Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Tarih Kültür Türkiye azınlıkların cenneti
 

Türkiye azınlıkların cenneti
Bilen bilmeyen abartıyor. Biraz da ehli konuşsun o zaman...
Ekleme Tarihi : 20120127093426 -

 TÜRKİYE YAHUDİLERİNE KISA BİR BAKIŞ

Gayrı Müslim cemaatler arasında devletle arasında fazla sorun olmamış devletçe dışlanmamış cemaat olarak Yahudiler ön plana çıkar bunun en önemli gerekçesi Yahudilerin milliyetçi bir kalkışmaya geçmemesi olacaktır.Osmanlı devletinin son hahambaşı Haim Nahum hem Osmanlı hem de Mustafa Kemal’in lehinde Avrupa’da faaliyetlerde bulunacaktır. Önce sarayın daha sonra başta Mustafa Kemal olmak üzere cumhuriyetin kurucu kadrosunun tamamının çok partili demokrasi döneminde de başta Celal Bayar ve Adnan Menderes olmak üzere tüm devlet erkanını özel diş hekimi ve aynı zamanda sırdaşı olan dişçi Sami Günzberg bir diğer örnektir.Eski bir ittihatçı olup 1936 Kemalizm kitabıyla Kemalizmin ideologluğunu üstlenen Moiz Kohen devlete yakın kişilere örnektir.bu kişiler iktidarda kim olursa olsun devlete hizmet anlayışı  günümüz Türk Musevi cemaati tarafından da sürdürülmektedir.devletin Yahudileri her ne kadar kendilerine Musa dinine mensup birer Türk vatandaşı olarak kabul etmiş ve kamusal alanda bunun gerektirdiği şekilde davranmışlarsa da  yaşamlarının bir noktasında hizmet vermek için canlarını feda etmeye hazır oldukları devlete temsil eden entelektüel ve siyasi elitlerin kendilerin,aynen Osmanlı devletinde olduğu gibi birer gayrimüslim olarak algılamaya devam ettiklerini ve gayrimüslim olmalarından ötürü de ayırımcı davranışlara maruz kaldıklarını idrak edeceklerdir.Yaşamın bir cilvesi ise azınlık cemaatleri ile devlet arasında kolaylaştırıcı görevini üstlenen cemaat elitlerinin kendi cemaatleri nezdinde çok fazla itibara mahzar olmamalarıdır.Tekinalp Türkleştirme gayretlerinden dolayış,Samuel İzisel Yahudi İspanyolca’sını kaldırmak istemesi sebebiyle,ileri gelen diğer zevat ise Trakya olayları,20 kurra askerliği ve varlık vergisine ses çıkarmamaları sebebiyle cemaatte pek kabul görmeyeceklerdi.

 

TÜRKİYE RUMLARINA KISA BİR BAKIŞ

 

‘Urum’ olarak da bilinen ‘Rum’ kavramı,Müslümanların Anadolu’da ve Roma ile Bizans İmparatorluğu’nun yayılma alanında yaşayan Ortodoks hıristiyanlara verilen isimdi.

1830’da Yunan devletinin kurulması beraberinde Rumların devlet nezdinde gözden düşmelerine sebep olmuştur.Lozan’da belirlenen esaslar çerçevesinde 1923-1928 yılları arasında Büyük Mübadele olarak bilinen bir nüfus değişimi Türkiye’den Yunanistan’a 1.100.000-1.200.000 Rum göç etmiş;Yunanistan’dan Türkiye’ye 450 ile 500 bin arasında Türk gelmişti.İstanbul’da kalan Rumların sayısı günümüzde 1.500 ile 2.000 arasına inmiştir.  

 

 Osmanlı Rumları bir Helen Osmanlılığı savunarak ortak bir Türk-Yunan devletinin kurulması için 1908-1912 ‘ye kadar çalışmışlardır.İstanbul’da kısa süreli politik bir eyleme girişen illegal İstanbul Örgütü’nü kurdular. Toplumsal ve siyasal alanda Rumlar aşağılanmıştır.Devlet yönetiminde ve zenginlikler ölçüsünde toplum içerisinde etkinlikleri kısıtlandı.Rumları bu hali dış güçlerin onlara yönelik faaliyetlerini artırmıştır.  

 

19. yüzyıl ortalarından 1908’ e kadar Türkiye Rumları, Yunanistan genişleme politikaları gütmediği dönemlerde altın devirlerini yaşamışlardır.Ticaretle zenginleşme ölçülerine göre eğitim ve kültür alanında yatırımları artacaktır.Atina ve İstanbul karşı karşıya gelecek, milli kilise ile patrikhane arasında çekişmeler yaşanacaktır.Yunanistan’ın ‘Megola İdea’ fikri Türkiye Rumları arasında yayılacak,Rumlar siyasi tercihlerini Prens Sabahattin taraftarı olarak göstereceklerdir.Patrikhane 1918-1922 yılları arasında Yunan idealine hizmet edecek, geleneksel politikasından ayrılacaktır.İşgal döneminde Türk ahaliyi rahatsız edecek davranışlarda bulunacaklardır.Cumhuriyet döneminde patrikhanenin dışarıya çıkarılamamasının nedenleri olarak Rum kilisesinin gücünün artırılmaması ve Rum mal varlığının değerinin çok olması yüzünden olmuştur.

 

Türk-Yunan ilişkilerinin iyi olduğu dönemlerde Rum nüfus rahat etmiş,kötü olduğu dönemlerde Rum nüfusun durumu kötüleşmiştir.Rumlar tarafından Atatürk dönemi olarak algılanan bu dönemde yurttaş ve Atatürk sevgisi çok yaygındı.İkinci Dünya Savaşı sırasında 20 kurra askeri olmaları, varlık vergisi,Kıbrıs meselesi ,6-7 Eylül olayları Rumların Türkiye dışına göç etmelerini hızlandırmıştır.1930’lu yıllarda Nikolas Toptas ,Karamanlılardan Zihni Özdamar milletvekili oldular.1946’dan başlayarak Nikolas Fakaçelis Vasil Konos,Ahileas Moshos,Aleksandros Hacopulos,Hıristos İoanidis milletvekili seçilmiştir.          

 

TÜRKİYE RUM BASINI FAALİYETLERİ

 

1918'e kadar durgun kalan bu basın, Mütareke'nin ilanı ve İstanbul'un işgali ile ırkçı eğilimleri açığa vurur. İstanbul'un, kurulacak Yunan İmparatorluğu'na terkini, Türklerin Avrupa'dan kovulmasını açıkça talep ederler. Yazarları da Osmanlı Matbuat Cemiyeti'nin dışında kendi örgütlenmelerine girişir.

 

Anadolu'daki bozgun, İstanbul'un Rumca basınının ve yazarlarının sonu olur. Gazeteler kapanır, gazeteciler yurt dışına kaçar. Türk düşmanlığı yapmamış bir gazeteci nesli ortaya çıkar.

1923-1941 arasında İstanbul'da 28 Rumca gazete ve dergi görülür. Bunlardan 24'ü günlük siyasi gazetedir: Aniksartitos, Asipis, Avyi, Apoyevmatini, Dimokratia, Dimokratis, Efimeris, Espirini, Estia, İmeris Yana, Katimerini, Metaritmisis, Metapolitefsis, Otipor, Patris, Politia, Politersis, Proodos, Proini, Ta Hronika, Ta Neotora, To Vima, To Fos. Kimi birkaç sayı, kimi de birkaç yıl çıkar.

Efimeris (1943-?), Vima (1946-1952), Keravnos (1947-1951), Kiryakatiki Proia (1947-1960), Hronos (1947-?), Apostolos Adreas (1951-1964), Elefteri Foni (1952-1965), Embros (1952-1965), Ta Nea (1953-?) gibi gazeteler de yayımlanır. Aralarında en önemlisi günümüze kadar yaşamını sürdüren Apoyevmatini sayılır.Haftalık dergilerden Fos, Foni, mizahi Okopanos, 15 günlük Kopanos, dini olarak da aylık Hıristiyaniki Estia ile aylık Ortodoksia yayımlanır. İstanbul'daki Rumların sayısı azaldıkça gazeteler de azalır.Halen yayınlanan Apoyevmatini ile İho (Yankı) gazetesi Rum cemaatine hitap etmeyi sürdürüyor.

                       

TÜRKİYE ERMENİLERİNE KISA BİR BAKIŞ

 

Ermenilerin gittikçe laikleşen ve standartlaşan ve modernleşen günlük hayatta komşuları Türklerden kendilerini ayırt edecek somut bir şey kalmamakta Türklerle karma evlilikler artmaktadır. İstanbul Ermenileri batı Ermenilerinin kalbi sayılabilir.Bugün dünyada 6-7 milyon Ermeninin olduğu tahmin edilmektedir.Türkiyede 70-80bin kadar kişinin kaldığı söylenmektedir.Türkiye Ermeniler için önemlidir.Diaspora Ermenilerinin çoğunluğu Türkiyeden göç edenlerden oluşur.19yy.başında İstanbul en kalabalık Ermeni şehri olmuştu.Osmanlıda sahip olunan bu ayrıcalıklı güç 19yy sonlarında kayıp olmaya Beyrut –Lübnan,New York-Paris gibi şehirler Ermeniler için cazibe merkezi olmaya başlamıştı.Bugün ermeni patrikliği İstanbulda bulunmaktadır.Ermeni toplumu için Hıristiyanlık ve kilise kimliğin vazgeçilmez parçası olmuştur.Bugün batı Ermenileri için en önemli merkez İstanbul olarak gözükmektedir. Geçmişte İstanbullu terk eden Ermenilerin yerini anadolu Ermenileri almıştır.Bu göç beraberinde ermeni cemaatleri arasında hakimiyet mücadelesinin verilmesine Sebep  olmuştur.Ermeni toplumu için en büyük endişe karma evlilikler olacaktır.Laikleşme ile birlikte resmi nikah işlerini de yapmaya başlayan Ermeniler düğünlerini kimlikleri için vaz geçilmez bir unsur yapacaklardır.Bugün ermeni toplumu dikkatleri üzerine fazla çekmeden yaşamaya çalışmakta yazları tatil için  kınalı ada da  toplanarak cemaat içi dayanışmayı sürdürmeye çalışmaktalar.Eğitim konusunda ve konuşulan dil konusunda Türkleşme gerçekleşmiş gibidir.Etyen Mahçupyana göre “genelde azınlık topluluklarının özelde ermeni toplumunun en önemli sorunları Lozanın tam uygulanmaması ,laik kimlikli bir vatandaşlığın oluşmaması ve yine 1935 yılında çıkan 2672 sayılı Vakıflar Kanunu ile ortaya çıkan Ermeni toplumun gayrı menkullerinin durumu idi. Devlet ve bürokrasi gayrı menkuller üzerinde ermeni toplumunun haklarını kısıtlamakta idi.Ermeni meselesi devletin iç dinamiklerinden kaynaklanmaktadır.Yazdığı eserin adı kendisinin Ermenini kimliğinin inşasında öteki olmaktan şikayetçi olduğunu söylemesine rağmen öteki olmadan ermeni kimliğini inşa etmesinin mümkün olmadığıdır.Bu paradoksal tutum cumhuriyet elitlerinin de sorunu olacaktır. Onlar hem azınlıkları Türkleştirmek hem de azınlıklara esas itibari ile güvenilemeyeceğini söyleyeceklerdir. 

TÜRKİYE ERMENİLERİNDE BASIN

Istanbul ve Tiflis’in bir zamanlar ermeni basınının en önemli ocakları olduğunu, 1832’den bu yana Istanbul’da 300’den fazla periyodik yayın basıldığını, bugün 60.000 ermeninin yaşadığı kentte, 6 periyodik yayın olduğunu, 2’si günlü Jamanak ve Marmara gazeteleri,Agos haftalık gazetesi, Jbid aylık çocuk dergisi, patrikhanenin Lraper haber bülteni ve Ermeni hastanesinin Surp Prgiç aylık dergisi olduğunu olduğunu söyleyen Haddecyan, Istanbul’un bir kültür merkezi olduğunu, bugün de bu geleneğin devam ettiğini sözlerine ekledi. Istanbul ermenilerinin, Ermenistan ve Türkiya arasında ilişkilerin tesisinden büyük kazanımlar elde edeceğini, bunlar arasında, okullar için Ermenistan’dan öğretmenler getirilmesi, sanat adamlarının davet edilmesi de bulunuyor. 

Türk-Ermeni diplomatik ilişkilerinin olmadığı koşullarda, Ermenistan ve Türkiye birbirine düşman devletler gibi olmakta, bu durumda Istanbul ermenileri kendi kimliğini korumak için sadece kendi gücünden faydalanmakta, ve ne üzücü ki her geçen gün Istanbul ermenilerinde Türkçe kullanımı yaygınlaşmakta, günlük Jamanak ve Marmara gazeteleri okuyucu kaybetmektedir diyen Haddecyan, “Fakat 10-20 yıl sonra ne olacak, bilmiyorum” diyor.

 

Ali Öztürk

HaberKültür.Net

 

 


Etiketler Türkiye - azınlıkların - cenneti -
FaceBook ta paylaş
20120127093426 -
Tarih Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
Vefatının Sene-i Devriyesinde Sultan II. Abdülhamid'i Anlamak
MÜCAHİTLERİN GÖZBEBEĞİYDİ!
ÇANAKKALE’Yİ HAKEDİYOR MUYUZ?
BALKAN FACİASININ 100. YILI
PROF. DR. İSMAİL KARA: AKİF GÖNÜLLÜ SÜRGÜNDÜR
ŞEHİTLER ÖLMEZ!
PEKİN’DE HAMİDİYYE ÜNİVERSİTESİ
Osmanlı’da yılbaşı bir başka kutlanırdı!
Cülus Yolunda Bir Valide Sultan!
Patrikler de idam edilir
Tarih konuşuyor
Osmanlı'da demografik nüfus yapısı
Osmanlı'da ilk deprem
Şehit Enver Paşa hain miydi?
Hilafete ne oldu?
Koruma Kanunu kimi koruyordu?
Tarihin dili olsa…
Yeşil Ordu'nun derdi neydi?
Türkiye azınlıkların cenneti
Evveline selam olsun sultanım
Osmanlı’da millet sistemi vardı
Abdülmecid Efendi'yi unutmayacağız
Tarihimizi küstürdük
Katip Sinan Camii garip cami
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
AY VAKTİ'NDE ŞEHRİN FEVERANI VAR!
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz