Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Gazete Kültür Milli Gazete'de neler oluyor
 

Milli Gazete'de neler oluyor
Duyarlı, haysiyetli, dirayetli isimler bir bir Mili Gazete ocağından ayrılıyor…
Ekleme Tarihi : 20101004143403 -
Hüseyin Akın, Milli Gazete’yi elimize aldığımızda ilk okuduğumuz isimlerden biriydi. Edebiyatın engin dilinden hazzetmesi, şair hassasiyetiyle her vak’ayı mutedil ve munis bir Türkçe’ye çevirmesi ve en çok da ‘üzüm yemek’ için gösterdiği iyilik azmi, sadık okuyucular listesine geçmemiz için yeterli gelmişti.
 
Bugün geleceğe dair ümitlerimizi tazelemek üzere bir Hüseyin Akın kaldı diyerek gazeteyi çevirdiğimizde bir veda yazısıyla karşılaştık. Hakka sebatına inandığımız güvendiğimiz bir isim daha ‘milli ocak’a veda ediyordu. Yazı şöyle:
 
Bu bir veda yazısıdır
 
“Yaklaşık altı yıldır kesintisiz yazdığım Millî Gazete'deki yazılarıma bugün son noktayı koyuyorum. Son aylarda isimlendirmekte zorluk çekip bahsinden utanç duyduğum gelişmeler artık bu şartlarda yazmamı anlamsız ve imkânsız kılmıştır.
 
Düşünce sayfasında ilk yazmaya başladığımda, tıpkı diğer arkadaşlarım gibi tek hedefim vardı: Düşünceyi ayağa kaldırmak ve sözü muhkem bir yere yerleştirmek... Kalemden kâğıda düşen sözün de üzerimizde bir hakkı olduğu bilinciyle hareket ederek, şartları daha fazla zorlamamak gerektiği sonucuna vardım. Hiç olmazsa düşünmenin ve düşüncenin haysiyetini korumak adına, gözlerimiz önünde cereyan eden olaylara köşe başından seyirci kalmamak için kaleyi terk etmek yerine, kalemi bırakıyorum.
 
İlk günden bugüne yazdıklarımız dikkatle okunacak olursa, hakikate itaat ve doğruluğa sadakatten ayrılmadığımız görülecektir. Meşum süreçlerle bin bir çeşit acılar çekmiş insanların her şeyi unutarak, şimdi kalkıp da birbirlerine acı çektirmekte yarış etmelerini hiç anlayamadım. Âkil bildiğim adamların akla ziyan nevinden temas ve çıkışlarında ne kadar hikmetli bir taraf aradımsa, her biri elimde kaldı. İçinde kardeş kavgalarının da yer aldığı böyle bir oyunun herhangi bir tarafında daha fazla kalamayacağımı anladım.
 
Meğer sözün bittiği yer kadar, yazının da tükendiği bir nokta varmış.
 
Yazmak kadar yazmamak da üslup gerektiren bir şey, bunun farkındayım. İşte kendimi tam da bu zaviyede gördüğüm için yazılarımı burada noktalıyor, şu ana kadar yazılarımı takip edip beni izleyen bütün okuyucularımdan özür dileyerek haklarını helal etmelerini istiyorum. Şayet benim de şöyle ya da böyle birilerine hakkım geçmişse, hepsi helal olsun.
Ayrılışları en güzel cümlelerle bağlayan 'toparlanın gitmiyoruz!' çağrısının sahibi şair İsmet Özel, bir zamanlar bu kapıdan ayrılırken "Sel gider kum kalır" demişti. Bu öfke seli kum bırakır mı, pek o kadar emin olmadığım için iyisi mi ben sadece ufak bir değişiklikle İsmet Özel'in hüküm cümlesini soru cümlesine dönüştürmekle yetineyim:
Sel gider kim kalır?”
 
Mevlâ Rezzâk-ı âlemdir.
 
Mevla Rezzak-ı âlemdir; elhak. Soylu duruş ve direniş sahiplerine elbetteki kapattığından çok daha hayırlı kapıları açacaktır sonuna kadar.
 
Üzücü olan, bunca varlık var iken gitmeyen ‘iç ve dış mihraklı’ gönül darlığının, bir kere daha kardeşi kardeşe küstürmeyi ve müslüman insanın deniz üzerindeki saman çöpleri gibi tek ve kuvvetsiz kalmasını sağlamayı başarmasıdır.
 
Sel gidecek ve kum kalacaktır. Dalgalar dinecek, köpükler silinecek ama deniz baki kalacaktır. Bu va’d-i ilahi. Buna böylece iman ediyoruz.
 
Öfkesine ve kinine hükmedemeyenler gidecek, düşünceyi ayağa kaldırıp sözü muhkem yere yerleştirerek düşünmenin ve düşüncenin haysiyetini koruyan mutedil ve munis yürekler ebediyen payidar olacaktır.
 
Aklıma II. Mahmud döneminin hatırlı devlet erkânından Halet Efendi için söylenegelen şu beyit geldi her nedense:
 
Ne kendi eyledi rahat ne kimseye verdi huzûr
Yıkıldı gitti cihandan dayansın ehl-i kubûr
 
Bir zamanlar baş tacı edindiğimiz insanların ardından böyle söylenmemesini yürekten diliyoruz. Ama şu aşikar ki artık ‘milli’ bir gazetemiz yok. Dahli olanlar bu günü ‘milli bayram’ ilan edebilir. Fakat görünen o ki tarih ‘sahte kahramanlar’dan silkinmeye kararlı.
 
Dolayısıyla ‘sel’ ehlinin işi pek kolay görünmüyor…
 
 
 
Elif Bilge Ceylan
 

Etiketler Milli - Gazete'de - neler - oluyor -
FaceBook ta paylaş
20101004143403 -
Gazete Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
ERCİYESİN ZİRVESİNDE EDEBİYAT ESİNTİSİ
MEHMET DOĞAN'DAN GÖKÇEK'E ELEŞTİRİ
HAŞMET BABAOĞLU: SEZAİ KARAKOÇ'UN DÜŞÜNCESİNİ TANIMASAYDIM YAZIK OLURDU!
KİMSESİZLER YURDUNDA AÇAN ÇİÇEK!
MURAT MENTEŞ'İN YENİ ROMANINI TOPLUM İÇİNDE OKUMAYIN!
İBRAHİM TENEKECİ, İBRAHİM PAŞALI'YI YAZDI
İBRAHİM TENEKECİ AHMET MURAT'I YAZDI: İSMİNİ ANARSAM SERİNLİYORUM
İBRAHİM TENEKECİ'DEN SONRA NE OLACAK?
MURAT MENTEŞ: ALEVİLER DÜNYA AHİRET KARDEŞLERİM
SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ
Hamidoloji kulağa hoş geliyor!
Çağrı'yı tekrar çekmek yürek ister!
İki yazı iki duruş!
“120 yaşına kadar yaşayacaksak…”
Ses peyzajı: Hakikatin anayurdu
Arayüzlerimizle yüzleşebiliyor muyuz?
Eller ruhun aynasıdır!
Bütün kavşakları tutmuş ...klar
Abdurrahim Karakoç bir Türkiye sevdalısı!
Sizin bir bahçeniz var öyle mi?
Amacımız Kur’ân’a ve Sünnet’e gitmek!
Kalbin Direnişi ne asil direniş!
Kocaya secde en güzel bişey
Dizilerdeki Üç Tehlike: Masa, Kasa, Nisa
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
OSMAN AYTEKİN’İN YENİ ÖYKÜ KİTABI ‘BULUŞMA’ ÇIKTI!
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz