aynı zamanda kuzeylilerin zencilere bakış açılarını eleştirme rolünü de üstlenmiştir. Filmin ilk sahnesinde gösterilen hücum sahnesinde iyi yürekli albayımızın basiretsizliği ve gelen ölüm karşısında çaresizlikten güneş gibi doğan zenci kardeşimiz Morgan Freeman onu kurtarmıştır. Kendisi; uysal, görmüş geçirmiş ve yeri geldiği zaman beyaz iyi yürekli albayımızın karşısına geçerek akil adam rolü oynayabilecek kişilikte bir insandır.

Zenci kardeşlerimiz içerisinde beyaz efendilerine yakın olanları da vardır. Bunları, filmi referans alarak medeni olarak belirleyebiliriz. Tespitin gerekçeleri çok basittir. Vahşi batıda efendine benzemek istiyorsan onun gibi giyinmek başlıca şarttır. Aslına bakarsanız ne kadar iyi giyinmiş olursanız olun efendinizin size tayin ettiği medenilik seviyesinden öteye geçemezsiniz. Filmde de iyi yürekli albayımız yakın sayılabilecek zenci arkadaşı Thomas’ı askerliğin lüzumlu zannedilen aşağılayıcı eğitim tarzı ile sınıfını belirleyecek tedristen mahrum etmiyor. Zencileri özgürleştirme adına yapılan bu şanlı savaşı anlatma da ve beyaz Amerikalıların gururları, üstünlükleri biraz önce de belirttiğimiz gibi ince ayrıntılara gizlenmiştir. Filmin karakterlerinden biri olan idealist Rambo benzeri asker yetiştirme uzmanı gibi görünen Mulcohy adlı çavuşumuzu da pas geçmeyelim. Kendisi idealist ve albayımızın belirttiği gibi adaletinden şüphe edilmez bir askerdir. Eğitim metotları arasında emrindeki askerlere annelerine uzanacak derecede küfürler etmek dahi vardır. Hatta astım krizi geçiren bir askerini kendi metotları içerisinde mucizevî bir şekilde iyileştirme yeteneğine sahip bir askerdir. Bunun da zenci alayını sözde eğitime tabi tutarken sarf ettiği hakaretler beyaz halkın gururunu okşayacak, onları yüceltecek ince ayrıntılardan bir tanesi olduğunu belirtelim. Bir diğer karakterimiz ise albayımız görevi devraldığında birlikte çalışmayı teklif ettiği yakın arkadaşı Binbaşı Cabot Forbes’dır. Binbaşı Forbes ise bir nevi Amerikalı beyazların vicdanını temsil eder. Zencilere yaklaşımı, zencilerin ona karşı sevgisine sebep olmuştur. Bir nevi “bu beyazlar aslında sevilecek insanlardır” dedirtebilmek için konulmuş karakterdir diye düşünmekten kendinizi alamazsınız. Filmi çok da fazla anlatmaya gerek yok. Sam amca nasıl ki Vietnam’daki bozguna uğramışlığını sihirli kutuda zafere dönüştürdüyse bu filmde de gerçekleri çarpıtma konusunda maharetini göstermiştir. Biz bu filmi daha önce görmüştük şeklinde bir cümle ile filmi izah etme gayretimizi burada sonlandırabiliriz.

Özgürlükler ve mucizeler ülkesi Amerika!Belki de Amerika, dünyanın Nuri Alço’su; dünyaya vaat ettiği demokrasisi ise Nuri Alço’nun milletin içeceğine attığı ilaç; gerisini anlatmaya ne hacet… Herkese insanlık dersi vermekte pek maharetli… Glory filminde de bu maharetini göstermekte başarılı bir çalışma sergilemiş. Peki, işin aslı öyle mi? Amerika’nın dünyaya işin aslını anlattığı görülmüş müdür?

Kristof Kolomb ile ilk keşfini yaşayan ‘Yeni Dünya’; kendisinin ve diğer kıtaların başına gelecek felaketlerin daha başlangıcında olduğunun farkında değildi. Düşündükleri de, düşünemedikleri de bölgenin yerleşik halkının başına gelmişti. Medeni Avrupalılar, buldukları ‘Yeni Dünya’ya kendi medeniyetlerini getirdiler. Yerlileri organize bir şekilde katliama tabi tuttular. Tabi ki onlar için önemli olan bir türlü doymak bilmeyen ruhlarına leş kokan yeni gıdalar bulmaktı. Bu gıdaların temini ‘Yeni Dünya’da yaşayan yerleşik halkın kanlarının emilmesi pahasına gerçekleşti. Tabi ki düşünmeyen dünya toplumuna bu sihirli kutucuk, marifeti ile aynen Kızılderililerde olduğu gibi yaşanmışlıkların tam aksini yansıtabilmiştir. Amerika dünyaya sağladığı kazanımlar olmamış mıdır? Evet, olmuştur. Fakat bunların hiçbirisi insanlık daha iyi yaşasın diye olmamıştır diyebiliriz. Bunlar, Amerika’da yaşayan belirli bir ekonomik güce sahip zümrenin dünya üzerinde kurmak istediği oligarşik düzenin teminine kolaylık yapılsın diye yapılmış işlerdir.

Şimdi naçizane tahlilini yapmaya çalıştığımız bu filmde de Afroamerikan adı verdiğimiz zencilerin sözde özgürlük sürecinden bir parça sermayedarların amacına yönelik kurgulanmıştır. Güneyliler ve kuzeyliler arasındaki savaşın sebebi olarak zencilerin özgürlük sorunu olarak gösterilmiştir. Güneyliler köleliğin kalkmasını istemezken kuzeyliler ise köleliğin kalmasından yana tavır almaktadırlar. Bu tanımlamada karşımıza güneyli baskıcı beyazlar ile özgürlükçü kuzeyli beyazların mücadelesi gibi bir izah çıkmış olsa bile durum aslında bundan biraz farklıdır. Görünüşte güneyli beyazlar köleliğin kaldırılmasını istemezler. Çünkü tarımın büyük geçim kaynağı olan güneyde zenciler ucuz iş gücü olarak önemli rol oynamaktadırlar. Kuzeyli beyazlar köleliğin her halükarda kaldırılmasını talep ederler. Bütün bunlar ışığında insanlık adına kuzeyli beyazların sempatizanı olabilirsiniz. Fakat birazcık araştırma derdine düşerseniz durumun daha vahim olduğunu hemen fark edersiniz. Görünürde tarım köleliğine karşı çıkan kuzeyliler aslında sanayileşme sürecine giren ekonomilerine ucuz iş gücü temin etmekten başka gaye gütmediklerini görürsünüz. Dünyada artık kölelik mantığı sanayi inkılabına paralel olarak değiştiğinden kuzeyliler de aynı mantık çerçevesinde hareket etmektedirler. Güneyliler kuzeylilere göre geri kalmışlardır. Ama bu geri kalmışlık hak istismarcılığında zamanı yakalamamak şeklinde zuhur etmiştir. Filme baktığınızda seyreden ve aynı zamanda dünyadaki her olaya seyirci kalan insan güruhuna insanlık dersi yutturmacasını, bilgi sahibi iseniz görmekte zorlanmazsınız. Ama yok bugün ülkemizde de olduğu gibi kağıttan, mürekkepten, sayılardan ve en önemli düşüncelerden uzak kalarak sadece televizyondan size sunulan kurgulanmış haberlerden bilgi sahibi oluyorsanız; bu filmin  yutturmacalarına hazır olun. 

Filmde kölelik sadece şekil değiştirmiş; emek sömürüsüne dönmüş ve bu da Amerikan rüyası olarak sihirli kutucuklardan insan beynine servis edilmiştir. Bu öyle bir döngüdür ki alçaklık bu döngünün yanında daha itibarlı durmaktadır. Düşük ücretler ve uygunsuz şartlar içinde çalışarak kazandığınız paralar, size olması gerekenmiş gibi sunulan hayat tarzına ulaşabilmek için aldığınız banka kredileri vasıtasıyla fazlası ile geri alınmaktadır. Dediğimiz üzere köleliğin adı değişmiştir. Buna mukabil verdiği acılar ise katmerlenmiştir. Sermaye gurupları, dünyayı bir örümcek ağı gibi sarmalarken en büyük yardımcıları ise sihirli kutucuk ve onun en önemli tedarikçisi sinema sektörü olmuştur. Bu sektörün ağa babası ise tabii ki Hollywood’dur. Gerçeği çarpıtarak olmadığı bir şekilde sunarak sempati kazanma konusunda maharetlidirler. Glory filmi sanki feza yeni keşfedilmiş edasıyla iyi Amerika portresini çizme derdinde olan bir aldatmacadır. 

Bugün bu filmlerin en büyük talepçisi olan İslam âlemi, Allah’ın resulünün on üç yüzyıl önce özgürlük ve emek üzerine verdiği mesajı unutmuş bir vaziyette bu sahte kâşiflerin keşiflerine meftun olmuş gözükmektedir. Peki, bu halimizle kuzeylilerin kurdukları zenci alayında özgürlüğü için mücadele eden bir zenci askerden ne farkımız vardır? Uyanmak, varlığımızın kaynağı mutlak bilgiye ulaşma derdi gütmek zorunda olduğumuzun biran önce farkına varmamız gerekmektedir. Günümüzden yirmi üç yıl önce yapılan bu filmi bugün gündeme almanın ne anlamı vardır diye düşünebilirsiniz. Film hangi tarihte yapılırsa yapılsın aslında bir şey değişmez. Şeytanın misyonu değişmemiştir. Sadece döneme ait görevleri değişmektedir. Winston Churcill ikinci dünya savaşının öncesinde “Ben size kan, gözyaşı ve ölüm vadediyorum” dediği gibi Amerika’da dünyaya kan, gözyaşı ve ölümden başka bir şey getirmemiştir.

 

Engin Yolcu

HABERKÜLTÜR.NET 


Etiketler GLORY - VE - HOLLYWOOD - GERÇEĞİ - -
FaceBook ta paylaş
20120925163500 -
Sinema Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
KAZIKLI DRAKULA SEYİRCİ KARŞISINDA
HZ.SÜLEYMAN'IN KRALLIĞI
KELEBEĞİN RÜYASI VEYA ŞİİR BAHANESİDİR HAYATIN
KELEBEĞİN RÜYASI KELEBEK HASSASİYETİNDE FİLM
AÇLIK YARALARA DOKUNUYOR
EDEBİYAT DEĞİL UZUN HİKÂYE
BLACK: SİYAH BİR DÜNYAYA DAVETİYE
11 YILLIK HAYALİMDİ!
UZUN HİKAYE ÇOK BOYUTLU
MÜSLÜMANLAR SİNEMANIN NERESİNDE?
GLORY VE HOLLYWOOD GERÇEĞİ
AJLA'YI HİÇ SEVMEDİK
‘Fetih 1453’ dizi oluyor!
Bir Aparma Hikayesi!
İyi ki gelmişim
Bu Filmi İzlemeden Olmaz!
Büyükler de animasyon sever
Bu filmi heyecanla bekliyoruz!
Genç sinemacılarda ümit var!
Bu da mı gol değil hâkim bey!
Bal'ın tadına doyulmuyor
Güneşin fethi yakın!
İnce ve zekice...
Bu adam benim babam!
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
AY VAKTİ'NDE ŞEHRİN FEVERANI VAR!
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz