Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Gezi Kültür Daha gezecek çok yer var!
 

Daha gezecek çok yer var!
İçi onlarca balık, dışı yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan Çağa Gölü yolu Bolu’ya düşenlerin ilk uğrak yerlerinden biri… Göl kenarında küçük bir yerleşim yeri düşünün.
Ekleme Tarihi : 20100421145608 -

 

Bir yanda günümüz şehri; modern, hayat dolu, çarşı pazarın insanlarla cıvıl cıvıl renklendiği, okullarda çocukların, iş yerlerinde insanların günlerini değerlendirdiği, marketlerde alışveriş yaptığınız, göl kenarında manzara eşliğinde yemek yiyebildiğiniz restoran ve piknik yerlerinin olduğu bir yer.  

 

Diğer tarafta, gölün tam karşı kıyısında da geçen yüzyılın sakinliğinde güngörmüş pirifâni dedelerin ve nenelerin yaşadığı, eski yazıyla mezar taşlarının sakince toprak üstünde beklediği, horozların sanki zamansız sabahlara öttüğü, derenin şırıltısında hepi topu beş on hane sakini ailenin günlük meşgalelerle vakit geçirdiği, köyün camiinin hemen yanında bir toplanma yeri olan kahvehanenin sobası etrafında sohbetler edildiği, aynı zamanda köyün berberi de olan kahvehanenin duvarlarında geçen zamanların takvim yaprakları gibi eski fotoğrafların duvarlarda asılı olduğu bir yer.  

 

Bu iki yeri sadece isimlerinin önüne takılan kelimeler birbirinden ayırıyor. Eski ve yeni.

 

 

 

 

Mengen, Gerede, Dörtdivan ilçelerinin tam ortasında kalan, Bolu’nun Çağa ilçesinden bahsediyorum. Çağa gölü etrafında yer alan yerleşim yeri konumu itibari ile biraz daha ‘sapa’ kalınca Ankara ile İstanbul arası yolun tam kenarına yeni bir şehir kurulmuş. İlk yaşanılan Çağa böylelikle ‘Eski Çağa’, şimdi kullanılan yere de ‘Yeni Çağa’ ismi verilmiş. Her iki adresi birbirinden ayıran Çağa Gölü’nü Kuzuviran, Ibrıcık ve Çağa dereleri besliyor. Göl, Yeniçağa ve Mengen karayolunun tam kenarında yer alıyor. Doğuda Arkot Dağı, Kuzeybatı’sında Gökçeler Dağı gölü çevreliyor.  

 

 

 

Evliya Çelebi’nin Erzurum yolculuğundaki ilk duraklarından biri olan Çağa Gölü için seyyahımız bakın neler söylemekte: ‘Çağa gölü, dört tarafı  47 pare mamur köylerle müzeyyen bir göldür. Etrafı 11 mildir. İçinde adası yoktur. Derinliği 20 kulaçtır. Suyu tatlı  olduğundan ahalisi kenarında sabun sürmeden bir gömleği beyaz gülpenbe gibi yaparlar.’   

 

Gölü bu kadar meşhur olan Yeniçağa’nın bir diğer ünü de bereketli toprakları. Yakın zamana kadar ülkemizin birçok noktasına bahçe toprağı olarak gönderilen toprağını ilçe artık kendisi için saklıyor.    

 

Eskiçağa 

 

Anadolu’nun birçok kasabasında köyünde görebileceğiniz bir mekân da Eskiçağa’dır. Burada tarihi miras olarak göreceğiniz yerlerin başında Yıldırım Beyazıt zamanında yaptırılan cami yer almaktadır. Yapımı 14. yy.’a tarihlenen caminin iç süslemeleri dikkat çekiyor. Camiden birkaç yüz metre ilerde yer alan bir diğer dikkat çeken eser Eskiçağa hamamı. Bugün nispeten kullanılmaz ve işlevsiz de olsa dikkatli bir restorasyonla ilk günlerindeki gibi yenilenebilecek bir duruşu olan hamam bir dere kenarına kondurulmuş. Uğrayanı olmasa da bir su kenarında olmanın dinginliği muhtemelen ona yetiyordur.  

 

 

 

Eskiçağa’yı cazip kılan hayatın hay-huy’u içinde yanından öylesine geçip giderken sizi müşfik sokaklarına çağıran dingin sesidir. Camiye gelmeden hemen önce yoldan geçenlere bir iki nefes aldıracak hem çayhane, hem berber, hem bir sohbet evi hem bir misafirhane gibi işlev gören kahvehane’sini mutlaka görmek gerekiyor. Büyükçe bir köy, küçük bir kasaba havasında olan Eskiçağa’da insanların çoğu ya Yeniçağa’ya ya da başka memleketlere göçmüş. Masal diyarlarını anımsatan evleri, bahçeleri, toprak yollu sokakları bile burada yaşamak için gidenleri ikna edememiş. Köyde öpüp koklayacağınız bir tek çocuk var. O da buraya vazifeli gelmiş İmam Efendinin oğlu. Evinin penceresinden muzip ve utangaç bakan bu küçük kahramanın keyfi oldukça yerinde. Çünkü köyde yaşayan herkesin tek eğlencesi, tek neşesi o. Kahvede oturduğunuzda bahar günlerinde dahi sizi sıcak bir soba ağırlıyor önce. Ardından masanıza kalbiniz kadar sıcak bir tavşan kanı çay konuluyor. Sonra gelsin sohbetler. Eski zamanlar, gurbet hikayeleri, ‘hökümet’ muhabbetleri, kışın mahrumiyetleri, yazın neşeleri… Sohbet uzayacak belli. İzin isteyip yola koyulduğunuzda size Eskiçağa balı hediye etmek istiyorlar. Çayların parasını ödemek istediğinizde ‘ne münasebet’ çaylar bizden diyorlar. Günde bu yoldan kaç kişi geçer. Kaçından kaç kuruş para alınır ve işler nasıl döner belli değil. Burada zenginlik parayla değil.  

 

 

 

Eskiçağa’nın miltaşı

 

Anadolu’nun Roma dönemi tarihi miras olarak oldukça önemli ve doludur. Bir dünya imparatorluğu olan Roma, hakimiyeti altında olan toprakların tamamında olduğu gibi Anadoluda’da büyük bir medeniyet  kurmuşlar. Yaşadıkları yüzyılın zor şartlarında dahi her tarafı yollar, tiyatrolar, tapınaklar, köprülerle donatmışlar. Romalıların yaptıkları yollarda 1000 adımda bir, bir mil taşı koymuşlar. Bu mil taşları hem mesafeleri tespit edebilme işine yaramış hem de bu taşlar üzerine yazılar yazarak bir yol tabelası sistemi kurulmuş. Eskiçağa’da bu mil taşlarından bir tane bulunmaktadır. Kendi zamanının önemli bir yol güzergahı olduğunu buradan anladığımız Eskiçağa’ya uğrayan seyyahların bolluğu da bu önemi tekrar vurgulamaktadır. Ünlü Arap seyyah İbn Battuta, Evliya Çelebi, 1700’lü yılların ünlü Fransız seyyahı Chevalier M. Otten bunlardan sadece birkaçı.  

 

Çağa ayak uyduran belde / Yeniçağa

 

İçi onlarca balık, dışı yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan Çağa gölünün diğer kenarında kalan Yeniçağa Bolu’nun yükselen yıldızı olarak kendini adlandırıyor. Göl kenarında bulunmanın verdiği bir ferahlık ilçeyi kaplamış vaziyette. Dünyayı dolaşma niyeti ile bisikletinin pedalına basan yüzlerce gezgin’in uğrak yeri olan ilçeye vakitlice uğrayabilirseniz belediye başkanı Ahmet Kızıltan’ı bir yabancı misafiri ağırlarken görebilirsiniz.  

 

Bugün göl kenarında mesireler, sazlıklar ve sazlıklarda mevsimine göre göçmen kuşlar, yaban ördekleri, turnalar ve daha ne tür kuşlar bulunuyor. Ruhunuzda bir göçmenlik, bir uçma hayali varsa ilk uğrayacağınız göl Çağa gölü olmalı. Büyülü bir atmosferde bir başka zamanda yaşamak, sabah dinçliği ile çiğ düşmüş çimenler üzerinde yürümek, sonra bir kuşun kalbi gibi ürpererek sazlıklar arasında kaybolmak isterseniz adresiniz belli. Yolunuz açık olsun.  
 

Neler yapılabilir?

 

Bir bahar günü çok erken saatlerde yola çıkıp Çağa Gölünde güzel bir piknik iyi fikir olabilir. Şehrin hala kullanılan tarihi evleri ziyaret edilebilir.

Hacımülazım Kolonyalarından hediye olarak alınabilir.

Eğer kuş meraklısı  iseniz göç zamanlarında kuş gözlemi ve ornito fotoğrafçılık için zaman ayrılabilir.

 

Göl kenarında yapılan manzara terasında keyifli bir kahvaltı yapılabilir.

Höşmerim Tatlısı, Yaprak Sarma, Yayla Çorbası tadılabilir.

Yeniçağa Hamamında yıkanılabilir.

Gölde mevsimine göre balık tutulabilir.

Yeryüzü harikası  yaylalarına çıkılabilir.

Bahar aylarında göl kenarında çiğdem toplanabilir.

Daha fazlası için Yeniçağa ve Eskiçağa’ya uğranılabilir.

 

Nurya Çakır

HaberKültür.Net

 

 


Etiketler Daha - gezecek - çok - yer - var! -
FaceBook ta paylaş
20100421145608 -
Gezi Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
BEYAZ MÜSLÜMAN OLMAK; KENYA'DA...
Önce refik sonra tarik
Kable’r-refik ayne’t-tarik
Derebağın suyu başka!
Doğu Ekspresi bizim ordan geçer!
Medinem beni kabul eder mi?
Yahyalı'da bir şelale
Kırılmış bir vatanın gözyaşları
Galata kulesine çıktınız mı hiç ?
Daha gezecek çok yer var!
Şehirler onarır bizi!
Abdulhamit'in sırları burada!
Habib-i Neccar'da neler gördüm
İşi gücü gezmek!
Bugün ben bir güzel gördüm!
İnsan niçin seyahat eder?
Her Fotoğrafçı bir gezgindir!
Yeryüzünde gezmemiz öğütlenmiştir!
Frankfurt Notları
Şam güzellikler şehri!
İran'ı mutlaka gezmeli
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
Mahmut Bıyıklı ile Kültür Dünyası Akit TV’de Başlıyor
TYB İstanbul Takamul Altanmiah Heyetini Ağırladı
Kemal Tekden TYB İstanbul’daydı
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
Üsküdar’dan Gelen Güzel Bir Dergi
 
KİTAP
 
Mustafa Uçurum: Muhtasar Cinnet Risalesi
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz